Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YENİ YIL

Resim
Mutlu Yıllar, Bol Kitaplı Günler Olsun...








Resimler Bakü Minyatür Kitap Müzesinden ve oldukça büyüterek çekmiştim, çoğunun gerçek halleri kibrit kutusu büyüklüğünde veya daha küçük...

GONÇALO M. TAVARES - BEYEFENDİLER

Resim
Şimdi nereden başlasam nasıl anlatsam? bilemiyorum... Tavares, Portekiz edebiyatının önemli, genç ve üretken yazarlarından, yirmiyi aşkın kitabı, çok sayıda ödülü var... başta Saramago olmak üzere bu işin duayenlerinden övgü üzerine övgü alıyor, yakın zamanda Nobel ödülünü alacağından bahsediliyor ve ‘’Portekizli Kafka’’ diye adlandırılıyor... ben de kolay yolu seçerek eh işte biraz karmaşık, uçuk kaçık yazıyor ama bu kadar da olur o kadar övgüyü boşa almıyor ya deyip işin içinden çıkabilirim... ama olay şu ki öyle hissetmiyorum...
İki yıl önce ‘’Kudüs’’ romanını okumuştum tek kelime ile ‘’deliliği’’ anlatıyordu... okurken uzun süre konsantre olamamış ama sonuna geldiğinde ne güzel okuyordum niye bitti şimdi diye düşünmüştüm... insanı iki arada bir derede bırakan bir romandı, yazarın olağanüstü hayal gücü ve zeka dolu yeteneği fazlasıyla belliydi ama yine de başka bir kitabını okumam diye düşünmüştüm... bu seferki romanı görünce de ilgimi çekti ama önce cesaret edemedim fakat bloglarda…

YAŞAR KEMAL - TANYERİ HOROZLARI

Resim
Bir Ada Hikayesi 3

Yorumlamaya serinin üçüncü kitabından devam ediyorum... İlk iki kitap mükemmeldi, hem savaşın vahşetini hem de (ütopik) cennet gibi bir adada yeniden hayata tutunmayı anlatan inanılmaz romanlardı... üçüncü kitaba geldiğimizde ise uygun adım giderken birden bire yerinde saymaya başlamışız gibi bir durum oluştu... bu sefer ki roman öncekilerin tekrarı gibi, adaya gelen birkaç yeni insan, adanın nimetlerinin (meyve ağaçları, bağlar, bal kovanları vb.) ekonomik olarak değerlendirilmesi ve savaşın psikolojik etkilerinden kurtulmaya çabalayan insanların durumundan başka yeni pek bir şey yok... bunlar da 2. kitaba eklenebilecek uzunlukta, yeni bir cilde pek gerek yokmuş bana göre... bu kitapta asıl yer tutan ilk romanlardaki Sarıkamış Faciasının (ve diğer savaşların) dönüp dönüp anlatılması... evet bunlar çok önemli olaylar ama zaten diğer kitaplarda yeteri kadar anlatılmıştı tekrar etmek fazla bir fark yaratmıyor daha çok hikayeyi kesintiye uğratıyor...
Şimdi son kitap nası…

JEAN ECHENOZ - ŞİMŞEKLER

Resim
Nikola Tesla (1856-1943) alternatif akımın mucidi büyük dahi, bu kitap onu anlatıyor... Ben Tesla’yı hep çok inanılmaz bulmuşumdur, hem keşfettiği onca şey, hem zekası, hem sıradışı karakteri, hem dünyanın hakim sınıfları ve bilim çevresi tarafından unutturulmaya çalışılması, hem de ölümünden sonra çalışmalarına el konulup hala üzerinde çalışıldığı iddiası çok ilginçtir... Tabii en önemli çalışması Kablosuz Enerji İletişimi(20 adet ampulü kablo olmadan 25 mil uzaktan yakabildiği kayıtlara geçmiştir)de mucizevi bir projedir... ’bütün dünyaya istenildiği kadar, herkesin erişebileceği ve hiç kimsenin para vermeden kullanabileceği sınırsız enerjiyi üretmek. Bir tek onun bildiği öyle kalması gereken işlemlerle Gregor’un gelecekteki jeneratörü dışarıdan kaynak kullanmadan, fosil yakıtları çıkarmak için dünyanın karnını deşeceğiz diye yırtınmamıza gerek kalmadan, kendiliğinden işleyecek. Bütün zahmetler bitti: yeni sistemi sayesinde enerjinin geleceği özgür olacak.’’Tabii bu durum ekonomik …

