Kayıtlar

FRANK SCHÄTZING - Limit

Resim
Frank Schätzing ilginç bir yazar... iletişim okumuş, piyano ve gitar çalıyor, bir reklam ajansı sahibiyken roman yazmaya başlayan bir alman... ilk kitabı  ''Ölüm ve Şeytan''  (Türkçeye ''Sürü''den sonra çevrildi) bana göre  Umberto Eco'nun ''Gülün Adı''  romanından intihaldi... Son romanı ''Limit''i de okuduktan sonra, yazar herhalde eğer çok ünlü ve iyi bir kitabı kopyalayabilirsem ondan sonra özgün ve iyi  kitaplar yazarım diye kendiyle bahse girmiş olmalı diye düşündüm... Neyse ''Ölüm ve Şeytan''ı çöpe attıktan sonra gelelim diğer kitaplarına...  İlk okuduğum romanı ''Sürü'' bilim ile bilim kurgunun iç içe geçtiği muhteşem bir romandı... Derin denizlerin yapısı, deniz biyolojisi, hayvan davranışları (özellikle balinalar) hakkında okuduğum en ilginç kitaptı... çevreye verdiğimiz zararın nelere yol açabileceğinin göz önüne serildiği soluk soluğa okunan bir romandı... bir çok bilim...

DANIEL ALARCÓN - Kayıp Kentin Radyosu

Resim
Daniel Alarcón Peru’lu bir yazar ve 2007’de yazdığı bu romanıyla bir çok ödül almış...Kitabın en çarpıcı yanı ülke ve zaman belirtilmemesine rağmen anlatılanların dünya üzerinde her yerde yaşanıyor veya yaşanabilecek olması... ülkenin ve insanların durumu o kadar tanıdık ki sanki çok iyi bildiğiniz bir yeri anlatıyor... Radyonun önemine bakarak epey eski bir zamanda geçtiğini ve cangıldan bahsedilmesine bakarak da Güney Amerika’da  bir yer olmalı diye düşünmenize rağmen hikaye ilerledikçe yer ve zaman önemini kaybediyor... çünkü yazar olayları öyle kurgulamış ki benzer insan ve toplum davranışlarının çevrenizde de olduğunu görebiliyorsunuz... Radyocu Norma, kocası Rey ve cangıldan gelen çocuk Victor’un  dramı üzerinden iç savaş içerisinde bir ülkenin  panoramasını çok güzel  çiziyor... Roman sürekli geri dönüşlerle anlatılmış üstelik bölüm bölüm ayırarak değil birçok yerde neredeyse paragraf paragraf geri dönülmüş... 10-11 yıllık bir s...

JANICE Y. K. LEE - Piyano Öğretmeni

Resim
Bu   kitabı    öylesine almıştım, Hong Kong’da geçmesi ve savaş yılları olması ilgimi çekmişti... hakikaten zaman ve mekan çok dikkat çekiciydi... İngilizler, Çinliler, Amerikalılar, Hollandalılar ve diğer Avrupalılar, Avrasyalılar    herkes orada, üzerine birde işgalci    Japonlar gelince mozaik tamamlanıyor... Roman üç dönemli anlatılmış II. Dünya Savaşı öncesi, savaş zamanı ve sonrası şeklinde... Hong Kong’da o yıllarda oldukça değişik bir sosyal ortam var... sömürgenin hakimi İngilizler, onlardan hiç hoşlanmayan ama daha fazla İngiliz görünen Çinliler, birde her iki toplumunda çok kabul etmediği melezler Avrasyalılar... japonlar da gelip her şeyi daha da fazla karıştırıyorlar...savaş başladığında da insanlar hayatta kalmaya kendi bildikleri yöntemle çalışıyorlar... aslında herkes kendi çıkarını koruma peşinde bunun için    bir sürü siyasi manevra yapıyor... hem 1942’deki    ‘’Trudy’’ hemde 1952’deki    ‘’Claire’’ çok i...

İSMAİL GÜZELSOY - Saf

Resim
İsmail Güzelsoy’dan daha önce okumamıştım...Şaman hikayelerini çok severim bu kitabın tanıtımını görünce de hoşuma gideceğini düşündüm... ama şuan ne diyeceğimi pek bilemiyorum.. romanı hem sevdim hem hem sıkıldım sanki... Hikaye 12. yüzyılda geçiyor ana hatlarıyla ama bazen bir zamanı yokmuş gibi de geliyor... sıfırı anlatıyor yani öncesiz ve sonrasız olanı,  hiçliği... bir yandan da bir yol romanı bu Anadolu'dan Semerkand’a, Buhara’ya kadar... ayrıca ‘’aşk’’ı anlatıyor, gerçek aşkı... roman bir masal tadında ve yer yer fantastik öğelerle anlatılmış.. buraya kadar her şey iyiydi ama ben  pek romanın içine giremedim, kaptırıp okuyamadım... ki sürükleyici bir anlatımı vardı... diğer yandan romanın ana karakteri Subala hem ‘’saf’’ hemde ‘’bilge’’ konumunda... ben onu ‘’saf’’ olarak hiç göremedim mesela... Şaman’ın insana dair sözleri ise çok anlamlıydı, bu bölümler çok hoşuma gitti. Velhasıl bu roman için iyiydi kötüydü gibi net bir şey söyleyemiyorum... vasat da değil...

