Kayıtlar

JOYCE CAROL OATES - KARA SU

Resim
Can yayınları elinde kalan eski kitapları indirimli olarak satışa sunuyor, bende zaman zaman onlardan alıyorum... bu öyle bir kitap işte, 1997 yılında yayımlanmış, şu an yeni baskısı yok sanırım... ben bu romanı yazarı için aldım, Joyce Carol’un anlatımını çok severim, özgün bir tarzı var... daha önce ‘’Şelale’’ ve ‘’Can Ateşi’’ romanlarını okumuş çok beğenmiştim... Gelelim romana; konu gerçek bir olaydan alınmış, genç bir kadının ölümüyle sonuçlanan bir kaza anlatılıyor... kazaya sebep olan Senatör  E. Kennedy adaylıktan çekiliyor ama olay büyük ölçüde örtbas ediliyor... yazar ölen genç kadının ağzından olayı kurguluyor yine değişik bir anlatımla... kadının geçmişini, senatörle tanışmasını, ailesini, arkadaşlarını, tüm hayatını ortaya seriyor ama düz bir tarih sıralamasıyla değil, araya tam kaza ve ölüm anını da katarak yapıyor bunu... kadın sürekli kendiyle ilgili bir geçmiş parçasını aklından geçiriyor, arada da kaza/ölüm anı değişik açılardan defalarca anlatılıyor... ...

KATHRYN FOX - AFİR

Resim
Polisiyeyi pek sevmiyorum bu romanı da adli tıbbı konu ettiği için aldım ve beklediğimden çok iyi çıktı... yazar pratisyen bir hekim ve bu ilk romanı... ana karakterde adli patalog olan genç bir kadın... başlangıçta intihar etmiş bir kadının akciğerlerinde bilinemeyen lif parçaları bulunuyor ve ne polis ne olay yeri inceleme ekipleri üzerinde duruyor ve intihar olarak kodlanıp dosya kapatılıyor... bu durum sadece Dr. Anya’nın dikkatini çekiyor ve araştırmaya başladığında aynı bulguya rastladığı başka intihar vakalarıda buluyor ama kurbanlar arasında hiçbir bağlantı yok ve kendisinden başka hiç kimse bir cinayet şüphesi görmüyor...  ve kitabın sonuna kadar adım adım patalogun olayı çözme çabasını izliyoruz... Yazarın anlatımı güzel, konu adli tıp olduğu için bir sürü semptomdan bahsediyor, aynı zamanda patalog tecavüz kurbanlarına da baktığı için bu konuda da çokça bilgi veriyor... ve en beğendiğim yönü ise hikayenin sonu oldu, şaşırtıcı ve zekice buldum... bu tür konulardan h...

JOHN FOWLES - Fransız Teğmenin Kadını

Resim
Bu romanı yıllar önce okumaya karar vermiştim ama bazen planlamak ile yapmak aynı zamana denk gelmiyor... ve muhteşem bir romanmış... son zamanlarda ‘’yüzyılın en iyi romanı sayılıyor’’ ibaresini görünce tereddütlü yaklaşıyorum ama bu kitap bu sözü fazlasıyla hak ediyor... tabii yazarı da...   Kitap (1969 yılında yazılmış) ilk bakışta bir aşk romanı gibi gözükse de aslında bir dönemi (Viktorya Çağı) anlatıyor tüm sosyal, dini ve kültürel ögeleriyle... yazarın olağanüstü bir üslubu var oldukça detaylı yazıyor ama sizi hiç sıkmadığı gibi müstehzi anlatımı da  hikayeden daha fazla hoşlanmanızı sağlıyor, arada çağımız ile kıyaslama yapıyor bu da ayrı bir bakış açısı yaratıyor... özellikle üstü örtülü de olsa bu mizahi anlatım çok hoşuma gitti... hem o dönemi hem İngiliz toplumunu çekinmeden yerden yere vurabiliyor kendi ülkesi olmasına rağmen... Hikaye 1867 yılında geçiyor, paleontolog olan Charles varlıklı bir kişi olup, yaşlı ve çocuksuz amcasının ölümünden sonra...

DAVID MITCHELL - JACOB DE ZOET’İN BİN SONBAHARI

Resim
Bu kitabı gördüğümde dikkatimi çeken şey 1799 yılı ve Japonya oldu gerisini doğru dürüst okumadım bile... yazarın da sadece ismini duymuştum o kadar... tüm bu yüzeysel seçime rağmen kitabı beğendim... gerçi ben bütünüyle Japonya’yı anlatmasını tercih ederdim ama kitap yarı yarıya Hollandalıları yarı yarıya da Japonları anlatıyor... Baştan başlayacak olursam kahramanımız katip de Zoet 1799 yılının temmuz ayında Nagazaki limanındaki Hollandalılara ait ticari bir merkez olan yapay adada çalışmak üzere 5 yıllığına Japonya’ya geliyor, amacı para biriktirip memleketindeki sevgilisi ile evlenebilmek... Japonlar bu yabancılarla ticaret yapsalar da onlardan pek hazzetmiyorlar ve sıkı bir kontrol var... girişte tüm eşyaları didik didik aranıyor, genel müdürleri hariç hiçbiri Decima denilen bu adadan ayrılıp Nagazaki’ye giremiyor, bir sürü erkeğin (çoğu denizci)  bir arada yaşadığı hapishane benzeri bir yer oluyor burası...  ayrıca bu ticari merkezde çok büyük yolsuzluk ve rüşvet dö...

