13 Ağustos 2015 Perşembe

NESLİHAN ACU - İYİ TANRININ ÇOCUKLARI

Bu yazarı blogger arkadaşlardan Sade ve Derin önerdi, tam o sırada da yeni kitabı çıkmıştı oradan başlayayım dedim... Yaralı iki insanın hikayesini anlatıyor, erkek bedenen, kadın ruhen sakat durumda ve tuhaf bir ilan ikisini karşı karşıya getiriyor ve garip bir arkadaşlık/ilişki başlıyor... kendi sorunlarının yanı sıra ailelerinde ve çevrelerinde de travmalar var, başlarına gelenle birleşince de tepe taklak çakılıyorlar... bu arkadaşlık onları kurtarmaya yetecek mi bunu okuyoruz... geniş çerçevede ise kadın erkek ilişkileri, aşk, aile, hayatın anlamı, davranışlarımızdaki şartlanmışlıklar sorgulanıyor...

Yazarı beğendim, romanı elimden bırakamadan çok kısa sürede okudum, acaba sonunda ne olacak diye merakla sayfaları çevirdim ama konuyu sevdim dersem doğru olmayacak... benim için çok fazla depresif bir hikayeydi, diğer kitapları nasıldır bilemiyorum ama başlangıç için doğru romanı seçememişim... tabii bu benimle ilgili bir durum ne yazarın başarısını ne de romanı gölgeliyor... sonuç olarak çok akıcı, merak unsuru yüksek, güzel bir roman deneyin derim...

Yazar:  Neslihan Acu
Sayfa Sayısı : 320
Basım Yılı : 2015
Yayınevi : Doğan Kitap

Hayatın anlamı ve anlamsızlığı, aşklar, yalnızlıklar ve dostluklar üzerine, temposu hiç düşmeyen, okuru insan ruhunun derinliklerine götüren, çarpıcı bir roman…

"İşte böyle… Hayat sahip olduğun her şeyi bir anda çeker alır elinden. Öylece bakakalırsın."

Göksel ve Poyraz… İki yıl önceki Sevgililer Günü'nde hayatları değişen iki insan. Sevgililer Günü farklı nedenlerle onlar için bir dönüm noktası olmuş, Poyraz geçirdiği kaza nedeniyle sakatlanmış, Göksel ise bir aşk uğruna hayatını mahvetmiştir.

Poyraz'ın verdiği gizemli iş ilanı, ikisinin tanışmasına vesile olur. Ve birlikte geçmişe doğru tedirgin edici bir yolculuğa çıkarlar. Poyraz'ın yaşamak ve ölmek arasında bir seçim yapmaya çalıştığı, Göksel'in ise yaşadığı travmayla boğuştuğu bir yolculuktur bu.

8 yorum:

  1. Kitabın konusu çok ilginçmiş aslında değil mi? Blogunun yeni görünümü çok huzur verici olmuş canım. Bu arada dün akşam senin tavsiye etmiş olduğun "Aşk Peşinde Bir Yıl"a başladım. Eserin başından beni bir merak sardı:) Sevgiler canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Eral, güzel görüşlerin için teşekkür ediyorum. Umarım Aşk Peşinde Bir Yıl'ı seversin :)
      Bu kitaba gelirsek; konusu bilindik aslında ama yazarın kurgusu iyiydi, hikayeyi güzel işlemiş... bana ilginç gelen Poyraz'ın annesinin hikayesiydi (yazacaktım unutmuşum senin sayende hatırlamış oldum buraya ekleyeyim), çok az bir bölümde yer alıyor ama dikkate değer bir karakterdi yazar keşke başka bir zaman yalnızca onun hikayesini yazsa diye düşündüm :) bakarsın olur :)
      Sevgiyle :)

      Sil
  2. Gül okumuş olduğum kitaplarda ana karakterler dışındaki yan karakterlere takıldığım benim de çok olur. Ben de senin gibi keşke bu karakterin hikayesini okusam derim. İnşallah canım.
    Peşinde Bir Yıl'ı okuduğum kadarıyla çok sevdim. Kürşat Başar'ın "Yaz"ın dan sonra bu eser bana ilaç gibi geldi. "Yaz"ı deniz tatilimde güneşlenirken yanıma aldım. Hiç sevmedim o eseri. Yazarın Başucumdaki Müzik adlı eseri güzeldi ama Yaz beni hiç sarmadı. Bir türlü hikayeye giremedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kürşat Başar'ı ben de severim, Başucumdaki Müzik'ten sonra uzun bir süre yeni kitap bekledim ama o kadar geç kaldı ki ben beklerken tüm isteğimi kaybettim ve ''Yaz'' yayımlandığında şöyle bir bakmadım bile... ama çoğu kişi beğeniyor gördüğüm kadarıyla... neyse sen beğenmediysen yüksek ihtimal bende sevmeyeceğim bunu yazdığın iyi oldu Eral aklımdaki acaba sorusundan kurtulmuş oldum:) sevgiler :)

      Sil
  3. Benim çok merak ettiğim bir kitap bu ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyun mutlaka, güzel bir roman... sevgiler :)

      Sil
  4. Buarada YAZ konusunda yalnız değilsiniz. Ben de beğenmedim o kitabı. ..

    YanıtlaSil