THOMAS MULLEN - SAPTIRICILAR

Resim
Son zamanlarda okuduğum bilim kurgulardan pek memnun değilim, İthaki’de bu konuda en iyisi olduğu için açıkçası işin içinden çıkamıyorum... bu nedenle bu kitabı okumak konusunda tereddütlüydüm ve yine bilim kurgu anlamında hüsran oldu ama kitap bütünüyle çok iyi olduğu için her hangi bir şey söyleyemiyorum... Gelecekten gelen ve kendi dünyalarını korumaya çalışan insanları görünce büyük beklenti ile aldım bu kitabı ama bilim kurgu bölümü tanıtımdaki kadar tüm roman içinde yüz sayfayı geçmiyor...
Asıl konu ise; ‘’Küresel Üst Aklın’’ güç ve iktidar için dünyaya hükmetmesi, ABD’nin tüm dünyayı savaşa sürüklemesi ile savaş karşıtlığı yapan aktivistlerin mücadelesi, CIA, NSA, FBI vb. teşkilatların uygulamaları ve birbirleriyle çekişmeleri, tüm devletlerin güvenlik bahanesiyle vatandaşlarını izlemeleri  ve giderek bunu artırmaları, bu durumun antidemokratik ülkelerde iktidar sahiplerinin diktatörlüklerini koruma amacına hizmet etmesi, sıradan insanların ya farkında olmadıkları ya da ellerind…

KARL MARX - Aforizmalar

Resim
Zincirlerimizden Başka Kaybedecek Neyimiz Var!
Bu aforizma kitapları çok hoşuma gitmeye başladı, bu aralar peşi sıra yayımlanmaya devam ediyor... bu kitapları başucunuzda tutup aforizmaları tek tek okumak lazım ama ben hiç böyle bir şey yapamadığım için başlayıp sonuna kadar okuyorum... ilginizi çekiyorsa deneyebilirsiniz...
Kitaptan Alıntılar;
En sonunda, insanın devredilemez sandığı her şeyin bir değişim aracı olduğu, alışverişe konu edildiği ve devredildiği zaman gelmiştir. Şimdiye dek ifade edilen ama asla takas edilmeyen; verilen ama asla satılmayan; edinilen ama asla satın alınmayan erdem, sevgi, inanç, bilgi, vicdan gibi değerlerin, kısaca her şeyin ticarete dahil olduğu zamandır bu. Genel bir yozlaşmanın, her şeyin satılabilir olmasının evrenselleştiği ya da politik ekonomi diliyle konuşacak olursak, maddi manevi her şeyin pazarlanabilir bir değer haline geldiği ve gerçek değerinin saptanabilmesi için pazara getirildiği zamandır.
Genel oy hakkı, her üç ya da altı yılda bir, halkı …

HARUKİ MURAKAMİ - RENKSİZ TSUKURU TAZAKİ'NİN HAC YILLARI

Resim
Murakami 1Q84’den bu yana bir değişim geçiriyor, yeni eserleri onu meşhur eden bizim çok sevdiğimiz romanlara benzemiyor, kendi adıma yine çok severek okuduğumu söyleyebilirim ama eski romanlarını özlemeden de yapamıyorum... 1Q84, tarz anlamında arada kalmış bir görüntüdeydi, sanki yazar kendi romanlarını kopyalamış gibi, ama bu seferki roman çok özgün, çok dingin, belli başlı bir konuya sahip, mükemmel bir kurgu...
Eski romanlardan tek farkı gerçeküstü unsurların olmayışı şeklinde ifade edilebilir... gerçi ben daha fazla eksiklikler de hissediyorum ama bunları anlatmak biraz güç... her Murakami hayranı okur böyle mi hissediyor bilemiyorum ama ben eski kitaplarda hikayenin tıpkı bir müzik eseri gibi bir ritmi olduğunu ve okurken bu sesi duyabildiğimi düşünüyorum, yine önceki romanlar okuyucuya kitabın içinde karakterlerle birlikte hareket ediyor hissi verir... sanki okumuyorsunuz da onlarla birlikte gezip dolaşıp yaşıyorsunuz gibi...  yeni tarzda bunlar pek yok ama bu seferki roman hem…

