24 Mayıs 2015 Pazar

İSMAİL GÜZELSOY - DEĞMEZ

Bu kitabı anlatmak zor ama söylemesi kolay olan romanın muhteşem olduğu... bu sene rastladığım en iyi kitaplardan biri yine... ne anlattığını tam olarak ifade edemiyorum belki ama bitirdikten sonra sahip olduğum his inanılmaz... tıpkı bir şölen sofrasından kalkmak gibi... çok katmanlı bir roman bu; ölümü, aşkı, dostluğu, istisnai insanları, sosyalistleri (ülkemizin buna tekabül eden yıllarını), tıp bilimini, resim ve edebiyatı, velhasıl insana dair ne varsa anlatıyor... arada ufak tefek fantastik öğeler de var... bir de romanın zamansızlığı çok güzel, bazı bölümleri memleketin 1940-50’li yıllarını işaret ediyor ama bütünü her zamanda olabilir şekilde yazılmış... insanın ölümü yenmek için yapmaktan çekinmeyeceği şeyleri görüp, aşkın büyüklüğü karşısında şaşırıyorsunuz... hayatın anlamını bulduğunuzu düşünüp, buna değmediğinin farkına varıyorsunuz... kitabı o kadar çok sevdim ki anlatmak için yazdığım cümleler yetersiz kalıyor...

İki yıl önce yazarla  SAF romanı ile tanışmıştım ama aynı zamanda talihsiz bir durumdu... SAF’ı ararken yanlışlıkla KÜN’ü (S. Kaymaz) aldım ve ondan sonra SAF’ı okumak ona hakettiği değeri verememe sebep oldu diye düşündüm hep... bu yeni kitabı görür görmez de sadece yazarın adına bakarak satın aldım ve hiç bir şeyin etkisinde kalmadan okumak istedim... sonuç ise mükemmel; romana da, yazarın hikayelerine de, anlatımına da bayıldım... şimdi geriye doğru gidip eski kitaplarını okuma zamanı, yeni bir yazar biriktirmek gibisi yok... özetle bu romanı mutlaka okuyun, DEĞECEK inanın...

Bir kaç alıntı;

‘’Ölümden sonra bir hayat olması gerekmiyor ki, ölüm kendince bir hayatmış zaten. Ölüm hayatın tersi değil, mezuniyet merasimi’’ diye mırıldandı.

Bu yetmemişti bana. Böylelikle yalnızca iyi bir insan olabilirdim. İyilik çok kaypak bir oyundu. Dünyada sahtekarlığa en yakın kavram iyilikti, artık biliyordum bunu. Bir kaideye dayanmadan iyi olabiliyorsam aynı şekilde kötü de olabilirdim. Dünya benim iyi ve kötü hallerime tahammül etmek zorunda değildi. ‘’Vicdana bile lüzum hissetmeyeceğimiz bir adalet arzuluyoruz’’ demişti Süreyya.

Hiçbir doğal afetin insan kadar yıkıcı olmadığını görmüştüm. İnsanın aslında dünyaya verilmiş bir ceza olduğunu...

Yaşayacağım, yapacağım her şeyin anlamsızlaşacağı zamanların geleceğini hissediyordum. İnsan ruhunun derinliklerinde, onun gücünü kıran, onu bitkin düşüren en derin bilgiyi açık etmişti Usta. ‘’Değmez’’ bir bakıma insanın varacağı en büyük sırrın arkasından söyleyeceği son bilge söz olabilirdi. Bunun ötesinde bir hikmete ulaşılır mıydı bilemem ama öyle bir mertebe vardıysa bile onu kimse dile getirmezdi. Değmeyeceğini bilirdi... İnsan yalnızca bir kez ‘’Değmez’’ diyebilir, ikinci kez bunu diyorsa sahtekardır. İlk söylediği anda kalemini kırmıştır zaten. 

Yazar:  İsmail Güzelsoy
Sayfa Sayısı : 376
Basım Yılı : 2015
Yayınevi :Doğan Kitap
Kelimelerin gücüne, edebiyatın büyüsüne inancını koruyanlar için…

Benim için çizdiğin kader planını kabul etmiyorum!

"Tanrı, insanın ölümsüzlüğe varmış halinden başka bir şey değil" diye cevaplıyordu beni Selman Dermanî. "Ölüm ile kesilen bir hayatın hiçbir anlamı yoktur. Değmez... Bütün bu çabalara, sağalmaya, hasta olmaya, iyileşmeye, çalışmaya, mülk edinmeye, çocuk yapmaya, âşık olmaya değmez. Lisan öğrenmeye, şiir okumaya, saz dinlemeye, mutlu olmaya değmez.
Ancak ölümsüzlük varsa bu dünya hayatının bir anlamı olabilir. Kendimi yeniden, sıfırdan üretmeyi istiyorum. Bunu yapacağım. Hakkım! Kadere teslim olacaksak mağaralara dönelim, haydi!.."

İnsan yalnızca bir kez "Değmez" diyebilir, ikinci kez bunu tekrarlıyorsa sahtekârdır. İlk söylediği anda kalemini kırmıştır zaten. 

Aras Nehri'nin dibinde buz tabakasının altında bir adam yatıyor: Bir edip. Faruk Ferzan. "Ne oldu bana? Öldüm mü?" diye soruyor kendi kendine… Öldü mü? Ölmediyse birinin onu kurtarması gerekecek. Yola devam etmesi gerekecek. Aşk yaşanmaya değerse bunu yapmalı…

El çabukluğuyla bizi efsunlayan bir yazar var karşımızda… Fennî Sihirler yapan bir sihirbaz!.. İsmail Güzelsoy Değmez'de hayatın en büyük iki sırrının, aşkın ve ölümün dansını koyuyor sahneye. Kelimelerin gücüne, edebiyatın büyüsüne inancını koruyanlar için…

İsmail Güzelsoy 1963 yılında Iğdır’da doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’ndan ayrılıp İsveç’e gitti. İsveç’te yaşadığı üç yıl boyunca İsveç dili ve edebiyatı üzerine çalıştı. 
Başlıca eserleri: Kitab-ı Mukadder / Seni Seziyorum (öykü, 2000), Ruh Hastası (roman, 2004), Sincap (roman, 2005), Rukas (roman, 2006), İyi Yolculuklar (roman, 2007), İstanbul Gezi Rehberi I, II (2009). Değil Efendi'nin Renk ve Korku Meselleri (roman 2010), Çıt Yok (roman 2011), Saf (roman 2013)

Katkıda bulunduğu eserler: Broen (Danca antoloji, 2006), Turkische Erzählungen des 20. Jahrhunderts (Almanca antoloji, 2008), İstanbul Noir (öykü, derleme, 2008).

16 yorum:

  1. ilginç bir kitaba benziyor, okunası :) teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle:) hararetle öneriyorum... ben teşekkür ederim. sevgiler :)

      Sil
  2. Yeni yazarlar kesfetmeye bayiliyorum muhakkak alıp okuyacagim alintilari begendim ve yorumun harika olmus merak ettim alıp okuyayim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir roman umarım siz de seversiniz :) teşekkür ederim sevgiler:)

      Sil
  3. "Muhteşem" deyince not aldım, ilk kitap siparişimde vereceğim ve okuyacağım. Tanıtım için teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim, umarım seversiniz :) sevgiler :)

      Sil
  4. blogunuza girmeden önce alacağım kitapları not ettiğim defterimin yanımda olup olmadığını kontrol ediyorum , zira muhakkak 1-2 kitap ya da yazar ismi not etmeden ayrılamıyorum , teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim :) yazdıklarınızla çok mutlu oldum... sevgiler :)

      Sil
  5. bilinmeyen yazarları okumak en değer verdiğim şeylerden biri. ne güzel böyle yapmanız. bu yazarı da okurum bi gün :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında ''Değmez'' yazarın 10. kitabı ama kendisi pek tanınmıyor... bu durumu şaşırtıcı buluyorum... neyse geç olsun güç olmasın diye düşünmek lazım sanırım :) teşekkürler, sevgiler

      Sil
  6. merhaba Gül,

    Nicedir kalbimi çarptıran bir yazara denk gelmedim; Hakan Günday'dan sonra tam olarak. Merak ettim yazın sayesinde, alacağım ''Değmez''i.

    Blog çok dolu ama tasarımı biraz renksiz.

    Ellerine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Elif Hanım, umarım siz de benim gibi bu kitabı seversiniz...

      Bloga gelirsek; renkli tasarımlar ilk bakışta hoşuma gitse de okurken beni yoruyor o yüzden böyle sade olmasını tercih ediyorum...

      Katkınız için teşekkür ediyorum... sevgiler :)

      Sil
  7. Sanırım yazarın bu kitabı ile başlayacağım, çok merak ettim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben çok sevmiştim, umarım sizde beğenirsiniz:) teşekkürler, sevgiler:)

      Sil