17 Mart 2013 Pazar

JOHN KATZENBACH - Profesör

Yazarın ilk kitabını (psiko-analist) yaklaşık iki yıl önce okumuş çok beğenmiştim... gerilimle psikolojiyi iç içe geçirerek kurgulanan bir romandı... benim okumama sebep psikoloji bölümüydü ama  hem hikayeyi, hem gerilim dozunu, hemde anlatımını sevmiştim... ama bu tür popüler (veya çok satan diyelim) kitapların birbirini tekrar etme gibi bir sorunu var en azından kullanılan şablon hiç değişmiyor... o yüzden ilk kitapta bırakmaya karar vermiştim... Zaten polisiye/gerilim türünden çok az okurum bu kadar yeterli diye düşündüm...

Ama bu yıl çıkan yazarın 3. Kitabı ‘’Profesör’’ü görünce konusu (ana karakterin hastalığı aslında) çok ilgimi çekti bunu da okuyayım dedim... Profesörün nadir rastlanan, çok hızlı ilerleyen ve ölümcül bir demans hastalığı var... ama bir yandan da kaçırılan bir kızı bulmak zorunda... hem kızın hemde profesörün çok çok az zamanları var... eğer çabuk harekete geçilemezse kız ölmüş, profesör ise hafızasını tümden yitirmiş olacak... aslında merakımı celbeden yazarın bu hastalığın seyrini nasıl anlatacağıydı... ama beklediğimi bulamadım... bunun nedeni profesörü pek ölümcül ve hafıza kaybına uğrayacak hasta olarak hayal edememem sanırım... hastalık halüsinasyonlarla anlatılıyor, adam ailesinden daha önce ölmüş kişilerle konuşuyor ama ben daha çok küçük çocukların hayali arkadaşlarıyla konuşmalarına benzettim... o zaman biraz komik oldu... bunun dışında kaçırılan kızın anlatıldığı bölümler gereğinden uzun gibiydi... velhasıl  ilk kitapta kalma kararım doğruymuş...

Hala hikaye açısından ilk kitap daha başarılıydı diye düşünsem de  bu da sürükleyici, heyecanı koruyan bir romandı... ayrıca çocuk istismarına, siber suçlara dikkat çekmesi açısından faydalıydı bunu da belirmeden geçmek istemem... diğer yandan bu tip kitaplarda şablon aynı kalıyor ifadem de kanıtlanmış oldu... her iki kitapta da ana karakter 55-60 yaşlarında bir erkek, yalnız başına yaşıyor, psikoloji ile uğraşıyor, hayatını kaybetme tehdidi altında ve mesleğini kullanarak gerilimli olayı çözmeye uğraşıyor... bu türü seviyorsanız -bir tanede kalmak üzere-okuyabilirsiniz...

Yazar: John Katzenbach
Çevirmen: Ender Nail
Sayfa Sayısı :512
Basım Yılı : 2013
Yayınevi :Koridor

Aklının sana oynadığı oyuna ne kadar direnebilirsin?

Psikoloji profesörü Adrian yakında hafızasını kaybedip öleceğini öğrenir. O an aklında tek bir düşünce vardır: Eve gidip hayatına kendi elleriyle son vermek. Ancak birkaç saat sonra yolda on altı yaşlarında sırt çantalı bir kız görür. Hemen ardından bir araç onu zorla alıkoyar ve gözden kaybolur. Profesör şaşkındır. Gördükleri bir illüzyon mudur yoksa gerçekten gözlerinin önünde bir kaçırılma olayı mı gerçekleşmiştir? Eğer öyleyse harekete geçmek zorundadır, zaten kaybedeceği hiçbir şey kalmamıştır. 

Sayılı günleri kalmışken ve hafızası ona her an yeni oyunlar oynarken, labirentin içine sıkışmış bir fare gibi ondan yardım bekleyip beklemediğine bile emin olamadığı bu kızı kurtarmaya çalışmak ne kadar mantıklıydı? Hastalığı onun bu bulmacayı çözmesine yardım mı edecekti yoksa gördüğü halüsinasyonlar onu hiç planlamadığı bir sona mı götürecekti? 

"Katzenbach’ın kurgu yeteneğine sahip çok az yazar var."
People



Yazar: John Katzenbach
Çevirmen: İpek İbik
Sayfa Sayısı :512
Basım Yılı : 2010
Yayınevi :Koridor
FREUD VE JUNG BİR ARAYA GELSE DAHA İYİSİNİ YAZAMAZDI

53. doğum günün kutlu olsun, doktor. Ölümünün ilk gününe hoş geldin.

New Yorklu bir psikonalist olan Dr. Frederick Starks tehdit dolu, gizemli bir mektup alır. Kendini, Rumpelstiltskin adlı bir adamın tasarladığı korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kurallar bellidir: İki hafta içinde Starks onun kim olduğunu tahmin edebilirse özgürlüğünü geri kazanacaktır. Başarısız olursa Rumpelstiltskin, Dr. Starksın sevdiği 52 yakınını tek tek öldürecektir - ancak ona bir seçenek daha sunar: Kendini öldür. 
Zamana karşı bu zorlu yarışta Starksın kaderi, intikamını dolambaçlı yollardan almak isteyen bir psikopatın ellerindedir. Bu deli adamı durdurmanın bir yolunu bulmak zorundadır... yoksa deliren kendisi olacaktır. 

2 yorum:

  1. alein kentigernanın HALÜSİNASYON kitabıda çok güzel.psofesöre benziyor ama o kitabı okurken ağlamıştım şimdi Lori Schillerin SESSİZ ODA adlı kitabını okuyorum çok güzel ama fazla uzatmış konuları en ilginç yanıda kendı hayatını ve yaşadığı olayları anlaması beni dahada düşündürmeye sevk ediyor o kitaptan sonra psiko analisti almayı düşünüyorum bizi bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim...

    YanıtlaSil