24 Mayıs 2013 Cuma

FRANK SCHÄTZING - Limit

Frank Schätzing ilginç bir yazar... iletişim okumuş, piyano ve gitar çalıyor, bir reklam ajansı sahibiyken roman yazmaya başlayan bir alman... ilk kitabı ''Ölüm ve Şeytan'' (Türkçeye ''Sürü''den sonra çevrildi) bana göre Umberto Eco'nun ''Gülün Adı'' romanından intihaldi... Son romanı ''Limit''i de okuduktan sonra, yazar herhalde eğer çok ünlü ve iyi bir kitabı kopyalayabilirsem ondan sonra özgün ve iyi  kitaplar yazarım diye kendiyle bahse girmiş olmalı diye düşündüm... Neyse ''Ölüm ve Şeytan''ı çöpe attıktan sonra gelelim diğer kitaplarına... 

İlk okuduğum romanı ''Sürü'' bilim ile bilim kurgunun iç içe geçtiği muhteşem bir romandı... Derin denizlerin yapısı, deniz biyolojisi, hayvan davranışları (özellikle balinalar) hakkında okuduğum en ilginç kitaptı... çevreye verdiğimiz zararın nelere yol açabileceğinin göz önüne serildiği soluk soluğa okunan bir romandı... bir çok bilimsel açıklamanın yanında gerilim-macera zevkinizi de tatmin eden ve  insanlığa dair nahif bir umudu da içeren bir kitaptı... uzayı o kadar araştırırken ve bizden başka zeki canlılar olup olmadığını merak ederken kendi dünyamızı, derin deniz diplerini aslında hiç bilmediğimizi ve okyanuslarda olağanüstü bir dünyanın olabileceğini ve bunu araştıracak teknolojimizin henüz olmadığını ortaya koyuyordu... 

''Sürü''yü o kadar çok sevmiştim ki ''Limit''i görür görmez bu da o kadar iyi olmalı diye aklımdan geçti ve yanılmamışım... Bu kez konu gelecekte (2025 yılında) ve bir bölümü ''ay''da diğer bölümü de internette  geçiyor kabaca ifade edecek olursam... aslında ben geleceğe dair -insanlığın gelişimi anlamında- umutlu değilim o nedenle de geleceği pek merak etmiyorum... yazar da tam benim düşündüğüm gibi kurgulamış... evet her alanda birçok teknolojik ilerleme kaydedilmiş ama devletlerin/çokuluslu şirketlerin birbirleriyle ve dünyayla olan ilişkileri, çıkar savaşları, dünya nüfusun büyük bölümünün her şeyden bihaber olması ve geniş kitlelerin sefaletinde bir değişiklik yok hatta daha kötü bile denilebilir... 

Çok fazla konu var bu romanda... uzay ve uzay teknolojileri, petrol ve gaz dalı, bunlarla ilgili büyük şirketler, alternatif enerjiler, iletişim teknolojileri, geleceğin interneti, bilgi teknolojisi güvenliği,  Çin'in geçmişi, bugünü ve geleceği, paralı askerlik, silah teknolojileri, küresel güçler olarak ABD-Çin ilişkileri  başlıcaları olarak sayılabilir...bu roman ''Sürü''ye göre daha güncel konuları işliyor aynı zamanda ona göre daha gerçekleşebilecek bir kurgulaması ve yine nefes nefese takip edeceğiniz bir detektiflik hikayesi var... özetle bu da çok güzel bir kitap...

Son olarak gelelim Schätzing kitaplarının zorluklarına... çok uzunlar, uzun olmaları hem çok araştırma yapılması hemde tüm araştırmalara yer verilmek istenmesinden kaynaklanıyor büyük ölçüde.... birde her konuyu çok çok detaylı anlatıyor yazar, örnek verecek olursam 2024 yılında Ekvator Gine'sinde bir darbe oluyor bunu anlatmak için 1469 yılından başlayarak belli başlı tüm yöneticileri, yapılan tüm darbeleri anlattı düşünebiliyor musunuz?? bence yazarın en büyük sorunu bu gereksiz detaycılık... hem kitap çok uzuyor hemde zaman zaman sıkılabiliyorsunuz... diğer yandan kitapların başlangıcı (yani bu yaklaşık 200-300 sayfa ediyor) biraz zor okunuyor çünkü bir anda o kadar çok bilgi veriyor ki bunları ne yapacağınıza karar veremiyor nasıl aklımda tutacağım diye düşünüyorsunuz... çok fazla karakter var hepsinin ismi birbirine karışıyor... bir sürü dipnot var... ''Sürü''de bu dipnotlar kitabın sonuna konmuştu çok kullanışsızdı, neyse son kitapta bunu sayfa sonlarına koymuşlar... ama tüm bu zorluklara rağmen kitaplar soluk soluğa okunuyor elinizden bırakamıyorsunuz... 

