30 Haziran 2017 Cuma

ASLI BİÇEN - İNCELDİĞİ YERDEN

Aslı Biçen çok başarılı bir çevirmen, kendisinin yazdığı kitapları olduğundan haberdar değildim ki, blogger arkadaşım Eral (kitaplarla beslenmek) bu kitabı önerdi... hiç lafı dolandırmadan yazayım muhteşem bir roman, okuduğuma çok memnunum Eral'a da teşekkür ediyorum...

Özellikle karakterlerine bayıldım hem Cemal, hem Jülide inanılmazdı... yazar tüm karakterlerini ince ince işliyor, romanı da betimlemelerle zenginleştiriyordu... küçük bir Ege kasabasında geçiyor, hayat gailesi içinde olan insanlar herkesin derdi, beklentisi, umudu anlatılıyor... Cemal çocukken kendilerini nedensiz yere terk eden babasını tüm ülkede arıyor, bir yandan da çocukluk aşkı Saliha ile evlenmeyi düşlüyor... lise öğrencisi Jülide trafik kazasında ölen ailesini çok özlüyor, hangi mesleği seçip hayatını nasıl şekillendireceğini düşünüyor... tabii doğanın başka bir planı var, hiç beklenmeyen bir olay hikayeyi bir distopyaya sürüklüyor ve merakla okuyoruz... 

Yazar kitabın ikinci yarısını siyasi bir distopya olarak kurgulamıştı çok beğendim size de kaçırmayın okuyun derim...


Yazar: Aslı Biçen
Sayfa Sayısı: 320
Basım Yılı: 2008
Yayınevi: Metis

Aslı Biçen, "karayla o incecik bağlantısı olmasa pekâlâ bir ada" denebilecek hayali bir taşra kasabasında geçen yarı-fantastik bir hikâye anlatıyor bize. Yirmi yıldır Türkiye'nin dört bir yanında kayıp babasını arayan ve çocukluk aşkı Saliha'yla evlenme hazırlıkları içinde olan bakkal Cemal ve ana babasını yıllar önce bir kazaya kurban verdiği için ninesiyle yaşayan, amatör futbolcu sevgilisi Erkan'la gerilimli bir ilişki sürdüren lise öğrencisi Jülide'nin etrafında gelişiyor hikâye. Jülide'nin zaman zaman "şeylere" hükmedebilmesini sağlayan olağanüstü yetenekleri, Cemal'in de olağandışı insani duyarlılıkları olsa da, ikisini birleştiren temel bir kişilik özellikleri var: Her türlü baskı karşısındaki zayıflıkları, güçsüzlükleri.

Aşina olduğumuz ama burada bir biçimde "başını alıp giden" baskı ortamı, dünyaya-kapalılık ve özgürlüksüzlük atmosferi, işte bu iki karakter üzerinden anlatılıyor romanda. Yoğunluğu gittikçe artan bu atmosferde insan kalmak için neredeyse iradeleri hilafına mücadele etmek zorunda kalıyor her ikisi de: "Her şey güçten ibaretse, yenilgi kaçınılmaz. Zayıflığın da bir hükmü olmalı."

Bir taşra hikâyesi gibi başlayıp bir noktada adeta fantastik bir siyasi romana dönüşen bu kitabın, başarılı kurgusu kadar dilinin az rastlanır güzelliğiyle de hak ettiği ilgiyi göreceğini umuyoruz.

12 Haziran 2017 Pazartesi

SERDAR AKİNAN - Buzdağı

Serdar Akinan muhalif gazetecilerden, bu okuduğum ikinci kitabı... kapağından da açıkça görüldüğü üzere Fetö darbesinin perde arkasını, buzdağının görünmeyen kısmını anlatıyor... nazilerin savaş sonrasında nasıl ABD için çalıştığını, Ortadoğu coğrafyasında ve soğuk savaş döneminde İslamın nasıl kullanıldığını, ABD'nin (emperyalizmin) kendi çıkarına olayları/insanları/ülkeleri nasıl manipüle ettiğini anlatıyor... değerli bir araştırma bir sürü şey öğreniyorsunuz eğer ilgi alanınıza giriyorsa okuyun derim... 

Yazar: Serdar Akinan
Sayfa Sayısı: 256
Basım Yılı: 2017
Yayınevi: Kırmızı Kedi

Nazilerden “FETÖ”ye Siyasal İslamcıların Tarihi


Gazeteci-yazar Serdar Akinan, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kartların yeniden karıştırıldığı İslamcı cenahta olan biteni anlamak için yakın tarihe bakıyor.

FETÖ’nün bu topraklarda emperyalistlerle işbirliğine giren ilk milliyetçi-mukaddesatçı yapı olmadığını vurgulayan Akinan, Soğuk Savaş yıllarından itibaren tam bağımsızlık rotasından çıktığımızı ve belli aktörlerin derhal pozisyon almaya başladığına dikkat çekiyor. 


Nazilerin kurduğu Türk-İslam Tugayları’ndan Komünizmle Mücadele Dernekleri’ne, 12 Eylül sonrası İslami hareketin siciline, petro-dolarlarla kurulan faizsiz bankacılığa, AKP ve FETÖ’nün anti-Kemalist ittifakına değinen Serdar Akinan, tarihsel, ekonomik, sosyolojik, kültürel ve siyasi dinamikleri sorgulayarak günümüze ışık tutuyor. 


