6 Kasım 2013 Çarşamba

UMUT DAĞISTAN - Boşluğun Sesi

Bu romanın hem ismi hemde tanıtımı oldukça ilgimi çekmişti, yazarı tanımıyordum ama denemeye karar verdim... U. Dağıstan 1978 doğumlu bir iktisatçı, bir süre bankacılık yapmış sonra tümüyle yazarlığa yönelmiş olup, bu ikinci romanıdır...

Bu roman hem kadın erkek ilişkileri üzerine önermelerden, hemde bir ailenin üç kuşağındaki erkeklerin hayatından oluşuyor...ateist çapkın bir dede, dinci bir baba, aşık bir amca, dedesine çekmiş, babasından ürken, amcası gibi olmaya çalışan bir oğul...arada ülkenin o günkü siyasal durumuna da kısa hatırlatmalar yapılıyor... ana karakter Bilal tüm roman boyunca geçmişiyle bugünüyle ailesiyle kendini sorguluyor... hikaye çok sıradan dolayısıyla anlatımda veya dilde bir fevkaladelik bekliyorsunuz ama maalesef yok... hayata ve ölüme dair çok büyük fikirlere ulaşmaya çabalayan, önemli konulardan bahseden, kadın-erkek davranışlarını çözümlemeye çalışan, tüm bunlar için başlangıç cümlelerini yazan ama devamını getir(e)meyen bir yanı var romanın... bitirdikten sonra ee yani ne oldu şimdi?? diye öylece kalıveriyorsunuz...

Birde bu kitabı bir erkeğin yazdığı çok belli oluyordu (neredeyse romanın bir cinsiyeti var gibi), bu ilk cümlelerinden itibaren hissediliyordu... genel olarak bir kitap okurken yazarı fark etmek hiç hoşuma gitmez... yeni ve genç bir yazar diye epeyce umutlanmıştım ama vasat bir roman olduğunu düşünüyorum...

Yazar: Umut Dağıstan
Sayfa Sayısı :176
Basım Yılı : 2012
Yayınevi : Ayrıntı

Yazdıklarına ne Allah'ın adıyla başlayacaktı ne de göklerin ve yerin yaradılışıyla. Hatırlanabilen en eski başlangıç, kadının ve erkeğin birbirini gördüğü andı. Birbirini gören, birbirini isteyen iki çift göz. Gerisi boşluktu.

Bilal Kaya her günün yeni bir başlangıç demek olduğunu biliyordu ama bilmediği her yeni başlangıcın yeni bir sonu hak ettiğiydi. Yapacağı kaçamağa kendini hazırlarken hem geçmişiyle; kendi kutsal kitabını yazan dedesiyle, savaşmaya giderken aşkı bulan amcasıyla, imanıyla uçkuru arasında salınan babasıyla ve anlatılan aile hikâyeleriyle hem de bugünüyle hesaplaşacaktır...

Umut Dağıstan ikinci romanı Boşluğun Sesi'nde sonu trajediyle biten bir çapkınlık macerası anlatıyor okura. Bunu, kadın ile erkek, aşk ile aldatma, yaşlılık ile gençlik, yaşam ile ölüm, yazı ile hayat arasındaki mesafenin sanılandan daha kısa olduğunu, her türlü olayın belki de sadece zihinde yaşandığını hissettiren incelikli bir üslupla başarıyor.

Eğlenceli, hüzünlü ve ritim duygusunu hiç kaybetmeyen bu bir günlük hikâyenin arka planında ise Cumhuriyet tarihinin ve bu tarihsel süreçte taşralı bir ailenin çok canlı bir tablosu çiziliyor. 

2 yorum:

  1. Gül Hanım merhaba,
    Ben bu romanı çok sevmiştim. Özellikle dilini ve temposunu. Çok konsantre, yoğun ve sürükleyici bulmuştum.
    Dedenin yazdığı kitabın bölümleri bence zaten bitirilmemeli. Oraları biz tamamlayacağız diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,

      Öncelikle kitabın sürükleyiciliğine bir itirazım yok. benim devamını getiremiyor dememdeki kasıt dedenin yazdığı bölümlerle hikayenin özdeşleşememesi, hikaye yanında çok basit kalmış... sadece dedenin kitabından oluşan bir kitap yazsaydı roman değil deneme olurdu ama bana göre daha iyi olurdu...yoksa kitaplarda bir karara varmanın okuyucuya bırakılmasını çok severim..

      Sil