Her iki kitapta olağanüstüydü ben ''Sürü''yü biraz daha fazla sevdiysem de her ikisini de mutlaka okuyun derim....

Yazar: Frank Schätzing
Çevirmen: Firuzan Gürbüz
Sayfa Sayısı :1248
Basım Yılı : 2013
Yayınevi : Pegasus

Yıl 2025. Dünyanın en ünlü, en başarılı, en zengin işadamları, sanatçıları ve medyatik yüzleri dev bir otelin açılışı için Ay'a davet edilirler. Daveti veren kişi, Helyum-3 adlı yeni ve çevreci bir enerji kaynağını NASA'nın yardımıyla Ay'dan Dünya'ya taşımayı başaran ve böylece petrolü tahtından indiren Julian Orley'dir. 

İdealist Orley'nin, yeni bir geleceğin habercisi olan bu girişimi tahmin edileceği gibi dengeleri altüst eder, pek çok kişi ve ülkeyi öfkelendirir. Geçmişin petrol bağımlısı, başarılı ve elit yöneticileri artık her türlü kötülükten medet uman insanlar haline gelir. Ay'ı ve Dünya'yı cehenneme çevirecek şeytani planlarını, gözünü kırpmadan adam öldüren psikopat Çinli bir katile havale ederler.

Yalnız önlerinde küçük bir engel vardır: Dünyalar güzeli, muhalif Çinli kız Yoyo ve melankolik siber dedektif Owen Jericho.

"1248 sayfa: Bu, bir yazar için meydan okuma. Schätzing'in romanında tasarladığı mahşer senaryoları öylesine gerçekçi ki, insan ürperiyor." 
-Carsten Hansen-Literaturtest

"Limit başka hiçbir yazarın cesaret edemeyeceği kadar zor, bilimsel ayrıntılar içeren ve heyecan dolu bir bilimkurgu romanı."
-Frankfurter Allgemeine Zeitung-

"Schätzing, Sürü adlı romanından sonra 'limit'leri zorluyor. 1248 sayfalık yeni romanı saf bir bilimkurgu, nefes kesen bir aksiyon ve katıksız bir nostaljiyle dolu." 
-Der Spiegel-

Yazar: Frank Schätzing
Çevirmen: Anıl Bilge/Damla Özlüer
Sayfa Sayısı :800
Basım Yılı : 2009
Yayınevi : Resif Kitap

Peru sahilinde bir balıkçı kaybolur. Norveçli petrol arama uzmanları deniz tabanında yüzlerce kilometrekarelik alanın garip organizmalar tarafından işgal edildiğini keşfeder. Bu sırada İngiliz Kolombiya'sı sahili boyunca balinalar korkutucu bir değişim geçirir. Olayların birbirleriyle hiçbir alakası yok gibi görünmektedir. Ama tesadüflere inanmayan iki bilim adamı, bu durumun kaynağını araştırırken en korkunç kâbuslarıyla yüz yüze gelecektir. 

"Sürü`yü okurken dünya yıkılsa fark etmeyeceksiniz."
Die Welt
"Satış rekorları kıran bir kitap... Tatil güneşi ne kadar sıcak olursa olsun tüyleriniz ürperecek... İyi eğlenceler. " 
Evening Standard
"Bu 800 nefes kesici sayfadan sonra denizlere çok farklı bir gözle bakacaksınız."
Focus
"Nefes almak için yüzeye çıkacağınızdan kuşkuluyum. ...bu nihai yaz okuması, Crichton ve King`in en iyi özelliklerini birleştiriyor." 
Contra Costa Times 

