8 Kasım 2012 Perşembe

KADIN HİKAYELERİ / PAI KIT FAI - Cariyenin Kızı, JULIE OTSUKA - Tavan Arasında Buda

PAI KIT FAI    Cariyenin Kızı

Bu roman; ana hatları itibariyle  üç kadının hikayesi ( anne, kız ve kız torun )  diğer yandan da 20. yüzyılın başında Çin  kültürünün  hikayesi... konu hem dokunaklı hemde büyük bir mücadele ve iradeyi anlatıyor.. kadınlar her toplum ve her zamanda fazlasıyla ezilmişlerdir bunu hepimiz biliyoruz ama bu kitabı okuduğumda hiçbiryerde Çin’de olduğu kadar altsınıfta değerlendirilip, bütünüyle yok farzedilip, yok edilip, sonuna kadar  ezilebildiklerini hayal etmemişim... Tabii hikayenin içinde kadınlara yardım edenler var şüphesiz ama bundan daha fazla -nadiren rastlansa da- bazı kadınların hemcinslerinden gördükleri yardım çok dikkate değer ve nihayet bir oh demenize sebep oluyor....Çin’in, belki tüm uzak doğunun diğer ülkelerden çok farklı gelenek görenekleri, yaşam tarzları, dini ritüelleri, fazlasıyla batıl itikatları var... tüm bu törensel durumlar, ayrıntılı olarak anlatılmış kitapta ve neredeyse film izler gibi gözünüzde canlandırabiliyorsunuz... Ayrıca yazarında bu konunun uzmanı olması nedeniyle uzak doğu dövüş sanatlarına (aslında gerçek anlamda savunma sporlarına) oldukça geniş bir yer verilmiş hikaye ile iç içe bir şekilde...’’Beyaz Turna’’ denilen bu savunma sanatı (özellikle asil kadınlara kendilerini korumaları için öğretiliyormuş) çok ilginçti... Kitapta birde dikkat çekici olan; kadınların eğitime başlama, hayata atılma, çalışmaya başlama, birilerine para karşılığı satılma, -tabi eziyete uğramaya da başlama aynı zamanda- çok erken yaşta başlamalarıydı (daha çok doğumda veya en geç 3 yaşında)... Romanın geçtiği mekanlar, şehirler, insanlar çok detaylı ve gözünüzde canlandırılabilecek şekilde anlatılmış sadece bazı ritüelleri (dini veya gelenek olarak) kafanızda anlamlandırmanız güç olabiliyor bize çok uzak olduğundan herhalde....

Kitaba tek itirazım tüm Çinlilerin kötü, tüm İngilizlerin ise iyi olarak betimlenmeleri... gerçi çok fazla yabancı yok karakter olarak (3-4 tane kadar) ve bu kişilerde iyi olabilirler ne var bunda diye düşünebilirsiniz, denk gelmiş işte diye ama  2 ana erkek karakter de iyi olunca (çinli erkeklerde -hatta kadınların tümüne yakınında-  hiç iyi bir kişi olmadığı düşünüldüğünde) bu daha dikkate değer bir durum olarak ortaya çıkıyor... kitabın başından itibaren bu durum dikkatimi çekmişti ve yazarda çinli olarak göründüğü için bana öyle geldi herhalde diye düşünmüştüm ama kitabın sonunda yazarın Hong Kong’lu bir hanımla evlendiği için çinli bir isim alan ve orada yaşayan bir avrupalı (yüksek ihtimal bir ingiliz) olduğunu öğrenince taşlar benim açımdan yerli yerine oturdu ama bu duruma benim gibi takılmazsanız sorun yok... sürükleyici bir anlatımı var,  zevkle okunan ve detaylı bilmediğimiz bir coğrafya için geniş bilgiler veren aydınlatıcı bir kitap bu...

Cariyenin Kızı
Yazar: Pai Kit Fai
Çevirmen: Pınar Atik
Sayfa Sayısı : 544
Basım Yılı : 2012
Yayınevi : Akılçelen Kitaplar

Bir anne ile kızının içinizi burkacak kader yolculuğu...

"Çin, asırlardır süregelen mutlak bir erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü bir ülkeydi. Kadınlar en temel haklardan mahrumdu ve varlıklarının yegâne sebebi, bir köle, cariye ve fahişe olarak erkeklere hizmet etmekti."

 "Her gizli mutluluğu ara. En ufağını dahi neşenin, al yanına.
Bunlarındır ki, her biri bedeldir bir saf altına."

Üç kadın, üç nesil, bir intihar, sona eren yaşamlar, yarım kalmışlıklar...
Genç bir cariye, Çinin kırsal bölgelerinde dünyaya bir kız çocuğu getirip ismini "Güzel Olan" anlamına gelen Li-Xia koyduğunda, bu kız da annesiyle aynı kaderi paylaşmaya mahkûm gibidir; ancak Li-Xia bir cariye olmayı ve geleneksel kadın rolünü üstlenmeyi reddeder ve bir ingiliz kaptanla kaçar. Li, annesinin bir âlim olma hayalini gerçeğe dönüştürme yolunda ilk adımları atmış olmasına rağmen, bu hayalin gerçeğe dönüşmesi ancak Linin, Siu-Sing, yani "Küçük Yıldız" ismini verdiği minik kızma kısmet olacaktır.

Geleneksel Çin kültürü, tıbbi uygulamaları ve dövüş sanatları üzerindeki uzmanlığı sayesinde, Pai Kit Fai elinizden bırakamayacağınız, soluk soluğa okunacak bir romanla Çindeki kadın köleliği geleneğinin kısa, sosyal bir tarihçesini aktarmanın yanı sıra büyüleyici bir ihtiras ve cesaret öyküsü de sunuyor.


