Kayıtlar

BRUNONIA BARRY - DANTEL FALCISI

Resim
Bu kitabı D&R’ın indirimliler standından almıştım, fal, danteller vs. görünce hafif bir roman, eğlenceli olabilir diye düşünmüştüm... ilk yanılgı burada başlıyor hiç düşündüğüm gibi hafif bir kitap değil, eğlenceli ise hiç değil... hatta zaman zaman kasvetli bile oluyor... gerçi doğru düzgün bir kitap çıkmasına memnunum o ayrı... Bu bir ilk roman, artık ben pek fazla ilk kitap okumak istemiyorum epeyce hoşnutsuzluğum birikti bu konuda... çok yetenekli olup ilk romanından itibaren mucizeler yaratan yazarları bir kenara koyuyorum ama en azından 2. kitaptan başlamakta fayda var... Gelelim bu romana; hikaye Boston yakınlarında ‘’Salem’’ de geçiyor... bu kasaba tarihte cadı yakma olaylarıyla ünlü ve o zamanki cadı suçlamalarının çoğu doğru değilse de Salem halkının (daha dogrusu kadınlarının) geçmişte ve günümüzde psişik yeteneklere sahip olduğu söyleniyor... Bu hikaye de yine bu tür yeteneklere sahip, çoğu zaman deli/çatlak olarak nitelendirilen Whitney ailesi kadınlarının hay...

PERŞEMBE BULUŞMALARI - ORHAN KEMAL

Pera Palas’ın düzenlediği ‘’Perşembe Buluşmaları’’nda bu ay Orhan Kemal’in 100. doğum yılı nedeniyle anma toplantısı gerçekleştirildi. Yazarın oğlu Işık Öğütçü’nün konuk olduğu toplantıda, hem Orhan Kemal’in zorluklarla geçen hayatı hemde eserleri konuşuldu... Işık Öğütçü konuşmasına Orhan Kemal’in  asıl isminin Mehmet Raşit Öğütçü olduğunu ve kendisinin de gerçekten oğlu olduğunu ifade ederek başladı. Babasının adını yaşatmak için yaptıklarından bahsetti. 2000 yılında Orhan Kemal müzesini açmışlar, babasının geride bıraktığı metinlerden, fotoğraflardan, mektuplardan faydalanarak -Orhan Kemal’in eserlerine ek olarak- kendisinin de 8 adet anı türünde kitap yayımladığını ifade etti ve devamı da gelecekmiş (Fikret Otyam'la birbirlerine yazdıkları mektupları yayımlayacağını söyledi). Öğütçü kendi doğumuyla başlayarak babasının güncesine yazdıklarını ve arkadaşı Fikret Otyam’a yazdığı mektubu okudu... 1957 senesinde 4. çocuğa sahip olmanın zorluklarını ifade eden espirili cüml...

SEİ ŞONAGON - YASTIKNAME

Resim
Bu seferki eser, yazarı, çevirisi, türü ve yazıldığı tarih itibariyle çok ilginç bir kitap... yani bütünüyle değişik... Kitaba editör tarafından yazılan Sunuş yazısında detaylı açıklamalar var oradan kısaltarak sırasıyla anlatmaya çalışayım... Kitap; ‘’çevirmenlere görünürlük kazandırmak, varlıklarına ve sorunlarına dikkat çekmek’’ amacıyla bir ortak çeviri yapma projesi olarak doğmuştur (Kitap Çevirmenleri Girişimi bir e-posta grubu olarak başlamış, Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği’nin kurulmasına önayak olmuştur)... Hem bir bütünlüğü olan hem de paylaşılmaya müsait tek bir metni bir çok çevirmen tarafından farklı dillerden çevrilmesine ve herkese eşit mesafede olması için de çok kullanılan diller dışında yazılmış bir eser olmasına karar verilmiş, ikinci bir dilden çeviri yapmanın zorluklarına rağmen orijinali Japonca olan bu kitabı ‘’New York 1991, Paris 1934, Zürih 1952, Tokyo 2005, Tokyo 1962’’de yayımlanmış 5 adet metin üzerinden 61 kişi İngilizceden, 13 kişi Fransızcadan, 6...

CHARLES DICKENS - BÜYÜK UMUTLAR

Resim
Dickens denilince aklıma ‘’İki Şehrin Hikayesi’’ geliyor, o romanı o kadar sevmiştim ki iki kere okudum... epeydir okumayı düşündüğüm bu romana ise ancak sıra geldi... kendi çağının en önemli edebiyatçılarından sayılan Dickens bu romanı -ömrünün sonları sayılabilecek- 1861 yılında yazmış olup, bir Viktorya dönemi hikayesi anlatmaktadır... Dickens’in en sevdiğim yanı çok duru bir anlatıma, mizahi bir dile ve benzersiz karakterlere sahip olmasıdır... bu romanda da hepsi var, özellikle karakterlerine (her birine ayrı ayrı) bayıldım... neredeyse tüm roman nev'i şahsına münhasır insanlardan oluşuyor ve okurken başlangıçta hayret ediyor, sonra olduğu gibi kabul ediyor sonunda da sanki başka türlüsü mümkün olamazmış gibi düşünüyorsunuz... Hikaye ise küçük bir çocuğun hayatı üzerinde şekilleniyor... Pip, 7 yaşlarında öksüz bir çocuk, kendinden çok büyük, sert ve acımasız ablası ve demirci olan eniştesi (Joe) ile birlikte bir köyde yaşıyor... ilerde çok sevdiği Joe’nun yanına çıra...