11 Mayıs 2013 Cumartesi

DANIEL ALARCÓN - Kayıp Kentin Radyosu

Daniel Alarcón Peru’lu bir yazar ve 2007’de yazdığı bu romanıyla bir çok ödül almış...Kitabın en çarpıcı yanı ülke ve zaman belirtilmemesine rağmen anlatılanların dünya üzerinde her yerde yaşanıyor veya yaşanabilecek olması... ülkenin ve insanların durumu o kadar tanıdık ki sanki çok iyi bildiğiniz bir yeri anlatıyor... Radyonun önemine bakarak epey eski bir zamanda geçtiğini ve cangıldan bahsedilmesine bakarak da Güney Amerika’da  bir yer olmalı diye düşünmenize rağmen hikaye ilerledikçe yer ve zaman önemini kaybediyor... çünkü yazar olayları öyle kurgulamış ki benzer insan ve toplum davranışlarının çevrenizde de olduğunu görebiliyorsunuz... Radyocu Norma, kocası Rey ve cangıldan gelen çocuk Victor’un  dramı üzerinden iç savaş içerisinde bir ülkenin  panoramasını çok güzel  çiziyor...

Roman sürekli geri dönüşlerle anlatılmış üstelik bölüm bölüm ayırarak değil birçok yerde neredeyse paragraf paragraf geri dönülmüş... 10-11 yıllık bir süreyi sürekli ileri geri giderek anlatıyor... ancak yazar bu konuda çok başarılı, oldukça karmaşık olabilecek bu anlatım belli bir düzende ilerliyor ve siz hiç karıştırmadığınız gibi hemen anlatılan zamana adapte olarak ilerleyebiliyorsunuz... hem savaşın (savaş öncesinde işkencenin)  insan üzerinde yarattığı fiziksel ve ruhsal çöküşün etkisi,  hemde kent-kırsal kesim farkı çok iyi anlatılmış... bunun yanısıra kocasına ne olduğunu bilmeyen -hatta kocasını tanıyıp tanımadığına emin olamayan- yalnız bir kadının dramı da kitabın asıl sürükleyici yanını oluşturuyor...

Özetle çok iyi bir roman bu okumanızı öneririm....

Yazar: Daniel Alarcón
Çevirmen: Süha Sertabiboğlu
Sayfa Sayısı : 320
Basım Yılı : 2013
Yayınevi : Ayrıntı

Daniel Alarcon "Kayıp Şehrin Radyosu"nda "iç savaşla bölünmüş bir toplumda kaybolanların ve talihsiz bir aşkın akıldan çıkmayacak masalını" anlatıyor...

Roman kahramanı Norma on yıldır radyoda, dağlardaki Kızılderililer ve varoşlardaki yoksullar, kısacası savaşın şiddetiyle perişan olmuş bir halk için tesellinin ve umudun sesidir. Kayıp Kentin Radyosu adlı proğramın sunucusu olarak, kaybolanların, delice yayılan kentin yuttuğu kişilerin adlarını duyurmaktır Norma’nın işi. Ama işini öylesine tutkuyla yapmıştır ki, pek çok insan kaybettiği sevgilisine, çocuğuna, annesine, babasına onu sayesinde kavuşmuştur. Norma’nın aradığı asıl kayıp ise bir isyancı olan kendi kocasıdır. On yıllık kanlı bir iç savaşın ardından hayat yavaş yavaş normalleşirken savaşın siddetine maruz kalmış orman köylerinden bir çocuk çıkıp gelir radyo evine. Norma’nın kaybolmuş kocasının kaderiyle ilgili, şifreli bir ipucu getiren çocuk Norma’nın hayatını sonsuza dek değiştirecektir...

Uluslararası çatışmaların ve sürüp giden kavgaların kolektif tarihinin derinliklerini deşen "Kayıp Kentin Radyosu" tutkular ve çağrışımlarla dolu bir roman. Savaşın ağır ve sessiz dehşetini, şiddetin yıkıcılığını deneyimlemiş bir yazar olarak, savaşın tükettiği yaşamlara bir anlam kazandırmaya çalışıyor Alarcon. Hainleri kurbanlardan, katilleri katledilenlerden ayırmanın ne kadar zor olduğunu gözler önüne sererken, okuyucuda derin bir yitirmişlik ve öfke duygusu yaratıyor.

Adı verilmeyen bir ülkenin hileler, yalanlar ve riyakarlıkla yeniden yaratılmış tarihi, ezilenlerin trajedisini yansıtan gerilimli bir siyasi masal. Sadece bir ülkelinin değil tüm Güney Amerika kıtasının ve aynı ölümcül dansın oynandığı başka ülkelerin masalı bu. Vahşi ormanların ve kentin, devletin ve gerillaların, yoksulların ve zenginlerin birbirinden farklı dünyalarını çok ustalıkla canlandıran Daniel Alarcon savaşın yol açtığı ahlaksal, psikolojik ve duygusal kayıpların ürpertici, sıcak, güçlü atmosferin de katmış masalına. Ne yazık ki hiç yabancılık çekmeyeceksiniz. 

