12 Eylül 2017 Salı

JESSIE BURTON - MİNYATÜRCÜ


Bu romanı ilk çıktığında görmüş, emin olamadığım için almamıştım geçen hafta kitapçıda indirimliler arasında görünce dayanamadım ve buradayız... yazar 1982 doğumlu bir İngiliz, Oxford Üniversitesi ve Central School of Speech and Drama'da eğitim görmüş, halen oyunculuk yapıyormuş ve bu ilk kitabıymış...

Öncelikle beklediğimden çok iyi çıktı, ilk kitap için başarılı buldum, tarihi bir roman, detaylara dikkat edilmiş, kitabın sonuna sözlük ve karşılaştırma yapmayı sağlayan listeler konulmuş, çok beğendim...

Romanı internette aratınca bir çok yerde ilk cümle olarak romantik bir kitap değil ibaresi var buna neden gerek duyuldu hiç bilemiyorum, yeni evli genç bir kadından bahsedildiği için mi yoksa Epsilon yayımladığı için mi romantik olarak algılanacak? doğrusu çözemedim...

Ana karakter Petronella Oortman ve kocası Johannes 17.yy'da gerçekten yaşamış kişiler ve Petronella'nın yukarıya fotoğrafını eklediğim dolap evi Amsterdam'da Rijkmuseum'da sergileniyormuş... her ne kadar karakterler gerçekse de hayatlarının tamamiyle kurgulanmış olduğunu yazar kitabın sonunda belirtiyor...

Romanın konusu aşağıya eklediğim arka kapak yazısında ayrıntılı olarak anlatılıyor ona ilave bir şey yazmayacağım hatta o kadar detay verilmiş ki kritik bir noktayı daha başlamadan tahmin ettim ve doğru çıktı, olmasaydı iyiydi ama hikaye oldukça kapsamlı bu durum okuma heyecanımı azaltmadı...

Kitap çok akıcı, kadın karakterler etkileyici, hikayeyi çok beğendim, zaten tarihi romanları seviyorum o dönem Amsterdam'ını okumak hoşuma gitti... sadece Minyatürcü'nün öyküsü biraz ortada kaldı, özellikle muğlak bırakılmış gibi değil de ilk roman olması sebebiyle tam kotarılamamış gibi ama romanı beğendim size de öneririm...

Yazar: Jessie Burton
Çevirmen: Cem Şancı
Sayfa Sayısı: 480
Basım Yılı: 2015
Yayınevi: Epsilon

"Her kadın kendi kaderinin mimarıdır."

1686 senesinin soğuk bir sonbahar gününde, on sekiz yaşındaki Nella Oortman, saygın tüccar Johannes Brandt'ın karısı olarak yeni bir hayata başlamak üzere Amsterdam'a gelir. Ancak yeni evi tüm ihtişamına rağmen pek kucaklayıcı değildir. Kibar ama mesafeli bir adam olan Johannes daima çalışma odasında ya da ambarındaki bürosunda zaman geçirmekte, Nella'yı sivri dilli bir kadın olan kız kardeşi Marin'le baş başa bırakmaktadır.

Ancak Johannes'in kendisine düğün hediyesi olarak evlerinin dolap boyutlarında bir maketini vermesiyle Nella'nın dünyası değişir. Hediyesini dayayıp döşemek isteyen Nella, bir minyatürcünün yardımına başvurur. Gizemli bir sanatçı olan bu kişinin minik eserleri, gerçek yaşamdaki karşılıklarını ürkütücü ve beklenmedik şekillerde yansıtmaktadır…


Ancak Nella evlerinin sıradışı gizemlerini keşfederken, tüm ev halkını bekleyen tehlikeleri anlamaya ve onlardan korkmaya da başlar. Bu baskıcı ve dindar toplumda, farklı olmak toplumun ahlaki dokusu için bir tehdittir ve Johannes gibi zengin bir adam bile güvende değildir. Onları bekleyen kaderi sadece bir kişi görüyor gibidir. Minyatürcü onların kurtuluşunun anahtarı mıdır… yoksa yıkımlarının mimarı mı?

8 yorum:

  1. Bloğunuz güzel görünüyor. Sık sık takip etmeye çalışıcam . Başarılar dilerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. İyi okumalar:)

      Sil
  2. ooo arka kapak yazısından önce kitabı okuyalım o halde :D bu notlar çok iyi oluyor Gül Hanım teşekkür ederim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eylem Hanım ben teşekkür ederim asıl:) Editörlerin satış baskısı buna neden oluyor sanırım. Sevgiler:)

      Sil
  3. bunu okuyum ben. tarih sevmem ama konu ilginç, bi de amsterdam. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu sevebilirsiniz ağır bir tarih yok zaten:)

      Sil
  4. çok merak ettim Gül Hanım, konusu gayet ilginç, hemen okuma listeme ekliyorum, bu arada kitap %60 indirimliymiş, çok sevindim:)) sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eren Hanım ben de indirimliler arasında görünce cesaret ettim kötü çıkarsa da önemi olmaz diye düşündüm:) üstelik iyi de çıktı:) Umarım siz de seversiniz, sevgiler:)

      Sil