1 Temmuz 2016 Cuma

ERICH KÄSTNER - Bok Yoluna Gitmek

Erich Kästner’in (1899-1974) en önemli eseri sayılan bu romanı gördüğümde dikkatimi çeken, sansürlenmiş-yasaklanmış-yakılmış bir kitap oluşunun yanı sıra arka kapakta yazan ‘’1930'ların Almanya’sından 2000'ler Türkiyesi’ne dikkate değer bir pencere açacağını düşündüğümüz’’ ibaresi oldu... ve iyi ki okumuşum çok beğendim...

Roman 1931 yılında, hem siyasi eleştirileri hem de erotik bulunarak yayıncısı tarafından isminden başlayarak sansürlenerek ‘’Fabian. Bir Ahlakçının Hikâyesi’’ olarak orjinalinden çok farklı bir metinle yayımlanmış... 1933’de yakılmış, savaş sonrasında 1946 ve 1950’de yazarın kendisinin yazdığı önsözle ve küçük rötuşlarla yayımlanmış, 1959 ve 1969’da yine yazar tarafından düzenlenip basılmış ve sonunda orjinal ilk metnin nasıl olduğu kimse tarafından bilinemiyor noktasına gelinmiş... orjinal metnin el yazması korunuyormuş, 2013 yılında yazarın ilk yazdığı şekliyle ve ısrarla savunduğu isimle özel baskı olarak yayımlanmış bizde de bu baskı esas alınmış... kitabın sonunda benim özetlemeye çalıştığım bu serüven çok detaylı olarak (yaklaşık 70 sayfa)  editör notları olarak yer alıyor...

‘’Büyük işsizlik, ekonomik buhranı takip eden ruhsal depresyon, tereddüt nedir bilmeyen partilerin faaliyetleri, kendini uyuşturma bağımlılığı, bunlar yaklaşan krizin fırtına öncesi işaretleriydi. Fırtına öncesi sessizlik, yani kalplerin salgın halinde tutukluk yapması dahi eksik değildi. Bazıları fırtınaya ve sessizliğe karşı durmaya çalıştı. Yana itildiler. Onların yerine, millete kocakarı ilaçlarını ve kesin çözümlerini empoze eden lunapark çığırtkanlarına ve savaş tamtamlarına kulak verildi. Onların peşinden gidildi ve uçurumdan aşağı, şu anda yarı canlı yarı ölü halde bulunduğumuz çukura atlandı.’’(Erich Kästner 1946 önsöz syf:230)  işte böyle bir ortamda roman kahramanı Fabian (ki yazarla çok fazla benzeşiyor) edebiyat eğitimi almasına rağmen bir reklam firmasında oldukça düşük ücretle reklam spotları yazmaktadır, beklemediği bir zamanda işten kovulur, en sevdiği arkadaşı intihar eder, gönül ilişkilerinde istemediği şeyler yaşar ve hikaye devam eder....

Roman çok akıcı, çok keyifliydi, ‘’Heinrich Mann, Fabian’ın onda ‘’samimi bir duygudaşlık uyandırdığı’’ndan hikayenin ‘’duygusallığa düşmeden duygusallaştırdığı’’ndan ve romanın ‘’tüm sarsıcılığına karşın okura keyif verdiği’’nden bahseder’’ (syf:290) çeviri mükemmeldi (yayınevi çevirmenin özgeçmişini kitaba neden eklememiş bilemiyorum ama büyük eksiklik) ben çok beğendim kaçırmayın derim... 

Yazar: Erich Kästner
Çevirmen : Suzan Geridönmez
Sayfa Sayısı : 302
Basım Yılı : 2016
Yayınevi : Sel

"Çöküş ve ahlaki çürümeye karşı, devlet ve ailede namus ve disiplin için; Heinrich Mann, Ernst Glaeser ve Erich Kästner´in yazdıklarını ateşe veriyorum."

10 Mayıs 1933'de Berlin Opera Meydanı bu sözlerle yankılanırken, Kästner kenarda, kitaplarının genç Naziler tarafından yakılışını izliyordu. 


Kästner'i faşist histerinin hedef tahtasına oturtan eserlerinin arasında Bok Yoluna Gitmek de vardı. Almanya'daki politik ve ahlaki çöküşü eleştiren ve yükselen Nasyonal Sosyalist tehlikeye karşı insanları harekete geçmeye çağıran roman, uyarıcısı olduğu yozlaşmanın hışmına uğramıştı. Üstelik ikinci kez! İlk yayımlandığı sırada, Naziler henüz iktidarda bile değilken ağır bir sansüre uğrayan kitap, bu kez tamamen yasaklanıp ateşe mahkûm edilmişti.

Elinizdeki edisyon, bu önemli eserin, yayınlanışından yıllar sonra, Sven Hanuschek'in yoğun mesaisi ve değerli editörlük notlarıyla titizlikle hazırlanan sansürsüz tam metnidir. 1930'ların Almanyası'ndan 2000'ler Türkiyesi'ne dikkate değer bir pencere açacağını düşündüğümüz Bok Yoluna Gitmek (Der Gang vor die Hunde), politik ve ahlaki yozlaşmanın sonuçlarıyla erken bir yüzleşme şansı veriyor...