Danel Alarcon’a uluslarası ün kazandıran "Kayıp Kentin Radyosu", sadece okunmak için değil, yaşanmak için de yazılmış bir roman...

3 Mayıs 2013 Cuma

JANICE Y. K. LEE - Piyano Öğretmeni

Bu kitabı  öylesine almıştım, Hong Kong’da geçmesi ve savaş yılları olması ilgimi çekmişti... hakikaten zaman ve mekan çok dikkat çekiciydi... İngilizler, Çinliler, Amerikalılar, Hollandalılar ve diğer Avrupalılar, Avrasyalılar  herkes orada, üzerine birde işgalci  Japonlar gelince mozaik tamamlanıyor... Roman üç dönemli anlatılmış II. Dünya Savaşı öncesi, savaş zamanı ve sonrası şeklinde... Hong Kong’da o yıllarda oldukça değişik bir sosyal ortam var... sömürgenin hakimi İngilizler, onlardan hiç hoşlanmayan ama daha fazla İngiliz görünen Çinliler, birde her iki toplumunda çok kabul etmediği melezler Avrasyalılar... japonlar da gelip her şeyi daha da fazla karıştırıyorlar...savaş başladığında da insanlar hayatta kalmaya kendi bildikleri yöntemle çalışıyorlar... aslında herkes kendi çıkarını koruma peşinde bunun için  bir sürü siyasi manevra yapıyor... hem 1942’deki  ‘’Trudy’’ hemde 1952’deki  ‘’Claire’’ çok ilginç karakterler... hani uzun uzun irdeleyebileceğiniz türden... bu çerçeve içinde bakıldığında kitap çok iyiydi... ama yazarın anlatımını ve dilini sevmedim... konuyu zenginleştirecek yerde boğuyordu... öyle ki zaman zaman bayağı sıkıcı oldu... oysa büyülü bir roman olması için her şey çok müsaitti... romanı bitirdiğimde keşke bunu başka biri yazsaymış diye düşündüm... ki yazarın kendisi de Avrasyalı (sanırım) Hong Kong’da doğmuş ve halen orada yaşıyor... bu konu daha iyi bir kurguyu hak ediyordu diye düşünüyorum....

Yazar : Janice Y. K. Lee
Çevirmen: Canan Sakarya
Sayfa Sayısı : 320
Basım Yılı : 2012
Yayınevi : Artemis

Bazen, aşkın bitişi sadece bir başlangıçtır...

1942 yılında, Will Truesdale adlı İngiliz, Hong Kong’a geldi ve kendini, Avrasya sosyetesinden güzeller güzeli Trudy Liang’la tutkulu bir aşkın içinde buldu. Ancak kısa süre sonra aşkları, ülkenin Japon işgaliyle sarsılmasıyla altüst oldu. İşgalin hem iki aşık hem de içinde yaşadıkları kırılgan toplum için korkunç sonuçları olacaktı. Savaşın en karanlık günlerinde, herkes en yakınlarına dahi, ihanet edecekti.

On yıl sonra, Claire Pendleton, Hong Kong’a geldi ve varlıklı Chen ailesinin kızlarına piyano dersi vermeye başladı. Koloninin renkli sosyal hayatı, yeni evli bir İngiliz olan Claire’in başını döndürmüştü. Claire çok geçmeden yeni bir ilişkiye başladı. Ancak sevgilisinin esrarengiz davranışlarının ardında korkunç bir geçmiş yattığını keşfedecekti.

Bu muhteşem romanın iç içe geçen hikayeleri, imkansız seçimlerle dolu inanılmaz hayatları, aşk ve güveni, cesaret ve hayatta kalma güdüsünü, şimdiyi ve her şeyin ötesinde, geçmişi anlatıyor...

Az rastlanan, müthiş bir hikaye. Harika bir romanın yapması gerekeni yapıyor. Sizi bulunduğunuz yerden ve zamandan alıp varlığını içinizde hissedeceğiniz bambaşka bir dünyaya götürüyor.
Elizabeth Gilbert

Savaş zamanında aşkın ve hayatta kalmanın zorluklarını ve bu süreçte yapılan seçimlerin sonuçlarını anlatan, nefis bir roman.
Publishers Weekly