27 Ocak 2013 Pazar

HÜMANİSTLER - Stefan Zweig / Rotterdamlı Erasmus - Zaferi ve Trajedisi, Montaigne

Stefan Zweig en sevdiğim yazarlardan biridir... Eserlerinden okumaya Satranç (muhteşem bir romandır) ile başlamış, Amok Koşucusu (muhteşem öykülerden oluşur) ile devam etmiştim.. Biyografik denemenin yirminci yüzyıldaki eşsiz ustası kabul edilen Zweig’den bu kez iki hümanistin biyografisini peş peşe okudum... Erasmus ve Montaigne’den 400 yıl (Zweig’den bile 70 yıl) sonra insanın insana yaptığı vahşet, hoşgörüsüzlük, kendi düşünce ve dogmalarını herkese dayatma yönünde hiçbir değişiklik olmadığı -yani insanlık açısından bir arpa boyu bile yol gidilmediği- düşünüldüğünde bu kitapları okumak hem çok anlamlı hemde çok can acıtıcı olmaktadır... Her iki hümanist ve Zweig’de insanın özgür olması üzerinde düşünmüş yazmış ve uğraşmışlardır... ama 21. yüzyılda bile bir değişiklik olmadığına göre (yakın ve uzak gelecek içinde bir umut yok doğrusu) bundan böyle insanoğlu niye değişmiyor/niye öğrenmiyor diye düşünmek mi gerekiyor acaba??

Rotterdamlı Erasmus - Zaferi ve Trajedisi
Bu kitap hem büyük hümanist Erasmus’un (1469-1536) hayatını, düşüncelerini, eserlerini anlatıyor hemde 15. yüzyılın önemli olaylarını (16. yüzyıla geçişle birlikte), tarihi şahsiyetlerini, Rönesans ve Reformu detaylı olarak anlatıyor...  

Kitabın önsözünde Ahmet Cemal’in ‘’ Erasmus gibi Stefan Zweig’ın da en büyük ideali; insanları ve toplumları birbirlerinden ayıranlara değil  birleştirenlere ağırlık tanımak; insanın salt insan olarak yaratıldığı için yüce değer bilinmesini sağlamaktı. Roterdamlı Erasmus- Zaferi ve Trajedisi, insanlık düşünce özgürlüğünü ve birey olarak insan hayatının taşıdığı kutsallığı değer bildiği sürece güncelliğini yitirmeyecektir.’’ şeklinde ifade bulan görüşleri kitabı çok iyi anlatıyor... Üstüne Zweig’in yalın, akıcı dilini de eklediğimizde  mutlaka okuyun derim....

Yazar:Stefan Zweig
Çevirmen : Ahmet Cemal
Sayfa Sayısı: 200
Basım Yılı: 2008
Yayınevi: Can

Her koşul altında iç özgürlüğünü koruma uğrunda çaba harcamak, kimsenin efendisi olmaya kalkışmamak, fakat kimseye de boyun eğmemek; hiçbir sav ya da düşünceye baştan düşmanca yaklaşmamak, ama buyurgan nitelik almaya başladığı anda her savın ya da düşüncenin karşısına dikilmek. Bütün bunlar gerek Erasmus’un, gerek Zweig’ın kişiliklerinde birbiriyle bütünüyle örtüşen niteliklerdir.
AHMET CEMAL
Stefan Zweig’ın, Kuzey Avrupa Rönesansı’nın büyük ustası, hümanist bilgin Desiderius Erasmus için kaleme aldığı bu yaşamöyküsü, bağnazlığın her türlüsüne karşı bir savaş ilanı niteliği taşıyor. Rotterdamlı Erasmus: Zaferi ve Trajedisi, son nefesine kadar bir hümanist, gerçek bir dünya vatandaşı olarak kalan Zweig’ın deneme türündeki başyapıtıdır.

Montaigne
Bu kitapta ise yine büyük bir hümanist Montaigne’in (1533-1592) hayatı, düşünceleri ve ‘’Denemeler’’i anlatılıyor... Bu kitap Zweig’in intiharı nedeniyle tamamlanamadan kalmış, bu nedenle yazarın  koymuş olduğu notlar, parantezler, yayıncısının sonradan eklediği bir iki cümleyi de içeriyor... Böyle olsa bile bu büyük hümanisti anlatmaya yetiyor.. sadece Erasmus’un denemesinde olduğu gibi dönemin olayları (bu kitabın sonunda kronolojik bir liste olarak belirtilmiş)  anlatıl(a)mamış, yalnızca Montaigne’nin düşüncelerine ağırlık verilmiştir...

Yine Ahmet Cemal’in önsözünden gidersek’’Zweig’in yaşamının son yılında –bütün dünyanın cehennemden farksız ve ondokuz yüzyıl boyunca insanı insan kılmış tüm değerleri kasıp kavuran bir savaş cehenneminin ortalık yerindeki 1942’de- Montaigne üzerine eşsiz bir deneme kaleme almış olması, yüzlerce yıl önce, hümanizmin gerçek bir mirasçısı kimliğiyle insana dair herşeyi sorgulamaya insandan yola çıkarak başlayan bir düşünür ile ondan yüzyıllarca sonra insanlığın büyük çöküşünü yine insandan yola çıkarak sorgulamak peşindeki bir başka düşünürün karşılaşmaları çıkmaktadır’’

Kitaptan birkaç paragraf ise şöyle;
‘’Montaigne’in önem verdikleri bellidir:kendisi için aklın yolundan ayrılmamak, insanlıkla ilgisini kesmiş bir zamanda insanlığını korumak, kitle çılgınlığının ortasında özgür kalabilmek’’

‘’Montaigne’in asıl zevki bulmak değil bu arama eylemidir. Montaigne bilgeliğin sırrını, amaca uygun formülleri arayan filozoflardan değildir. Herhangi bir dogmayı ya da öğretiyi istemez; katı iddialardan hep korkar. Hiçbir şeyi serinkanlılıkla iddia etmemek, hiçbir şeyi de  bir çırpıda yadsımamak.’’
Bu denemeyi de mutlaka okuyun....


Yazar:Stefan Zweig
Çevirmen : Ahmet Cemal
Sayfa Sayısı: 128
Basım Yılı: 2012
Yayınevi: Can

Stefan Zweig, Nazi Almanyasında kitaplarının yakılmasının ardından, hümanist düşünür Erasmusla başladığı içsel yolculuğuna yine bir hümanistle, Montaigne’le noktayı koyar. Montaigne, yazarın 1942de hayatına son vermeyi seçmesiyle yarım kalan son eserlerinden biridir. Avrupayı Avrupa yapan filozof ve yazarları konu alan biyografiler üzerinden kendini anlama ve anlatma yolculuğunun Zweig için son uğrağıdır Montaigne.

Stefan Zweig, "En gönüllü ölüm, ölümlerin en güzelidir," diyen Montaignede kendini bulmuştur. Büyük Avrupayı geri dönüşü olmayacak şekilde sonlandıran İkinci Dünya Savaşı yıllarında, yaşamın ve yaşamanın insanın kendi iradesine bağlı olmaktan çıktığını fark eden son büyük Avrupalıdır Zweig.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder