Kayıtlar

Mayıs, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

GEZİ RUHU

Resim
Gerçek bir mucize...




ALEXANDRE DUMAS fils - KAMELYALI KADIN

Resim
Arada klasik eserlerden okumak istiyorum hatta bazen ikinci kez okumak... bu roman da 1848 yılında yazılmış, oğul  A. Dumas tarafından, bende bunu kitabı elime alınca fark ettim... çeviriyi yapan Tahsin Yücel sunuş yazısında baba ve oğul Dumas’ların romanları bugünde okunur sevilir ama bu romanlarının yazınsal değerinden değil, anlattıkları serüvenlerin sürükleyiciliğinden kaynaklanır diye belirtmektedir... aynı şekilde ‘’Kamelyalı Kadın’’ın da çekiciliğini sürdürdüğünü ama bunun da büyük bir roman olmasından çok dönemini iyi anlatması, süsten uzak, yalın, içten anlatımı ve karakterlerinin sevgi ve özverisi sonucu olduğunu söylüyor...
Ben de hem hikayeyi hemde anlatımı çok sevdim... usul usul anlatıyor yazar sizde kapılıp okuyorsunuz... konu ise basit aslında, yüksek sosyetedeki bir çok erkeğin metresi konumundaki güzel ve etkileyici bir kadının, genç bir adama olan aşkını anlatıyor... aşkları karşılıklı olsa da toplumdaki konumları onları fazlasıyla zorluyor ve hikaye bu minvalde deva…

ATIQ RAHIMI - SABIR TAŞI

Resim
Atiq Rahimi Kabil doğumlu bir yazar, Afganistan-Sovyetler Birliği savaşı sırasında ülkeden ayrılıyor, 1984 yılından bu yana Fransa’da yaşıyor... ‘’Sabır Taşı’’ romanı ile 2008 yılında ‘’Goncourt’’ ödülünü alan yazar, bu hikayede ülkesindeki cehennemi bir kadının gözünden inanılmaz bir biçimde anlatıyor... biz Doğu toplumları kadını baskılayarak, birey olarak saymayarak kendi kendimizi imha ediyoruz aslında... çünkü kadının açmazı dönüp dolaşıp erkeğinde sorununun başlıca kaynağı oluyor...
Afgan romanları hep çok çarpıcı oluyor, bu hikaye de öyle... tüm konu bir odada komaya girmiş kocasının başucunda bekleyen kadının hayatı boyunca biriktirdiği sırlarını öfkeyle kocasına anlatmasıyla geçiyor... daha önce doğru düzgün hiç konuşmamış olan karı koca bir monolog şeklinde olsa da konuşmuş oluyorlar bir şekilde... ve kadın kocasını sabır taşı yerine koyuyor, anlattıkça anlatıyor ve ferahlıyor... ülkenin durumu, devam eden savaşta bu öykünün cabası...
Çok etkileyici bir roman bu, kaçırmayın...

MURAT GÜLSOY - GÖLGELER VE HAYALLER ŞEHRİNDE

Resim
Murat Gülsoy edebiyat çevrelerinde yapılan yılın önemli kitapları listelerinde yer alan bir yazar... daha önce hiçbir eserini okumamış biri olarak bir yerden başlamak istiyordum ki son yayınlanan romanı denk geldi... burada bir ara verip yayınevine ilişkin bir kaç laf edeyim... Can Yayınları (ki çok severim) kitap kapağı değişikliğinden sonra (ki hala sevemedim) arka kapak açıklamasını çarpıtmaya başladı, ticari açıdan romanın hangi bölümü önemli ise onu olduğundan fazla öne çıkarıyor bu da okuyucuda bir yanılgıya sebep oluyor...
Bu kitapta da böyle bir durum söz konusu ben tanıtımı ilk okuduğumda II. Meşrutiyet dönemi İstanbul’unu bir gazetecinin gözünden anlatan bir roman bekliyordum... Osmanlı’nın son döneminin hikayesiydi beklediğim ve romanın başlangıcı da bu istikamette ilerledi ama devamı öyle gelmedi maalesef... roman annesi Fransız babası Türk olan ve 9-10 yaşına kadar İstanbul’da yaşadıktan sonra Fransa’da büyüyen bir gazetecinin Osmanlı'nın hürriyet mücadelesini izlemek …

IAN McEWAN - Bir Parmak Bal

Resim
‘’SOMA’da hayatını kaybedenler ışıklar içinde yatsın ve UMUYORUM ki bu katliamın tüm sorumluları da hesabını versin.’’


Ian McEwan’dan daha önce ‘’Solar’’adlı romanıokumuş, burada da yorumlarken yazarı sevdim başka kitaplarını da okurum diye yazmıştım... ve bu yıl çıkan romanında edebiyat meraklısı genç bir kadın casusun hayatının anlatıldığını görünce hemen okumak istedim... açıkçası bir yazarın uluslararası istihbarat faaliyetlerinde kullanılması fikri pek akla yakın gelmemişti ama yazar pekala olabileceğini gösterdi bana...
Romanı birçok yönden çok sevdim, başta konusu ve yazarın mizahi dili olmak üzere; ‘’Serena’’nın tüm halleri ile kendisi ve sevgilileri hakkındaki düşüncelerini, her iş kolunda görülen kadın erkek eşitsizliğinin belirtilmesini, 1970’li yılları ve Soğuk Savaşın tüm ülkelerde bıraktığı izleri, yapılan istihbarat faaliyetinin bana çok derme çatma görünmesini, yazarların ve nerede çalışırsa çalışsın küçük memurların kıt kanaat geçinmelerini, her şeyin daktilo ile yazıld…

TAYFUN PİRSELİMOĞLU - Kerr

Resim
Bu seferki kitap inanılmaz... olağanüstü bir anlatımı var... tanıtımda da denildiği gibi gerçekten hüzünlü, dev bir alegori...

Ve bu alegorik hikaye, kahramanımız Cezmi Kara’nın pek fazla ilişkisi olmadığı babasının cenazesi için çocukluğunu geçirdiği şehre gelmesi ile başlıyor... babasını defnettikten sonra tam şehirden ayrılacakken bir cinayete tanık oluyor ve uğradığı şoka rağmen karakola giderek durumu bildiriyor... normalde Cezmi Kara için olayın burada bitmesi gerekirken her şey şirazesinden çıkıyor ve kendisini hiçbir şekilde anlamlandıramadığı olayların içinde/insanların arasında buluyor... bir noktadan sonra ise neden şaşırdığına bile şaşıracağı duruma geliyor...
Ön planda Cezmi Kara’yı takip ederken arkasında ise memleketin durumunu görüyoruz, asıl hikayede o zaten... yazar bu konuda çok başarılı, kendimi ‘’evet ya tam da öyleydi’’ şeklinde düşünürken buldum... ayrıca kitabın başı ile sonunda ‘’kader mi özgür irade mi’’ sorusu da ortaya konuluyor ve sizi başka bir sorgulama il…

MARC ELSBERG - KESİNTİ

Resim
Bu kitap çok ilgimi çekti ama TV dizisi ‘’Revolution’’ gibi abartı bir fantastik gerilim de okumak istemiyordum o yüzden almadan önce epeyce karıştırdım ve değil herhalde diye düşünüp aldım... doğru tahmin etmişim diziye benzer hiçbir yanı yok romanın... çok gerçekçi bir kurgu, tıpkı deprem gibi günün birinde olabilecek bir olayı anlatıyor tek fark bu seferki bir doğa olayı değil insanların yarattığı bir kaos...
Konuya gelecek olursak önce İtalya ve İsveç’te başlayarak tüm Avrupa’yı kapsayan bir elektrik kesintisi yaşanıyor... insanlar önce bir-iki saatlik bir kesinti sanıyorlar ama sonradan elektrik servis sağlayıcılarında dengesizlikler ve elektrik santrallerinde arızalar şeklinde baş gösteren daha sonra bilgi işlem merkezlerine ve tüm Avrupa’ya yayılan bir çöküntü olduğunu anlıyorlar... kimin yaptığı veya neyin sebep olduğu belli değil, her hangi bir karşı talep yok, hükümetler, halk güvenliğiyle ilgili kuruluşlar, bürokratlar, polis merkezleri, elektrik santrallerinin yöneticileri,…

PASCAL MERCIER - Lea

Resim
Pascal Mercier’den daha önce okumamıştım bu kitabı görünce ismi ve kapağındaki keman çalan kız çok hoşuma gitti ve almaya karar verdim... şu an ise roman hakkında ne diyeceğimi pek bilemiyorum, hem sevdim hem okumasam da olurdu arasında gidip geliyorum... öncelikle konu -ki bir baba ve kızının trajik/psikolojik  hikayesi şeklinde özetlenebilir- güzel ama onun dışındaki tüm ögeler (anlatım, dil, akıcılık) için her iki zıt uç içinde dalgalanıyorum, kötü değil ama hoşlandım da diyemiyorum...
Bu kitabı uzun ve yoğun bir seyahat esnasında okumaya başladım belki de ondan kaynaklanan bir adapte olamama sorunu yaşadım bilemiyorum... gerçi ben her ortamda kitap okurum kalabalık, ses vb. durumlar konsantrasyonumu bozmaz ama bu kitapta pek ilerleme kaydedemedim (ki zor okunan bir kitapta değil üstelik)... eve döndükten sonra da önceden başladığım bir kitabı bitirdim ve yeniden ‘’Lea’’yı okumaya devam ettim o nedenle roman bana kopuk kopuk geldi diye düşünüyorum...
Sadece söyleyebileceğim net duru…