SHAUNA SINGH BALDWIN - RUH SEÇEN

Resim
''Gözlerinin şekli, burnunun uzunluğu, dudaklarının kıvrımı, tüm bunlar bana seninle alakalı hiçbir şey anlatmaz. Ya da sana benim hakkımda. Gerçekten konuşan ve dünyada iz bırakan, sadece eylemlerdir''      Yedi yıl önce yazarın ‘’Beden Unutur Yürek Hatırlar’’ adlı romanını okumuş ve çok beğenmiştim... Hint kültürünü tüm detaylarıyla anlatan bir romandı ve çok etkileyiciydi... bu romanda parçalanma sürecindeki Hindistan’ın 1937-1947 yılları arasındaki durumunu kadınlar üzerinden, Hindular, Sihler ve Müslümanlarla iç içe geçmiş bir hikaye olarak anlatıyordu... ''Ruh Seçen'’ de ise 1994-2005 yılları arasını anlatıyor, yine kadınlar üzerinden ve bu sefer Hindular, Sihler ve Hristiyanlarla birlikte... yazar kadın hikayeleri anlatıyor özünde ve özellikle bu romanda tek konu kadınlardı... kız çocukların istenmemesi, kadınların eğitim görseler de, zengin ailelerden gelseler de, yüksek kasttan olsalar da her hal ve şartta ezildiklerini gösteren bir öykü ...

NEDİM GÜRSEL - BOĞAZKESEN Fatih’in Romanı

Resim
Yine epeydir okumak istediğim bir yazar ve güzel bir roman...  Nedim Gürsel ‘’Perşembe Buluşmaları’’nın Ocak ayı konuğu idi son kitabı ‘’Yüzbaşının Oğlu’’ nun tanıtımı yapılıyordu ama ben yine başka bir roman seçtim, 1995 yılında yayımladığı ‘’Boğazkesen’ ’i... ve çok memnun kaldım... hakikaten romanın adında da belirtildiği gibi Fatih’in Romanı bu... anlatılan yalnızca İstanbul’un fethi değil, II. Mehmet’in tüm hayatı, kişiliği.... anlatı kronolojik bir sıra da izlemiyor... mesela önce İstanbul’un fethinden sonraki olayları anlatıyor, sonra Boğazkesen’in inşasını, sonra Fatih’in 40 yaşından sonraki duygu ve düşünce dünyasını, sonra Çandarlı Halil Paşa’nın fetih sırasında yaptıklarını (ki okuduğum aynı konudaki romanlar içindeki en olabilecek Çandarlı kurgusu buydu), sonra 53 gün süren kuşatmayı gibi zaman mekan atlayarak kurguluyor yazar romanını... ama asla kopukluk olmuyor hatta daha ilgi çekici olmuş,  şimdi sıra neye geldi acaba diye merak ediyorsunuz ... tüm bu ta...

LEVENT METE - TERAPİ

Resim
Burada daha önce de yazmıştım hekimlerden çok iyi yazarlar çıkıyor birde hekim psikiyatrist ise daha da mükemmel oluyor diye... Levent Mete öyle biri hem psikiyatrist hem yazar ve çok iyi kitapları var... ben bundan önce ‘’Aşk Hastalığı’’ ve ‘’Büyücüler’’ romanlarını okumuş, çok beğenmiştim... Bu seferki konu psikoterapi ile ilgili üstelik... çocukluğunda her türlü travmayı yaşamış genç bir kızın iyileşmek, kendisini biraz daha normal hissetmek  için gösterdiği çabayı, bulduğu sıra dışı yöntemi anlatıyor... tüm terapi seansları, kızın geçmişte ve bugün yaşadıkları çok etkileyiciydi... yazar hikayenin peşinden sizi koşturuyor neredeyse... acaba ne olacak diye peş peşe sayfaları çeviriyorsunuz... ulaştığı sonda olabilecek en akla yakın durumdu...  Buraya kadar romanı çok beğendim takıldığım tek nokta tanıtımda sözü edilen ‘’..... çocukluk anıları ortaya çıktıkça, akıldışının güçleri de canlanıp ortaya çıkar’’ cümlesindeki akıldışının güçlerinin (detay vermek istemiyor...