JULIE OTSUKA Tavan Arasında Buda

Bu kez de Japon bir yazar ve  japon kadınların evlenmek üzere amerikaya göç hikayesi anlatılan... özetle uzak doğudan ve kadın hikayelerinden devam ediyoruz.... kitap epeyce ödül almış/aday olmuş ve okuduğum birçok eleştiride de fazlasıyla övgü almıştı.. bende zaten japon yazarları pek es geçemem bu yüzden okumasam olmazdı... Kitap ‘’Brides’’ filminin açılışı şeklinde başlıyor, gelinlerin (ki bu seferkiler japon kızlar) amerikaya varmalarından sonra olanları anlatmak üzere devam ediyor... yani ‘’onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine’’den sonraki gerçeği anlatmaya... tabi gerçek çok başka, çok zor, çok amansız.... üstüne üstlük gittikten bir süre sonra 2. Dünya Savaşı patlak verince de üstüne tuz biber ekiyor... o zamanda ABD’de japon olmayı bir düşünün....

Hakikaten konu dikkat çekici ve üzerine çok şey söylenebilecek zenginlikte ama benim kitaba iki  itirazım  (veya bunca övgüyü haketmediğini düşündüğüm noktalar) var. Şöyle ki;  kızların gemideki seyahat bölümü ‘’Brides’’ filmiyle neredeyse aynı bana sanki oradan kopyalanmış gibi geldi... ikinci olarak ise yazar romanı çok farklı bir teknikle yazmış, bu teknik aslında hem zor hemde dikkat çekici (hatta ben ödülleri bu tekniğin aldığını düşünmeden de edemedim).. alta eklediğim tanıtım bu tekniği gösteriyor tüm kitap bu şeklide yazılmış ne tek tek karakterler var ne konuşma cümleleri,  hikaye o gemideki tüm kadınların ağzından anlatılıyor bazılarımız şunu şunu yaptı,  bazılarımız bunu bunu dedi şeklinde... çok nadir olarak da akıllarından geçenleri parantez içinde yazıyor... İlk başta bu tarz çok hoşunuza gidiyor, değişik geliyor ama biraz okuyunca ben çok sıkıldım sürekli tekrardan oluşuyor gibi geldi ve iyi ki kısa bir kitapmış diye düşündüm... Dolayısıyla farklı bir tür/yazım tekniği okumak isteyenlere (ki konuda güzel) öneririm...


Tavan Arasındaki Buda
Yazar: Julie Otsuka
Çevirmen:
Duygu Akın
Sayfa Sayısı : 168
Basım Yılı : 2012
Yayınevi : Domingo


"Kitabın elmas hali." 
Guardian

"Kocalarımızı ilk gördüğümüzde onları kesinlikle tanıyamayacağımızı bilmiyorduk. Bize gönderilen fotoğrafların yirmi yıl önce çekildiğini bilmiyorduk. Bize yazılan mektupların kocalarımız değil, mesleği yalan söyleyip gönülleri fethetmek olan, güzel el yazılı kişiler tarafından yazıldığını bilmiyorduk. Suyun ötesinden isimlerimizle bize seslenildiğini ilk duyduğumuzda birimizin eliyle gözlerini kapatıp arkasını döneceğini ama diğerlerimizin başlarımızı öne eğip kimonolarımızın eteğini düzelterek sakin ve ılık güne adım atacağını bilmiyorduk. Burası Amerika, diyecektik kendimize, endişelenmeye gerek yok. Ve yanılmış olacaktık."

Natıonal Book Award 2011 Finalisti
Pen / Faulkner 2012 En İyi Roman Ödülü
"Yılın En İyi Kitabı" Vogue, Boston Globe


Japonya'dan San Francisco'ya giden gemiye bindiler hep birlikte, ellerinde kocalarının birbirinden yakışıklı fotoğraflarıyla. Gelindi onlar; yabancı topraklarda, dükkan, bağ bahçe sahibi kocalarıyla kuracakları refah yaşamın hayaline kapıldılar -çünkü onlara bunun sözü verilmişti. Sonra kocalarını gördüler; ilk şoku yaşadılar, ilk geceyi atlattılar. Müstakbel kocalarının onlara yalan söylediğini, evlerinin hanımı olmayacaklarını öğrendiler; çok ama çok çalıştılar, tarlalarda iki büklüm mahsül topladılar, beyaz tenli uzun boylu kadınların yerlerini sildiler, çamaşırlarını yıkadılar, yemeklerini yaptılar, erkeklerine hizmet ettiler. Çocuk doğurdular; bir, iki, beş, on. O çocuklar büyüyüp de kimliklerini reddettiğinde üzülmemeye çalıştılar. Yeni topraklar sonunda memleketleri oldu. Ve savaş gelip çattı bir gün, yeni memleketlerinde "düşman" oldular.

Julie Otsuka'nın 2011 National Book Award finalisti romanı TAVAN ARASINDAKİ BUDA yüz yıl kadar önce gemiyle Japonya'dan San Francisco'ya "fotoğrafla eşlenmiş gelinler" olarak getirtilen bir grup genç kadının yürek burkan öyküsünü, şiirsel bir etkileyicilik ve hiddetle aktarıyor.

"Büyüleyici." 
Vogue, Chicago Tribune, Elle

"Başyapıt." 
Boston Globe

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder