2 Eylül 2015 Çarşamba

JENNIFER DONNELLY - SOLMAYAN GÜLLER

Bu yaz edebi kitapları pek fazla okuyamadım, elim hep kolay/hafif olanlara kayıyor... o nedenle çok önceden aldığım, öylece duran bu romanda karar kıldım... öncelikle beklediğimden çok çok iyi çıktı... aslında üçleme imiş, bu ilk kitap ve yine (ticari olarak) ismi yanlış belirlenmiş... orjinal ismi ‘’Çay Gülü’’ anlamına geliyor ve konusuyla da çok ilgili, sonraki kitaplar da ‘’Kış Gülü’’ ve ‘’Yabani Gül’’ olarak devam ediyor... henüz diğer ikisi çevrilmemiş ama yazarın çocuk kitaplarından biri ‘’Su Alevi Efsanesi Derin Mavi’’ bu yıl yayımlandı...

Konu 1888 yılında Doğu Londra’da başlıyor, New York’da devam edip, yine Londra’da bitiyor... bir azim ve başarı öyküsü, büyük hayalleri olan genç bir kızın başına gelen felaketlerden sonra, yiyecek ekmeğinin bile olmadığı bir fakirlikten, tüm New York’a oradan da Londra’ya yayılan güçlü bir çay tüccarı olmasını anlatıyor... ilave olarak o yıllardaki her iki şehrin ticari hayatı, Londra’nın suç şebekeleri, Karındeşen Jack ve güzel bir aşk hikayesi de var... benim için de ayrıca çay var, hayatımın vazgeçilmezi çaydan epeyce bahsediyor, çok hoşuma gitti...

Roman, masal tadında biraz... kızın başına bir sürü olay geliyor ama bir yandan da şansı her zaman yaver gidiyor... olumlu şeyler ucu ucuna ekleniyor, iyiler hep kazanıyor ama yazar bunları çok güzel anlatmış -fazla tesadüf var demezseniz- hiçbir mantık hatası yok, keyifle, takılmadan okunuyor... ben yazarı da hikayeyi de çok sevdim, diğer kitaplar çevrilirse onları da okurum, yaz kitabı arıyorsanız ideal, deneyebilirsiniz...

Yazar:  Jennifer Donnelly
Çevirmen: Nil Bosna
Sayfa Sayısı : 752
Basım Yılı : 2013
Yayınevi : Epsilon

Doğu Londra, 1888 – şehir içinde ayrı bir şehir. Hırsızların, fahişelerin ve hayalperestlerin birbirine karıştığı, gündüzleri arnavutkaldırımı sokaklarında çocukların oynadığı, geceleriyse bir katilin dolaştığı, parlak umutların en karanlık gerçeklerle karşılaştığı bir gölge ve ışık mekânı. Burada, Thames’in fısıldayarak akan sularının hemen yanı başında bir çay fabrikasında işçi olarak çalışan Fiona Finnegan, bir seyyar satıcının oğlu olan çocukluk aşkı Joe Bristow’la birlikte bir gün kendi dükkânını açmayı ümit etmektedir. Birbirlerine olan inançları dışında kendilerini kamçılayacak hiçbir şeye sahip olmayan Fiona ve Joe, rüyalarına ulaşmak için mücadele etmekte, para biriktirmekte ve özveride bulunmaktadır.

Fakat değer verdiği hemen hemen her şeyi –ve herkesi– ondan koparıp alan acımasız ve karanlık bir adamın eylemleri sonucunda Fiona’nın yaşamı paramparça olur. Kendisinin de öldürüleceğinden korkan Fiona, Londra’dan kaçarak New York’a gitmek zorunda kalır. Orada, inatçı karakteri Batı Yakası’nda mütevazı bir dükkânla başlayarak Manhattan’ın çay ticaretinin tepesine tırmanmasını sağlar. Ancak Fiona’nın eski hayaletleri rahat durmaz ve onları susturmak için Fiona tekrar çocukluğunun Londra’sına geri dönmek zorundadır, orada geçmişiyle girişeceği ölümcül hesaplaşma geleceğinin anahtarını elinde tutmaktadır.

Acı, mücadele, namus ve zafer üzerine yürek ısıtan, harikulade bir roman.” – Frank McCourt, Angela’nın Külleri’nin yazarı. 

5 yorum:

  1. bazen böyle hiç ummadığımız kitaplar şaşırtıyor ya , ne kadar güzel oluyor :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle Eylem Hn. :) bu sene bu tip kitaplar hep iyi çıktı da edebi kitaplarda epeyce bir yanıldığım oldu:( biraz beklentiyle de ilgili...

      Sil
  2. Bende indirimde bu eseri aldım ama henüz okumadım. Kitaba dair okuduğum yorumlar hep iyi. Sende beğenmişsin. Ne güzel iyi ki almışım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım sen de seversin :) keşke diğerlerini de çevirseler diye düşünmeye başladım :)

      Sil
  3. kitap harika ötesiii okumayan kalmamalı

    YanıtlaSil