MENEKŞE TOPRAK - Ağıtın Sonu

Resim
Yazarın imza günü duyurusunu gördüm önce, kimmiş diye bakınca yaşam öyküsü ilgimi çekti, kitabın ilk bölümünü yayınevinin sitesinden okuyunca da hoşuma gitti ve yeni bir yazarla tanışmış oldum... bu romandan başka iki öykü kitabı ve bir romanı daha var, kitapları birkaç dile çevrilmiş, 2002’den bu yana radyo gazeteciliği ve çevirmenlik yapıyormuş...
Roman geçmişi ile hesaplaşamamış, bugününü anlamlandıramayan bir kadının hayatını anlatıyor... daha küçük bir çocukken öksüz kalan Fatma, zaten pek sevemediği memleketini Ankara’da kazandığı üniversiteye gitmek için terk ediyor, daha sonra da mastır için yurt dışına çıkıyor ve sonrasında da çeşitli yabancı ülkelerde kendine bir hayat kuruyor... her ne kadar ülkesi ile bir bağlantısı yoksa da bulunduğu yerlere de ait olamıyor... bu yalnız hayatı, işinden ayrılmak zorunda kaldığında kendini İstanbul’da bulmasıyla değişmeye başlar, geçmişi ile yüzleşmek durumunda kalır, hayatına giren eski ve yeni erkeklerle duygu dünyasını sorgular, velhasıl…

TAHİR MUSA CEYLAN - Kızböcekleri

Resim
Yılın sonuna yaklaştıkça favori yazarlarımın kitapları peşi sıra yayımlanmaya başladı... Ishiguro, Murakami, Kaymaz derken Tahir Musa Ceylan’ın da yeni romanı çıktı... bende mutlu mesut sırayla okumaya koyuldum... geriye bir tek Murakami kaldı onu da yakında okuyacağım...  
Böyle bir benzetme yapmak ne kadar doğru bilmiyorum ama ben Ceylan’ın ilk romanını okuduğum günden beri Türkiye’nin Murakami’si olduğunu düşünüyorum... hem tarzını hem de hikayelerini benzetiyorum, en azından bende uyandırdıkları his aynı; tek kelimeyle MUHTEŞEM...
Gelelim bu romana; Bektaş, iki ablası ve annesi ile büyümüş, halihazırda yalnız yaşayan, temizlik ve birçok konuda takıntıları ve evhamları olan bir öğretmen... takıntıları bir yana bırakıldığında öğrencilerine düşkün, işini en iyi şekilde yapmaya çalışan, düzgün, iyi bir insan... ama ne yaparsa yapsın o bir kaybeden veya tutunamayan bir insan... her şekilde toplumda kabul görmüyor, bir şeyi yapsa da yapmasa da kabahat hep üstüne kalıyor... romanın başında…

MARCEL BEYER - Kaltenburg

Resim
Marcel Beyer 1965 doğumlu, Alman ve İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimi almış, on adet kitabı, sekiz adet ödülü bulunan bir Alman yazar... neredeyse Almanya’nın tüm edebiyat ödüllerini almış gibi görünüyor... bu romana rastladığımda; Alman yazarları (üstelik bol ödüllü) beğenirim, ikinci dünya savaşı hikayelerini de severim,  kuşlara da bir itirazım yok o halde güzel olmalı diye düşünüp aldım... hatta beklediğimden bile iyi bir hikaye ile karşılaşacağımı düşünüyordum ama maalesef tümüyle yanıldım... yazar ''Gerçekliğin Kaşifi, Tüm Almanya'nın Yazarı"gibi övgüler aldığına göre ben yanılıyor olabilirim ama bu kitabı hiç sevemedim... zor okunan bir kitap değil ama kurgusundan ve yazarın tarzından hoşlanmadım...
Tüm hikaye aşağıya eklediğim arka kapak açıklamasındaki kadar, yani 400 sayfa okuyorsunuz ama elinizde kalan yarım sayfa tutuyor... bunun dışında var olan olmayan tüm kuş türlerini, bunların yanı sıra diğer hayvanları öğreniyorsunuz... tarihi olayları (Naziler, Sovye…

