25 Kasım 2014 Salı

TAHİR MUSA CEYLAN - Kızböcekleri

Yılın sonuna yaklaştıkça favori yazarlarımın kitapları peşi sıra yayımlanmaya başladı... Ishiguro, Murakami, Kaymaz derken Tahir Musa Ceylan’ın da yeni romanı çıktı... bende mutlu mesut sırayla okumaya koyuldum... geriye bir tek Murakami kaldı onu da yakında okuyacağım...  

Böyle bir benzetme yapmak ne kadar doğru bilmiyorum ama ben Ceylan’ın ilk romanını okuduğum günden beri Türkiye’nin Murakami’si olduğunu düşünüyorum... hem tarzını hem de hikayelerini benzetiyorum, en azından bende uyandırdıkları his aynı; tek kelimeyle MUHTEŞEM...

Gelelim bu romana; Bektaş, iki ablası ve annesi ile büyümüş, halihazırda yalnız yaşayan, temizlik ve birçok konuda takıntıları ve evhamları olan bir öğretmen... takıntıları bir yana bırakıldığında öğrencilerine düşkün, işini en iyi şekilde yapmaya çalışan, düzgün, iyi bir insan... ama ne yaparsa yapsın o bir kaybeden veya tutunamayan bir insan... her şekilde toplumda kabul görmüyor, bir şeyi yapsa da yapmasa da kabahat hep üstüne kalıyor... romanın başında Bektaş’ı tanıyor toplumun ona bakışını, onun da insanları anlamaya çalışmasını okuyoruz... insanlarla ilişkilerine bir çözüm bulmaya çalışıyor ama doluya koyuyor almıyor, boşa koyuyor dolmuyor...  zaten yalnız olmaktan yana pek fazla bir şikayeti yok ama insansız da yaşanmıyor bir şekilde ilişkilerini yürütmesi gerek... konu böyle ağır ağır başlıyor ve sonra inanılmaz bir hikayeye dönüşüyor... tüm Ceylan kitapları gibi buna da bayıldım... insanı didik didik inceleyen bir romandı... zaman zaman kasvetli ve üzücü oluyor, zaman zaman da kahkaha atmanıza sebep oluyor...

İnsan türünün cinsiyete bakılmaksızın kötü olduğunu ben de düşünüyorum ama yazar bu romanda kadınlara –romanın isminden başlayarak- biraz haksızlık yapıyor gibi geldi bana (sonunda toparlamaya çalışsa bile)... Son söz olarak; çok güzel bir roman kaçırmayın mutlaka okuyun diyorum...


Yazar:  Tahir Musa Ceylan
Sayfa Sayısı : 260
Basım Yılı : 2014
Yayınevi : Doğan Kitap

Hayatta kalma uğraşı veren "tutunamayan" bir erkeğin romanı…

Kadınlar yırtıcı hayvan misali, adamlar ise korka korka ölüme giden sürüler…

Kızböcekleri gündelik dilin yavanlığına dilin sonsuz olasılıklarıyla başkaldıran bir metin. 

Bir ayrıkotunun; düzenin dişlileri arasında hayatta kalma uğraşı veren bir “tutunamayan”ın; erkeğin kadınla imtihanını sorgulayan Bektaş Toztoprak’ın romanı. 

5 yorum:

  1. Maalesef Murakam in henüz bir eserini okumadım. Bu yazarı da ilk defa senden duyuyorum. Derim ya hep sayende bir çok yazarın varlığından haberim oldu. Bunu da okuma listeme almam lazım. Sevgiler canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu benim sıkı takip ettiğim psikiyatrist yazarlardan.. bir tanesi hariç tüm romanlarını okudum... Murakami'ye benzetmem daha çok tarzı yüzünden... oldukça farklı yazıyor özellikle benim çok sevdiğim ''Kestane Kıranında Kadınlar'' ve onun devamı ''Elli Yıl Sonra Kül''de bu tarz daha belirgindi...

      Murakami okuyacaksan da ''Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında'' romanıyla başla... hem yazarın tarzını güzel yansıtır hem de belirgin bir hikayesi vardır, hoş bir romandır seversen diğerlerinden devam edersin... sevgilerr

      Sil
  2. Tamamdır. Senin tavsiyene göre sıralama yapacağım.

    YanıtlaSil
  3. murakami , okudum fakat ben de inanılmaz muhteşem etkisi yaratöadı , bunu 2 kitabını okuyup söylemek erken belki de ve fakat yerli murakami , ilginç , bakılır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında karar vermek için 2 kitap yeterli diye düşünüyorum... her yazar her birimizde farklı tatlar bırakıyor doğal olarak :) Benim benzetmemi bir kenara bırakın ama Ceylan'ın tarzı hakikaten özgündür o nedenle denemekte fayda var...

      Sil