Kayıtlar

Tarihi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

MAURIZIO DE GIOVANNI - Acının Sessiz Çığlığı Komiser Ricciardi'nin Kışı

Resim
İtalyan polisiye edebiyatından pek fazla okumadım o yüzden bu kitap çok ilgimi çekti, üstelik 1931'de geçiyor dönemde iyi, okuyalım bakalım... döneme ağırlık vereceğini düşünmüştüm ama daha çok fonda yer alıyor (arada 1931'de geçtiğini unuttuğum anlar oldu), gerçi bu birkaç kitaplık bir serinin ilk romanı belki sonrakilerde tarihe daha çok değiniyordur... Romanın en iyi yanı Komiser Ricciardi , mükemmel bir karakter olmuş çok beğendim... polisiye konusu, cinayeti çözme becerisi, akıcılığı, merakınızı koruması vs. hepsi iyiydi ama bunlar olmasa bile sadece Komiser için de okurdum o kadar güzeldi... umarım devam kitapları da çevrilir Ricciardi'nin hayatını takip etmeye devam edebilirim... size de okuyun derim... Yazar: Maurizio De Giovanni Çevirmen : Nilay Kanarya Özgün Adı: Il senso del dolore: L’inverno del commissario Ricciardi Sayfa Sayısı : 239 Basım Yılı : 2024 Yayınevi : İletişim Acının Sessiz Çığlığı’nda Maurizio De Giovanni, Napoli’de adımladığı sokaklarda ...

RAUDA JAMIS - ARTEMISIA BİR RESSAMIN ROMANI

Resim
2021'de İtalyan yazar Anna Banti'nin yazdığı Artemisia romanını okumuş ve 17. yüzyıl ressamı Artemisia Gentileschi'ye (1593-1654) hayran olmuştum... bu sefer bir başka Artemisia romanına kütüphanede rastladım ve çok mutlu oldum, bakalım Fransız bir yazar nasıl anlatmış diye merak ettim ve buradayız... Her iki romanda Artemisia Gentileschi'nin hayatını anlatıyor ama daha çok tarihi kurgu olarak düşünebiliriz... R. Jamis'in romanı daha kolay okunuyor, Anna Banti daha karmaşık yazmıştı, diğer açıdan Anna Banti'de ressamı ve dönemi gözümde çok iyi canlandırabilmiştim, Jamis'de 17. yüzyılı yakalamakta zaman zaman zorlandım ki bundan çok hoşlanmıyorum o tarihi her halükarda hissetmek isterim... R. Jamis'in romanı kısa kısa bölümler halinde yazılmış her bir bölümün başında kısa cümleler var, kimi ressamların sözleri, kimi tecavüz davasının tutanaklarından kesitler, kimi Artemisia'nın yazdığı mektuplardan bölümler, kimi aile fertlerinin sözlerinden oluşu...

MATILDE ASENSI - KOSTANTİN MÜHRÜ

Resim
Şimdi bu kitap hakkında ne desem bilmiyorum; anlatacak çok şey var ama hem hiçbir şey anlatasım yok hem de romanı yarım bıraktım bu her şeyi açıklıyor zaten... Kitabı kütüphaneden aldım, arka kapakta yazan Da Vinci Şifresi ifadesi beni yanılttı, zaman geçirmek için iyi olur, kafam dağılır ne güzel diyerek okumaya başladım... konu itibariyle Da Vinci Şifresine benziyor ama ondaki akıcılık ve sizi peşinden sürükleme kabiliyeti kesinlikle yok... bu daha çok Hristiyanlıkla ilgili ne varsa milimetresine (veya en küçük birim neyse ona göre) inceleme yapılmış ve tamamı kitaba istiflenmiş, hikayenin içerisine işlenmiş gibi gözüküyor... uzun uzun her türlü dini motifi anlatıyor da anlatıyor, sıkıntıdan baygınlık geçirdim... Ayrıca Dante'in İlahi Komedyası'nın Araf bölümü de paragraf paragraf yazılıyor, açıklaması yapılıyor vs.vs. çünkü bu Araf bölümü ile kitabın kahramanları olan 3 kişi bir gizli tarikatın sınavından geçiyorlar, şehirden şehire geziyorlar, ciddi ciddi yaralanıyorlar,...

SHELLEY PARKER-CHAN - GÜNEŞ OLAN KIZ

Resim
Bu romanı hiç bilmiyordum tamamen tesadüf eseri gördüm ve Çin tarihi güzeldir diye düşünüp aldım... tam onikiden vurdum bu sefer, beklediğimden bile iyi çıktı, seneyi sevdiğim bir kitapla kapatmış oldum o da olumlu bir işaret olarak burada yerini almış olsun... Roman, 14. yüzyıl Çin'inde, Moğol Yuan Hanedanlığı  ve  Kızıl Türban İsyanları  döneminde geçiyor, yazar romanını "Ming hanedanının kurucu imparatorunun iktidara yükselişinin eşcinsel bir yeniden yorumlaması, aynı zamanda cinsiyet hakkında eğlenceli bir hikaye" olarak tanımlıyormuş... arka kapakta görüldüğü üzere 10 yaşındaki zeki bir kızın (Zhu Chongba) abisinin kimliğine bürünerek bir manastıra girmeyi başarmasını, onca erkeğin arasında biraz şans birazda kendi çabasıyla fark edilmeden hayatını sürdürmesi ile başlıyor... Moğollar tarafından tüm ailesi öldürülen kendisi ise hadım edilen Han Çinlilerinden Yuan Generali Ouyang; Zhu Chongba'nın keşişliğe yükseldiği günde tüm Manastırı yakıp yıkıyor... buradan ...

