STEFAN ZWEIG - İNSANLIĞIN YILDIZININ PARLADIĞI ANLAR

S. Zweig'den ağırlıkla kurgudışı eserler okuyorum bu kitap da onlardan biri, içinde ondört deneme var ve önemli tarihsel olaylardaki tek bir ânı anlatıyor ''Tarihte de, sanatın her türünde ve günlük yaşamda olduğu gibi çok görkemli ve unutulmaz anlara ender rastlanır. (......) Başka zamanlarda kendi halinde, peş peşe ve yan yana gelişen olaylar, her şeyi belirleyen ve her şeye karar veren o bir tek anlık zaman dilimi içine sıkışıverir: Tek bir evet, tek bir hayır, bir anlık erken davranma ya da bir anlık geç harekete geçme, bu ânı, yüzlerce kuşakta geçse, asla geri getiremez ve bu yitirilen an, bireyin ve ulusların yaşamını ve hatta bütün bir insanlığın yazgısını belirler. (syf:11-12 önsöz)'' Denemelerin çoğu yukarıdaki açıklamaya uyuyor ama bazıları bu kitapta neden yer alıyor anlayamadım... Konu edilen tarihi kişiler, olaylar kısa kısa anlatılmış, hani o bölüm ilginizi çok çekmese de kolaylıkla okuyorsunuz... Denemeler şöyle;
  • Vasco Nunez de Balboa'nın Büyük Okyanusu gördüğü ilk anı ve o zamana gelinceye kadar yaşananları anlatıyor (1513)
  • Bizans'ın fethi: bu kitabı okuma sebebimdi Zweig nasıl anlatacak diye merak etmiştim; bilinen şekliyle anlatıyor, Fatih Sultan Mehmet'in dâhi olduğunu söylüyorsa da gaddarlığını daha ön plana çıkarıyor, surlarda açık bırakılan kapı konusu var yanlışlıkla olduğunu söylüyor, bazı kaynaklarda Bizans içindeki Osmanlı casuslarınca açık bırakıldığı ifade edilir. Fatih'in acımasızlığı her eserde belirtilir ama bir önceki bölümde Balboa'nın yaptığı vahşeti pek fazla öne çıkarmadan anlatıyordu dolayısıyla klasik Avrupalı çifte standartı Zweig'de de ortaya çıkıyor. (1453)
  • Ünlü Müzisyen Handel'in ağır bir hastalıktan kurtulup önemli eserlerini vermesini anlatıyor. (1741)
  • Fransızların ulusal marşı Marseillaise'in bestelenişi. (1792)
  • Waterloo savaşı (1815) hani hep Napolyon Waterloo'yu kazansaydı Dünya nasıl olurdu diye sorulur ya, nasıl kaybedildiğini okumak ilginçti.
  • Goethe'nin 74 yaşındayken 19 yaşındaki genç bir kıza aşık olup yazdığı Marienbad Ağıdını anlatıyor ki bu kitapta neden yer alıyor hiç bilemedim. (1823)
  • Eldorado'nun keşfi: Avrupa'dan Kaliforniya'ya giden bir maceraperestin başına gelenler, altına hücum yılları anlatılıyor. (1848)
  • Dostoyevski'nin kurşuna dizilecekken kurtulması. (1848)
  • Okyanusun altına telgraf hattı döşenmesi. (1858)
  • Tostoy'un ölümüyle yarım kalan eserini tamamlayan bir sondeyiş yazıyor. (1910)
  • Güney Kutbunun keşfi: ikinci olan Scott'un serüvenini anlatıyor. Burada da bir çifte standart var yalnızca Zweig değil bir çok eserde Scott'un düzenlediği sefer anlatılıyor, işi başaran Amundsen'den kimse çok fazla bahsetmiyor. Scott İngiliz, Amundsen Norveçli olduğu için olsa gerek. (1912)
  • Lenin'in Ekim devrimi başlayınca İsviçre'den ülkesine dönüşünü anlatıyor. (1917)
  • Ünlü Romalı düşünür Cicero anlatılıyor (1940 tarihi verilmiş onu pek anlayamadım bir sonraki bölümde de aynı tarih var her ikisini birbiriyle ve kendisinin son yılları ile ilişkilendiriyor diye düşündüm)
  • 1918'de I. Dünya Savaşı sonunda ABD Başkanı Wilson'un yapmaya çalıştığı anlaşmayı anlatıyor. Pek inanasım gelmedi ama Wilson için çok hümanist ve tüm Dünyanın iyiliğini isteyen bir Başkan imajı çiziyor, ben bu konuda burada yazılanlar dışında fazla bir şey bilmiyorum, eğer yazdıkları doğru ise hakikaten yazık olmuş. (1940)
Biraz uzun oldu ama kitabın özeti böyle, bazı bölümlerini sevdim, bazı bölümleri gereksiz geldi, daldan dala atlıyor olması bana hiç uymadı ama sıkılmadan da okudum... Eğer benim gibi sıkı bir Zweig takipçisi iseniz okuyun ama ön sıralara almaya gerek yok, yazarın çok daha iyi kitapları var...

