Kayıtlar

HELEN BRYAN - KIRLANGIÇLAR Manastırı

Resim
Bu seneki kitap fuarından daha önce tanımadığım yazarın iki kitabını aralarında tercih yapamadığım için aldım, ilk okuduğum Savaş Gelinleri pek beklediğim gibi çıkmadı... bu roman ilkinden çok daha iyi, en azından ilk kitaptaki boşluklar bunda yok... anladığım kadarıyla H. Bryan , tüm zamanlarda tüm dünyada kadınların ezilmesine, ikinci plana atılmasına itiraz eden ve aralarında büyük dostluk ve dayanışma bulunan, birlikte hareket eden kadınların romanlarını yazıyor... özellikle bu kitapta ortaçağdan başlayarak bu konuyu işliyor... Arka kapağı ilk okuduğumda eski bir madalyonun, bir ortaçağ ressamının gizemli resimlerinin peşinde heyecanlı bir hikaye beklemiştim ama öyle değil... sürükleyici, kolay okunan bir roman ama çoğunluğu ortaçağda geçen, zorda kalan kadınların kısa hikayelerinden oluşuyor... konu hem İspanya'da hem de And dağlarında bir rahibe manastırıyla ilişkili, bu manastır hem kadın hem de gayrimeşru bebeklerin sığınma evi olarak faaliyet gösteriyor ve kendi ...

MARIO VARGAS LLOSA - KETUM KAHRAMAN

Resim
M. Vargas Llosa 'dan üçüncü kitabım bu, aynı zamanda yazarın yakın tarihli romanlarından, 2013'de yazılmış... daha önce okuduğum Hınzır Kız ve Mayta'nın Öyküsü kitaplarını çok sevmiştim, elimde okumayı merakla beklediğim Teke Şenliği'de var, yani Llosa benim favori yazarlarımdan... Bu kitaba gelirsek; çok sürükleyici yazılmış, merakla okunuyor, hikayesinde hafif bir polisiye yönde var... özünde iki başarılı iş adamı ve bir avukatın oğulları ile ilişkisini anlatıyor, bir anlamda babalar ve oğullar hikayesi bu... tabii ülkenin halleri, aşk, cinsellik, din, gelenek-görenekler vs. bir çok konu ile birlikte işleniyor... Kitabı sıkılmadan okudum ama diğer iki kitaba bakarak bu romanı çok zayıf buldum, okumasam da olurmuş açıkçası... eğer yazarı seviyorsanız okuyun ama ön sıralara almaya gerek yok... Yazar: Mario Vargas Llosa Çevirmen : Havva Mutlu Özgün Adı: El héroe discreto Sayfa Sayısı: 416 Basım Yılı : 2014 Yayınevi : Can Bu ülkede küçük de ...

MEHMET EROĞLU - Geç Kalmış Ölü

Resim
2018'de Mehmet Eroğlu 'nun ilk romanı Issızlığın Ortası 'nı okudum ve çok sevdim, sonrasında bir devamı olduğunu öğrendim, kitabı hemen aldım ama okumam bu aya kaldı... öncelikle hemen söyleyeyim peş peşe okusaymışım çok daha etkileyici olacakmış... bu romanda mükemmel, o anlamda sorun yok ama kısa arayla okusaymışım etkisini çok daha fazla artırabilirmişim... Roman 4-19 Nisan 1975 arasındaki onbeş günü anlatıyor, arada geçmişe dönüşlerde var ama asıl hikaye bu onbeş günde saklı... ilk kitabın sonunda Ayhan, öldüğünü sandığı dava arkadaşı Zafer'in hayatta olabileceğini öğreniyordu... bu romanda ise Zafer'in izlerini takip ederek Gaziantep, Antakya ve İskenderun'a kadar geliyor ve herkese onu sorup anlatırken bir yandan da kendine dair bir şeyler keşfediyor... ülkenin durumu ile yörenin insanlarının hali de hikaye içinde önemli yer tutuyor... Yine muhteşem bir romandı çok beğenerek okudum, kitabın ismini yanlış yorumlamışım bitirdikten sonra fark ettim:...

AMIN MAALOUF - Işık Bahçeleri

Resim
Amin Maalouf 'dan bugüne kadar 8 kitap okudum ve artık burada kalırım diye düşünürken YKY'de Işık Bahçeleri 'ni görüp, neden bilmiyorum hemen aldım... iyi ki de öyle yapmışım romanı çok beğendim... 3. yüzyılda Pers İmparatorluğu içinde ortaya çıkan Maniheizm dininin kurucusu Mani'yi (216-274) anlatıyor... Mani dininin dünyayı görüşünde tanrısal aydınlık ile karanlık iki rakip olarak karşı karşıya durur. Bu ikisinin birbirleri ile mücadelesinde aydınlığın bir kısmı karanlığın içinde (dünyanın içinde) tutsak kalmıştır. İnanca göre dünyanın sonunda ışık ile karanlık ebediyen ayrılacaklardır. O güne dek bilinen tüm dinsel sistemlerin gerçek sentezi olduğu ileri sürülmüştür. Manicilik aslında Zerdüşt düalizmi, Babilonya folkloru, Budist ahlâk ilkeleri ve Hristiyan unsurların bir karışımından oluşmaktadır. Bu bileşimde önde gelen anlayış iki ezelî ilkenin, iyi ve kötünün, çatışmasıdır. Bu bakımdan din tarihi araştırmaları, Maniciliği bir tür dinsel düalizm (ikicilik) ol...

