25 Ekim 2014 Cumartesi

PERŞEMBE BULUŞMALARI - ORHAN KEMAL

Pera Palas’ın düzenlediği ‘’Perşembe Buluşmaları’’nda bu ay Orhan Kemal’in 100. doğum yılı nedeniyle anma toplantısı gerçekleştirildi. Yazarın oğlu Işık Öğütçü’nün konuk olduğu toplantıda, hem Orhan Kemal’in zorluklarla geçen hayatı hemde eserleri konuşuldu... Işık Öğütçü konuşmasına Orhan Kemal’in  asıl isminin Mehmet Raşit Öğütçü olduğunu ve kendisinin de gerçekten oğlu olduğunu ifade ederek başladı. Babasının adını yaşatmak için yaptıklarından bahsetti. 2000 yılında Orhan Kemal müzesini açmışlar, babasının geride bıraktığı metinlerden, fotoğraflardan, mektuplardan faydalanarak -Orhan Kemal’in eserlerine ek olarak- kendisinin de 8 adet anı türünde kitap yayımladığını ifade etti ve devamı da gelecekmiş (Fikret Otyam'la birbirlerine yazdıkları mektupları yayımlayacağını söyledi).

Öğütçü kendi doğumuyla başlayarak babasının güncesine yazdıklarını ve arkadaşı Fikret Otyam’a yazdığı mektubu okudu... 1957 senesinde 4. çocuğa sahip olmanın zorluklarını ifade eden espirili cümleler dinledik... daha sonra Orhan Kemal’in hayatına geçildi ve O. Kemal doğduğunda babasının Çanakkale’de topçu teğmeni olduğunu ona bir telgrafla doğumu bildirirken ‘’ben bu dünyanın kahrını çekmeye geldim’’ benzeri bir ifade kullanıldığını ve Orhan Kemal’in hayatının da tam o şekilde geçtiğini belirtti. O. Kemal’in babası da dikkat çekici bir kişilik, Işık Bey tam burada bir parantez açarak dedesinden de biraz bahsetti (onunla ilgili de bir anı kitabı çıkarmış). Dedesi Abdülkadir Kemali Bey’in tam anlamıyla muhalif bir insan olduğunu belirtti. Çanakkale’de yaralandıktan sonra geri geldiğini 1. Meclis’te mebus olduğunu, Meclis’te Atatürk’ü destekleyenlerin bulunduğunu, Atatürk’e  muhalif olanların olduğunu, 3. bir kanat olarak da dedesinin hepsine birden muhalif olduğunu söyledi. Dedesi daha sonra avukatlık yapmış, bir müddet yurt dışında kalmak zorunda bırakılmış ve sonra affedilerek yurda dönmüş... parantezi burada kapatarak tekrar babasına döndü ve Orhan Kemal’in okumaya çok düşkün olduğunu babasının çok geniş kütüphanesinin de etkisiyle birçok eseri okuduğunu ama eğitimine devam etmeyerek ortaokuldan sonra okulu bıraktığını ve Adana’da bir İplik fabrikasına çalışmak üzere girdiğini belirtti. Bu fabrikada çalışan annesiyle tanışmalarını, evlenmelerini ve annesinin babasını anlattı Işık Bey, ki bunlar da çok renkli hikayeler... Orhan Kemal karısını ‘’Cemile’’ adlı romanında anlatmış ve Öğütçü annesinin bir kahraman olduğunu söyledi... annesine, babasının zor hayatına nasıl dayandığını veya neden dayandığını sormuş, o da ‘’çok sevdim’’ demiş, işte böyle...

1938 yılında ceza yasasının 94. maddesine (daha sonra herkesin bildiği 141-142. madde olmuş) muhalefetten 5 yıl hapis cezası alıyor ve Bursa’da cezasını çekerken aynı hapishaneye Nazım Hikmet’te geliyor ve Orhan Kemal’in hayatı bütünüyle değişiyor... Orhan Kemal o sıralar şiir yazıyormuş hazır hayran olduğu N. Hikmet’i bulmuşken ona gösteriyor ama N. Hikmet hiç beğenmiyor ve sen bu işi bırak diyor... daha sonra bir gün koğuşta N. Hikmet bir sayfa bir düz yazı buluyor ve hemen Orhan Kemal’in yanına giderek bunu sen mi yazdın diye soruyor o da ne söyleyeceğini şaşırıyor çünkü yine beğenmeyecek diye korkuyor, karaladım bir şeyler diye bir cevap veriyor onun üstüne Nazım Hikmet de sen nesircisin bundan böyle nesir yaz çok güzel olmuş diyor ve Orhan Kemal’in romanlarına giden yol açılmış oluyor...

Hapisten çıktıktan sonra da zorluklarla, parasızlıklarla hayatı devam ediyor ve çok sayıda kitap ve Yeşilçam’a senaryolar yazmasına rağmen sıkıntı hayatından hiç eksik olmuyor, 1956 yılında komünist propaganda yapmak suçundan hakim önüne çıkıyor ona ''neden hep fakir fukarayı yazıyorsun romanlarında'' diye soruyor hakim o da ben gerçekçi bir yazarım çevremde hep onları gördüğüm için yazıyorum zenginleri de bilsem onları da yazardım diyor, o zaman ceza almıyor ama 1966 yılında yine aynı muhalefetten cezaevine konuluyor ama bu kez 35 gün sonra çıkıyor ve 1970 yılında (56 yaşında) da hayatı sona eriyor...

Orhan Kemal ismi ise şöyle oluşmuş; çeşitli dergilere Orhan Raşit olarak yazılar gönderiyormuş ama bir gün dergide kendi yazısının altında Orhan Kemal ismini görmüş, dergi yöneticilerine sorduğunda derginin bir kovuşturmaya uğradığı ve bu nedenle tüm yazarların adını değiştirdiklerini ifade etmişler, yazar bu ismi çok güzel bulduğu için de o şekilde devam etmiş...

Çok keyifli bir söyleşi oldu, zaman zaman gözlerimiz doldu, bugüne kadar hiç Orhan Kemal kitabı okumadığım için çokça utandım... ‘’Nazım Hikmet’le 3,5 Yıl’’ isimli bir anı kitabı aldım Sn. Öğütçü imzaladı ve ayrıldık...

Son olarak bu söyleşi 8 Kasımda başlayacak İstanbul Kitap Fuarının programında var ayrıca 30-31 Ekim tarihlerinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversiteside bir sempozyumda Orhan Kemal anılacak not olarak yazayım...

2 yorum:

  1. ne güzel yazı. sağol ya. bi iki şey sorabilir miyim. pera palasta her perşembe öyle mi ya. mimar sinanda sempozyum. bişi dicem. böle önemli etkinlik olunca böle yazıver olur mu. enteresan bişi olunca bana da kaçırma de noluur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. her perşembe değil. ayda bir yapılıyor. genellikle ayın 3. perşembesi oluyor ama bazen kayabiliyor.. bu 5. sezon, bu seneye kadar Doğan Kitapla birlikte yapılıyordu. resmi bir bildirim yapılmadı ama bu sene Doğan kitap yok (DK söyleşilerini İKSV'de yapıyor bu sene)...bundan sonrakileri haber veririm...

      Sil