KAZUO ISHIGURO - Öksüzlüğümüz

Resim
Ishiguro’nun yeni kitabını bekliyordum çıkar çıkmaz aldım... gerçi kütüphanemde okunmayı bekleyen eski bir romanı da var ama yeni çıkanı okumak daha cazip  geliyor nedense... Konu şöyle; Şanghay’da doğan, 9-10 yaşlarında anne ve babasının bir ay arayla kaybolmaları sonucunda öksüz kalan bir İngiliz çocuğu, teyzesinin yanına İngiltere’ye gidiyor, ebeveynlerini bulmak için çocukken kurduğu hayallere uygun olarak başarılı bir dedektif oluyor ve 1937 yılında ailesini bulacağı inancıyla Şanghay’a geri dönüp, savaşın tam ortasında ailesini arıyor...  benim böyle dümdüz ifade ettiğime bakmayın hikaye sürekli geri dönüşlerle ve Çin, İngiliz, Japon kültürleriyle iç içe anlatılıyordu... dedektif Banks’ın çocukluk hatıraları arasında dolaşması ve sürekli ipucu araması çok iyiydi, yazar bir yandan öksüz olmanın nasıl bir şey olduğunu da satır aralarında belirtiyordu... ama bu roman salt bir detektiflik hikayesi değil çok daha fazlası var... özellikle tüm dünyanın yanmaya başladığı o ...

JHUMPA LAHIRI - Saçında Gün Işığı

Resim
Bu kitap; herhangi bir açıklama yok ama İngilizceden çevrilmiş gibi duruyor ve akrabalık hitapları yine yanlış çevrilmiş (bir erkek, erkek kardeşinin karısından bahsederken ‘’ Baldızım’’  (sf:74) diyor!) bu tip hatalar beni romandan koparıyor hiç memnun değilim... diğer bir konu kitabın ismi ile ilgili, romanın orijinal ismi ‘’ Ova’’  ki Hindistan’da konunun geçtiği yerde -oldukça ayrıntılı tasviri yapılan- bir ova var ve bu insanların hayatında önemli bir yer tutuyor, mantıklı bir isim yani... bizim yayınevi ise romanın son cümlesinde geçen bu romantik denilebilecek ismi seçmiş ilgi çeksin diye herhalde, neyse geçelim... Gelelim romana; peşinen söyleyeyim güzel bir kitap ve başarılı bir yazar... ve aldığı ödülleri fazlasıyla hak ediyor... roman iki katmanlı oluşturulmuş, ilki Hindistan’da 1967-68’de ortaya çıkan Naksalit isimli bir komünist hareketi ve o günden bu yana siyasi ortamı konu ediyor... ikinci olarak ise birbirine çok bağlı iki erkek kardeşin hayatı, evli...

WILDE, NIETZSCHE, FREUD - Aforizmalar

Resim
Aforizma özdeyiş veya özlü söz anlamına geliyor, buna ilişkin üç kitabı tanıtmak istiyorum... Wilde esprili; Nietzsche etkileyici, Freud karmaşıktı... En çok Nietzsche’yi sevdim ama diğerleri de çok iyiydi... ilginizi çekiyorsa üçünü de öneririm... Oscar Wilde / Hiçbir Şey Eskimez Mutluluk Kadar Ruh, yaşlı doğar giderek gençleşir. Bu, hayatın komedisidir. Vücut, genç doğar ve giderek yaşlanır. Bu da hayatın trajedisidir. Hayatlarında bir kere sevmiş olanlar gerçekten sığ kişilerdir. Sadakat ve bağlılık dedikleri şey bir alışkanlığın ataleti ya da hayal gücü yoksunluğudur. Duygusal yaşamda sadakat, entelektüel yaşamda sabit fikirli olmakla aynıdır, yani başarısızlığın itirafıdır. Her zaman! Ne kadar korkunç bir kelime.  Kadınlar bu kelimeyi kullanmaya çok düşkündür.  Bütün aşk hikayelerini sonsuza kadar uzatmaya çalışarak mahvederler. Kadınlara takık bir yazar neredeyse tüm kitap benzer şekilde sözlerle devam ediyor çoğuna katılmasam da okurken epeyce eğlen...