DANIEL PALMER - AKIL OYUNLARI

Resim
Psikolojik hikayeleri severim ama epeydir bu tip bir roman okumamıştım, hoşuma gitti... oldukça sürükleyici yazılmış elinizden bırakmak istemiyorsunuz... Bilgi İşlem sektöründe çalışan ve yüksek teknolojiye haiz bir ürün yapan başarılı bir yönetici (Charlie), bulunduğu şirkette çalışan tanımadığı birinden ürününün tehlikede olduğuna dair bir e-mail alır. Bu kişi ona şirketteki başka bir üst düzey yöneticinin projesini engellemeye çalıştığını söyler ve buna ilişkin USB  ile bir sunum dosyası verir. Bu sunum dosyasında yazılanları düzelten Charlie konunun tartışılacağı üst yönetim toplantısına davetsiz olarak katılır ve orada diğer yöneticiyi ürününü engellemekle suçlar. Fakat ilgili kişinin öyle bir niyeti olmadığı ortaya çıktığı gibi, kendisine USB’yi verenin de o şirkette hiç çalışmadığı personel bölümü tarafından ifade edilir. Charlie, sunumu kimin oluşturduğunun kayıtlardan bulunabileceğini söyler ve kontrol ettiğinde bir gün önce kendisi tarafından hazırlandığını bulur, Charlie da…

SEZGİN KAYMAZ - Kısas

Resim
Sevinç Kuşları-2

Eğer tanrı varsa, umarım iyi bir mazereti vardır... Woody Allen
Sevinç Kuşları serisinin ilk kitabını bitirirken iyi ki seriymiş demiştim (ki ben serileri sevmem aslında) ve yanılmamışım hakikaten çok güzel bir ikinci roman bu, hatta ilkinden bile iyi denilebilir, neredeyse tüm romanı bir dejavu hissi ile okuyorsunuz ilk romandaki genel çerçeve birebir tekrar ediyor gibi ama bir yandan da başka şeyler anlatılıyor...
Bu kitapta da doktorlar, mafya babaları, polisler, hayat kadınları vs. var ama ana konu fuhuşa sürüklenmek için kaçırılan sokak çocukları ve onları kurtarmak için çabalayan bir avuç insanın hikayesi... ilk kitapta tema ‘’aşk’’ tı, bunda ise ‘’kötülük’’ ...
Kesif, buz gibi bir kötülük anlatılıyor baştan sona... isyan duygunuzun doruğa çıktığı epeyce bir bölüm var romanda ama başka biri yazsa tam bir yeraltı edebiyatı olabilecek kitap S. Kaymaz’ın müthiş yeteneği sayesinde zevkle okunur hale geliyor (tabii ben yeraltı edebiyatını çok sevmediğim için böyle söylü…

JOSÉ SARAMAGO - ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

Resim
Bu okuduğum ilk Saramago romanı ve çok beğendim... Öncelikle dili çok güzel, mizahi bir anlatımı var... ince ince bir alaydan herkes, her olgu payını alıyor... konu ölüm olunca da bu daha enteresan bir hal alıyor... yazılış olarak dikkati çeken bir diğer yön ise konuşma bölümlerinin belirtilmemiş olmasıydı... kitabı şöyle bir karıştırdığınızda bu romanda hiç konuşma yok galiba diye düşünüyorsunuz ne bir paragraf ne de tırnak içine alınmış cümleler var... tüm konuşmalar metin içinde yer alıyor ve zor bir stil olmasına rağmen ben çok rahat okudum hatta çok değişik geldi...
Konu bir yılbaşı günü artık kimsenin ölmemesi ile başlıyor, ilk başta bir mucize gibi görülse de olayın vahameti sonra ortaya çıkıyor... hızla artan yaşlı, ağır hasta, koma halindeki insanları nereye sığdırabileceklerini şaşırıyorlar... devlet, kilise, hayat sigorta şirketleri, ülkenin emeklilik sistemi, hastahaneler, yaşlı bakımevleri, cenaze hizmetlerinde çalışanlar olmak üzere herkesten itirazlar yükselmeye başlıyo…