2019 KİTAPLARI

Resim
Senenin  en  listelerini okumayı sevsem de hazırlamasından pek hoşlanmıyorum... ama Sevgili  Deeptone  isteyince yapayım dedim... kitaplar alfabetik olarak sıralanmıştır...  2019'da En Sevdiğim Kitaplar China Mieville/ Yara : Yeni Crobuzon Serisinin ikinci kitabı, çok sevdim hatta ilkinden bile iyiydi. Üçüncüsünü de aldım ama yeni yıla kaldı.  Haruki Murakami / Kumandanı Öldürmek  : Eski kitaplarını hala çok özlesem de sevgili dostum Murakami'nin yine güzel bir kitabının içinde kaybolmak ve uzun uzun okumak çok keyifliydi. Johann Hari / Kaybolan Bağlar  Depresyonun Gerçek Nedenleri ve Beklenmedik Çözümler: Listedeki kurgu dışı tek eser ve iyi ki okumuşum dediğim bir kitap. Mario Vargas Llosa / Mayta'nın Öyküsü : M. Vargas Llosa çok sevdiğim bir yazar, bu romanını da elimden bırakamadan okudum. Nikolay V. Gogol/ Ölü Canlar  : Hem çok gecikerek hem de korkarak okudum ama muhteşem bir kitap buldum. Paul Theroux /...

JUN'ICHIRŌ TANIZAKI - Anahtar

Resim
İçindeki genci hep saklı tutmuş çılgın bir ihtiyar ve bu ihtiyarın kaleminden tutku, heyecan dolu az bulunur bir sanat eseri. Tanizaki olgunluk dönemi eseri Anahtar'da sonuna gelinmiş bir evliliğin hüzünlü ve komik iç yüzünü resmediyor. Yaşça genç olan karısına tutkuyla bağlı ancak onu nasıl memnun edeceğini bilemeyen orta yaşlı bir profesör ve tüm sevgisine rağmen kocasından uzaklaşmaya başlayan eşi İkuko bir önceki gece yaşananları gizli günlüklerine yazarlar. Çok geçmeden sır olması istenmeyen duygular ortaya çıkacak; kıskançlık sadakatsizlik ve doyumsuz erotizm bu metruk evliliği temelinden sarsacaktır. Anahtar; savaş sonrasında Japonya'nın değişen kültürünü ve toplumsal değerlerini karanlık bir mizah duygusuyla ele alan bir ustalık dönemi romanı. Tanizaki 'nin 1956 yılında yazdığı bu romanın arka kapak açıklamasının bir kısmını yukarıda görüyorsunuz, kitabın konusu bu şekilde... bir karı kocanın mahrem ilişkilerini günlüklerinden okuyoruz, başlangıçta ...

JOSEPH CONRAD - KARANLIĞIN YÜREĞİ

Resim
Joseph Conrad çok sevdiğim bir yazar ve bu okuduğum üçüncü kitabı, uzun bir öykü ile Kongo'da bulunduğu zaman tuttuğu kendi günlüklerinden oluşuyor... ayrıca yayınevi kitaba Owen Knowles tarafından yazılan bir de önsöz eklemiş... Açıkçası çok seveceğim bir kitap bekliyordum, buna karşılık çok karmaşık yazılmış bir hikaye buldum, evet yazarın tarzı bu şekilde ama bu, okuduğum diğer ikisinden de zor bir metindi... hem anlamakta hem de konudan kopmadan okumakta çok zorlandım... tek olumlu yan olarak; anlatmak istediği o Karanlığın Yüreğini, Emperyalizmin Sömürüsünü çok iyi hissettiğimi söyleyebilirim... Klasiklere eklenen önsözlerden pek hoşlanmadığım için onu kitabı bitirdikten sonra okudum ama oda daha ayrı karmaşık ve çevirisi kötü bir metindi, dolayısıyla bana pek faydası olmadı... açıkçası internette dolaşırken çok daha iyi değerlendirmelere rastladım... Benim okumam çok kopuk kopuk oldu (çeviriden de çok hoşlandığımı söyleyemeyeceğim), önceden okuduğum kitaplard...