Yazar: Stefan Zweig
Çevirmen: Kasım Eğit
Sayfa Sayısı: 319
Basım Yılı: 2016 (17. Baskı) 1995 (1. baskı)
Yayınevi: Can

İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, insanlık tarihine yön vermiş belirleyici anlar üstüne kısa denemelerden oluşuyor. Stefan Zweig, çevrelerindeki geçici koşulların dayattığı sınırları aşabilmiş Fatih Sultan Mehmed, Händel, Dostoyevski, Tolstoy, Lenin gibi "yaratıcı bireyler"in o benzersiz "anlarını" anlatıyor. En iyisi, kendisinden dinleyelim:


Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate, çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı trajik ve yazgıyı belirleyici anlara, bireylerin yaşamında ve tarihin akışı içinde çok ender rastlanır. Ben böyle anları İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar diye adlandırdım; çünkü onlar, tıpkı yıldızlar gibi, hiç değişmeden geçmişin karanlığına ışık tutmaktadırlar... Olayları anlatırken, gerçekleri değiştirmedim, kendi katkılarımla renklendirip zenginleştirmedim. Çünkü tarih, kusursuzluğa ulaştığı böylesine eşsiz anlarda, kendisine yardım için uzatılan ellere gereksinim duymaz.

Not: Aşağıdaki kitapları CNR Kitap Fuarından aldım, fuardan memnun kalmadım ama bu vesileyle aldıklarımı da paylaşmış olayım:)

Yorumlar

  1. Selamlar,
    Santraç dışında nedense pek sevemediğim bir yazar oldu benim için Stefan Zweig.
    Oysa ki iki kitabını daha okudum belki bazı kitaplarını severim diye ama olmadı.
    Sevememiş olsam da kalemi kuvvetli bir yazar, her şeyden öte yaşadıkları, gördükleri ve dayanamayp intihar edişi.....
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülşah Şahin merhaba, sevemediyseniz yapacak bir şey yok. Kurgu eserleri için bir şey demeyeceğim ama biyografileri/denemeleri hakikaten iyidir. Eğer bunlardan okumadıysanız bir tane deneyin tabii tarih de seviyorsanız. Dünün Dünyası, Erasmus, Mary Suart, Üç Usta özellikle iyi olanlardan bir kaçı. Sevgiler:)

      Sil
  2. Goethe'nin 74 yaşında 19 yaşındaki kıza aşık olmasına çok şaşırdım.:) Yoksa şaşırmamam mı gerek yani erkek milleti değil mi? Yuh len, adam teneşire girecek yaşa gelmiş aklı nerede valla sinirlerim bozuldu.:))

    Ekim devrimi çok müthiş bir konu, filmlerini izlemeyi çok seviyorum, Dostoyevski'nin kıl payı infazdan kurtuluşunu da vaktiyle bir biyografide ürpererek okumuştum o yüzden hiç unutmam. :( Zavallı neler çekmiş:(

    Emeğine sağlık Gül'cüğüm, okumak isterim.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjde Hanım, işin en trajikomik yanı, daha gençken de kızın annesine aşıkmış hiç utanmadan anneye bir de görücü göndermeye kalkıyor tam erkek milleti durumu aynen dediğiniz gibi:)) Sevgiler:)

      Sil
  3. hala bir biyografisini bile okuyamdım ama sonunda birini edindim , başlarım bir kaç yıla inş :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eylem Hanım, geç olsun, güç olmasın:)) Keyifli okumalar, sevgiler:)

      Sil
  4. Yazarın çok daha iyi kitaplarını okumalıyım önce öyleyse :)) İki kitabı elimde bir ara başlamayı düşünüyorum. :)Emeğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap Güneşim; yorumunuzu bekleyeceğim, size de iyi okumalar, sevgiler:)

      Sil
  5. Yazar sanırım bana pek hitap etmiyor, okuduğum iki kitabını sevememiştim :((
    Madam Arthur Bey elimde var, çok okumak istediklerimden :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kağıt Salıncak; o zaman Mine Söğüt'ten devam edelim:) Sevgiler:)

      Sil
  6. kurgularını ve biyografilerini okuyayım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deeptone; ben yazarı her türlü seviyorum, hepsini öneririm. Keyifli okumalar, sevgiler:)

      Sil
  7. Dün on tane falan kitap aldım ben de. :) Çok güzel kitaplar var. Ama çok kötü kitaplar da var. Klişe aşk romanları mesela... Her zaman oluyorlar. Çok satıyorlar. Kaliteli kitaplar bulmak lazım. :) :) Yaşasın okumak! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın kaliteli kitaplar okumalıyız ama ne okuduğunu biliyorsan arada sırada sudan kitaplardan da okumanın zararı yok:) Teşekkürler Mert, sevgiler:)

      Sil
  8. Bu durumda ben biraz bekletiyorum. Size güveniyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel ifadeniz için çok teşekkür ediyorum:) Bundan önce okunacak başka kitapları var hakikaten. Sevgiler:)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAIN-FOURNIER - ADSIZ ÜLKE

STEPHENIE MEYER - KİMYAGER

DANIEL PALMER - AKIL OYUNLARI