ERICH KÄSTNER, Şair, yazar, tiyatro eleştirmeni ve senarist. 1899’da Dresden de doğdu. 1917’de orduya alındı. Ona bir kalp rahatsızlığına da mal olan, sert ve acımasız ordu eğitimi ve sürmekte olan dünya savaşının dehşeti, antimilitarist ve pasifist kimliğinin temeli oldu. Savaş sonrası, Leipzig Üniversitesi’nde Alman dili ve edebiyatı, tarih, felsefe ve tiyatro tarihi okudu. ‘’Bok Yoluna Gitmek (Der Gang vor die Hunde) ’’ romanı ise sansürlenerek, farklı bir isimle (Fabian. Bir Ahlakçının Hikâyesi) 1931’de yayımlandı.

Nasyonal Sosyalist tehdide karşı, solu birliğe çağıran; Dringender Appell für die Einheit / “Birlik İçin Acil Çağrı” bildirisinin imzacılarından oldu. Nazi iktidarı döneminde kitapları yakıldı, yazması yasaklandı, Gestapo tarafından sorgulandı. Georg Büchner Ödülü, Hans Christian Andersen Ödülü, Lewis Carroll Ödülü, Lessing Büyük Alman Edebiyat Ödülü gibi pek çok ödüle de layık görülen yazar, 1974’deki ölümüne dek üretmeye ve savaş karşıtı harekete destek vermeye devam etti.

23 yorum:

  1. Çok merak ettim bu kitabı .
    Umarım punto çok küçük değildir.
    Sevgiyle kalın .:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır küçük puntolu değil, Gözyaşı Konağı ile aynı diye hatırlıyorum. Sevgiler:)

      Sil
    2. Kitap Sesleri, ben teşekkür ederim:)

      Sil
  2. duymadım. okunurmuş evet. sel de çok severim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi okumalar o zaman:) sevgiler:)

      Sil
  3. Kitapçıda incelemiştim bu kitabı, diğer gidişimde direk alayım :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kağıt Salıncak umarım seversiniz:) sevgiler:)

      Sil
  4. baksanaaa, "olasılıksız" yorumlarında sevda şahin yorumu. sence, bu romanı ve yazarı türkler neden çok seviyor? o yorumlarda söleseneee bişi düşünebildiyseen :)

    YanıtlaSil
  5. son yazıma bi baksan yaaaa amaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baktım:) Jodi Picoult iyi seçim:)

      Sil
  6. baktın mı kiii son zamanlarda yazdığım romanlaraa :) john fante öğütlerim. bi de bi yeni yazarımız var. ceyda kılınç. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsine baktım, John Fante iyiydi haklısınız bir ara bakacağım ama Ceyda Kılınç konusunda tereddütlerim var... son zamanlarda yeni çıkan Türk yazarlarda çok fazla sükutu hayala uğradım, hiç beğenmiyorum çok eleştiriyorum o yüzden de cesaret edemiyorum... tabii bahsettiğiniz kişi çok iyi olabilir bilemiyorum benimkisi öyle bir his sadece:)

      Sil
    2. fanteyi sırayla okumalı. ceyda kılınç hafif yazıyor popüler edebiyat. ben popüler edebiyattan yana değilim, saf edebiyattan yanayım ama nerdeyse gecede bir kitap bitiriyom bu nedenle ne bulursam okuyom ama tabisi gözdelerim var o ayrı :) ceyda da o zaman kesmez seni :) bu arada, ben de bi türlü hasan ali toptaş'a başlayamadım ki başlarsam çok sevcedğimi de biliyom işte :) yaşasın kitaplar :)

      Sil
    3. Popüler veya hafif kitapları ben de bir gecede bitiriyorum hatta öyle okuduklarımın bir kısmını hiç yazmıyorum bile... sadece çok iyi çıkarsa veya çok kötü çıkarsa buraya yazıyorum...
      Toptaş konusunda bende aynı durumdayım. Gölgesizler romanını aldım epey oldu ama nedense elim gitmiyor ama okuyacağım vakti gelince:) ve evet yaşasın kitaplar:))

      Sil
  7. çok ilgimi çekti bu kitap! zavallı kitabın başına gelmeyen kalmamış, e tabi bu da okumamız için daha cazip kılıyor kitabı:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabın ilk yayımlandığı dönem hakikaten çok ilginç, dönem bilinerek okunursa daha iyi anlaşılıyor... o dönemi çok iyi anlatan Anna Funder'in Herşeyimle Ben romanını daha önce okuduğum için bu romanın başına gelenleri anlamak kolay oldu... iyi okumalar olsun:)

      Sil
  8. Kitabı çok beğendim günümüze de cekersek o yaşanmışlıkları sanki bizi anlatıyor çoğumuz hangi alanda ve yerde olursak olalım BOK YOLUNA GİTMİYOR MUYUZ...okumanızı tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel kitaptı, yorum için teşekkürler.

      Sil