“Bu kitabı, sadece AKP’nin değil, Türkiye’de milliyetçi-mukaddesatçı siyaset yapan, Türk ve Müslüman diyebileceğimiz çok ciddi bir kesimin, sermaye, medya ve devlet aygıtındaki paydaşlarıyla nasıl CIA emrinde olduğunu göstermek için yazdım.” 

7 Haziran 2017 Çarşamba

KATE ATKINSON - Geç Kapıdan Körebe!

Yukarıda Haydarpaşa Kitap Günleri'nden aldığım kitapları görüyorsunuz... Kadıköy Belediyesini kutlarım, gittiğim kitap fuarları içerisinde açık ara en iyisiydi... Haydarpaşa Garı zaten muhteşem bir mekan, ortam havadar, temiz, düzenli ve nezihti, keyifle dolaşıp kitap alışverişimizi yaptık, çok beğendim daha nice nice kitap günlerine...

Gelelim ''Geç Kapıdan Körebe''ye; Kate Atkinson son zamanlarda keşfettiğim 1951 doğumlu İngiliz edebiyatı eğitimi almış İngiliz yazar ve bu okuduğum dördüncü kitabı... romanların ikisi polisiye ikisi de ana fikri zaman olan kitaplar... özellikle bu zaman temalı kitaplarına bayılıyorum o kadar güzeller ki...

İngiltere'de ormana yakın küçük bir kasabada, 16 yaşındaki Isobel, kendinden birkaç yaş büyük abisi Charles, babası Gordon, halası Vinny ve üvey annesi Debbie ile yaşamaktadır. Anneleri Eliza, çocuklar 5-6 yaşlarındayken ortadan kaybolmuş (dedikoduya göre sevgilisiyle kaçmış), hemen arkasından da babaları sırra kadem basmış (dedikoduya göre ölmüş), çocuklar babaanneleri ve Vinny'nin eline kalmıştır... 7 yıl sonra Gordon yanında yeni karısı Debbie ile dönünce çocuklar şok olmuş, zaten ortadan kaybolmasını bir türlü kabullenemedikleri ve çok sevdikleri Eliza'yı daha çok düşünür hale gelmişlerdir. Charles bilimkurgu meraklısı olduğu için annesini uzaylılar kaçırdı veya paralel evrenlerin birine gitti sanmakta, Isobel'i de sürekli benzer hikayelerle meşgul etmektedir. Tam bu sırada Isobel kendini hiç bilmediği yerlerde, kasabasının eski zamanlarında bulmaya başlar, çok kısa süren bu anlar gerçek gibi gelse, zamanda bir yırtık keşfettim geçmişe mi gidiyorum diye düşünse de bir yandan da aklımı kaçırıyorum herhalde diye kendi kendine söylenmektedir... roman bugün ve geçmiş olarak bölümler halinde anlatılıyor, olayların hiçbiri göründüğü gibi değil ve sürekli şaşırarak okuyoruz...

Yazar edebiyat eğitimi nedeniyle yine tüm kitabı Shakespeare alıntılarıyla süslemişti, psikolojik derinliği olan bir hikayeydi, aile olma kavramı ve aile içi şiddete değiniyordu, ben çok beğendim size de okuyun derim...

Diğer Kitaplar İçin Bkz:

Yazar: Kate Atkinson
Çevirmen: Tuba Geyikler
Sayfa Sayısı: 328
Basım Yılı: 2017
Yayınevi: YKY

“Kelime başlangıçtır, sessizlik son. İkisinin arası ise hep öykü.” 
Isobel Fairfax, 1960’lar Britanyası’nın uydu kentlerinden birinde, Lythe’de yaşayan genç bir kız. “Ormanın içinin içindeki” Lythe, öyle sıradan bir yer değil; Kraliçe Elizabeth döneminde feodal bir mülk olarak kurulmuş ve zamanında, William Shakespeare adlı genç bir öğretmeni de barındırmış... Edebiyat meraklısı Isobel ailesinin, komşularının ve köyün garip tarihçesini araştırdıkça kafa karıştıran zaman bükülmelerinin içinde bulur kendini. Gerçeklik durmadan şekil değiştirirken kayıp annesiyle, savaş kahramanı babasıyla ve yakın arkadaşlarıyla ilgili sarsıcı bilgiler de edinecektir. 
Ödüllü yazar Kate Atkinson’ın övgüyle karşılanan romanı Geç Kapıdan Körebe!, düş kırıklıklarına ve ihtimallere dair bir güzelleme, çarpıcı kurgusuyla unutulmayacak bir roman. 
“Romanı bu denli başarılı kılan, okurun, Kate Atkinson’ın ip üstündeki edebi cambazlıklarını illa anlamak zorunda olmayışı. Çünkü asıl önemli olan, son derece canlı biçimde tasvir edilmiş pek çok karakter ve onların başına gelenler.” -New York Times Book Review- 
“Görkemli bir edebiyat gösterisi.”-San Francisco Chronicle-