YASMİNA KHADRA - Kâbil'in Kırlangıçları

Resim
Yasmina Khadra,  Cezayirli yazar  Muhammed Mulessehul’ün takma adıdır... Cezayir ordusunda subay olan yazar sansürden kaçmak için takma bir kadın adı kullanmıştır... köktendinci teröre karşı mücadele vermiş olan Mulessehul, 2000 yılında ordudan ayrılmış ve yazar olarak hayatını Fransa’da sürdürmektedir...  Bu yazarla tanışmam geçen yıl okuduğum ‘’Günün Geceye Borcu’’ adlı romanı ile oldu... bu kitap, sömürge yıllarında içten içe kaynayan  Cezayir’de genç bir adamın ve bağımsızlığını kazanmaya çalışan bir ülkenin kaderini anlatan çok güzel bir romandı... bu nedenle   ‘’Kâbil’in Kırlangıçları’’ nı görünce hemen alıp okumak istedim... bu sefer ülke Afganistan, üstelik zaman 1950’ler değil günümüz... garip olan durumun daha umutsuz, çaresiz, çözümsüz olması yarım yüzyıl sonra... anlatılan çok trajik bir hikaye ama daha kötü olan ülkenin durumu... kitabı okurken umudun olmamasının nasıl bir şey olduğunu her satırda hissediyorsunuz... durumu sorgulamaya çalışan...

ALEV ALATLI - Beyaz Türkler Küstüler

Resim
Or’da hâlâ   Kimse Var Mı? 5. Kitap Alev Alatlı’dan daha önce Schrödinger’in Kedisi-Kabus, Schröndinger’in Kedisi-Rüya ve ilk romanı Yaseminler Tüter mi Hâlâ? yı okumuş ve çok beğenmiştim... Bu kitabı gördüğümde serinin son romanından başlamak biraz anlamsız geldiyse de özellikle ismi çok ilgi çekici olduğundan almadan yapamadım... öncelikle bağımsız bir kitap olarak okunabiliyor, acaba önceki kitaplarda neler olmuştu diye düşünmüyorsunuz... çünkü klasik anlamda bir roman değil bu, daha çok denemenin romana benzetilmiş hali diyebiliriz. Yazar ülkeye, dünyaya, siyasete, eğitime vb. bir çok konuya dair görüşlerini belirtiyor... geldiğimiz noktada Ülkemizin ahval ve şeraitini Küresel Kapitalizmin etkileri ile birlikte anlatıyor... en çok bahsettiği de Zamanın Ruhunun tüm sistemleri nasıl etkilediği ve tüm dünya ile birlikte bizimde ‘’sıradanlaştığımız’’... bu konuyla ilgili olarak -benimde daha önce okuduğum-   Frank Furedi’nin Nereye Gitti Bu Entelektüeller? kitabına ...

SEZGİN KAYMAZ - Kün

Resim
Bu kitabı yanlışlıkla aldım... aslında almak istediğim ismi yine üç harfli olan başka bir kitaptı ama kitapçıda ismi veya yazarını hatırlayamadığım için rafta ‘’Kün’’ü görünce o sandım ve aldım... yanlışlığı fark edince götürüp değiştireyim diye de düşündüm ama bir yandan da piyango bileti almış gibi hissettim belki de ikramiye çıkar dedim ve çıktı hakikaten... muhteşem bir romanmış meğer... çok güzel bir hikayesi, orijinal, mizahi bir anlatımı var kitabın... yazarı ise daha ilginç; Hacettepe Üniversitesi İngilizce Dilbilimi Bölümünü son sınıfta Türkçe dersini veremediği (ironinin böylesi) için bitirememiş, Türkiye Voleybol Federasyonunda koordinatör olarak çalışmış bu romandan başka 6 tane romanı 2 tane hikayesi olan bir yazar... yine rastlamak için çok geç kaldığım yazarlardan...   Kitaba gelecek olursak yaklaşık kırk sene evvelinin Konya’sı ve Ankara’sında geçiyor... özellikle Konya, hem şivesi hem insanları hemde şehri ile kitabın ana karakterlerinden biri... özellikle o ş...