ARTHUR KOESTLER - Gladyatörler

Resim
''Tarihte Köle Savaşı ya da Gladyatörler Savaşı olarak bilinen olaylar MÖ 73-71 yılları arasında yaşanmıştır'' diye başlıyor bu muhteşem hikaye ve ben bu senenin en iyi kitabını okumuş bulunuyorum...  A. Koestler bu romanı 4 yılda yazmış ve 1938 yılında Avrupa'nın en çalkantılı döneminde tamamlamış... Spartacus filmi ile alakası yok önce onu yazayım, bu aşağıda da söylenildiği üzere sosyal, siyasal, ekonomik olaylar ve bir devrimi anlatıyor... aradan zamanı çekip çıkarırsanız anlattığı şeyler bugünde geçerli o yönden de çok başarılı bir kitap... ''Roma'nın demokratik muhalefeti liderlerinin yetersizliği yüzünden yenilmiş, göçmenler iç anlaşmazlıklarla kendi kendilerini yok etmişti. Vadesi dolan zayıf rejim böylece bir kez daha -hem de kaçıncı kez!- kendi gücüyle değil, muhaliflerin güçsüzlüğü sayesinde kurtulmuştu. Bu acınası manzara yüzyıllar boyunca daha kaç kez tekrarlayacaktı? (syf:251)'' nasıl tanıdık mı? Hani hep derler ya tüm hikaye...

VOLKER KUTSCHER - Marlow Gereon Rath'ın Yedinci Vakası

Resim
Kütüphane sayesinde deneysel okumaya dönen Gereon Rath Vakalarına devam ediyorum bu kitapla sıralama şöyle oldu: 1 , 5 , 6 , 4 , 8 , ve 7... bundan bir önce okuduğum 8. Vakada bu kitaba çok fazla gönderme vardı okurken zorlanmamıştım çünkü 8. Vaka siyasi (Marlow ise polisiye) ağırlıklıydı, geri dönüp yedinciyi okuyunca demek böyle böyle olmuş diye bir aydınlanma yaşadım değişik bir tat oldu... polisiye anlamda en hareketli olanlardan biriydi, merakla takip ettim... Sadece (hâlâ) Gereon Rath'a sinir oluyorum bir türlü sevemedim, aslında yazar çok başarılı, çok gerçekçi kurgulamış, zeki bir polis, olayları iyi çözüyor ama insan olarak tüm defolarıyla ortalama/sıradan biri (bir kahraman mı arıyorum nedir?:)) olması gereken tipoloji için Rath'ın karısı Charly mükemmel, yazarın çok iyi için kadın karakteri seçmesini de ayrıca takdir ediyorum... sonuç olarak okuyun derim... Yazar: Volker Kutscher Çevirmen : Cem Sey Özgün Adı: Marlow. Der siebte Rath-Roman Sayfa Sayısı : 480 Bas...

VOLKER KUTSCHER - Olimpiyat Gereon Rath'ın Sekizinci Vakası

Resim
Bundan önceki birkaç kitap beklediğim gibi çıkmayınca bildik bir yazara yönelmek cazip geldi ve 1936'da yine Nazi Almanya'sındayız... bu seriyi sayı saymayı bilmiyormuş gibi ( 1 . 5 . 6 . 4 . ve 8.) okuyorsam da belli bir okuma temposu oluşturdum gidiyor, ayrıca tarih bölümü de giderek hareketleniyor... bu sefer 1936 Berlin Olimpiyatındayız '' Almanya’da düzenlenen olimpiyat ülkenin dünyadaki saygınlığını artırma ve devlet yönetimine karşı var olan güvensizliği yok etme amacına hizmet etmesi gerektiği ve de edebileceği için olimpiyatın Almanya’ya bahşedeceği başarı, eğer mutlaka gerekmiyorsa, eşit zamanda ortaya çıkacak tehlikeleri bertaraf etmek amacıyla alınacak önlemler uğruna risk altına sokulmamalıdır. – SS REİCH LİDERİ’NE BAĞLI GÜVENLİK DAİRESİ’NİN 1936 OLİMPİYATI HAKKINDA POLİS VE PROPAGANDA TEDBİRLERİYLE İLGİLİ DAHİLİ DEĞERLENDİRMESİ (syf:11) Gerçek şu ki, bazılarımız Berlin’e bir spor buluşmasının seyircisi veya katılımcısı olmak gibi yanlış bir fikirle gitmi...

CEVAD KARAHASAN - Küllerin Anlattığı / Gece Göğünün Tesellisi

Resim
Cevad Karahasan'ın bu kitabını biliyordum ama bir türlü sıra gelmemişti, kütüphanede görünce aa ne güzel okuyayım oldu ve buradayız... konu benim için tanıdıktı, arka kapakta belirtilen kitapları da okumuştum o yüzden de cazip geldi... Kitap; roman gibi başlıyorsa da ara ara denemeye, tarihi hikayelere, mesellere, felsefi incelemelere dönüşüyordu, parçalı gibi gözüken bir yapısı vardı... sanki U. Eco'nun Gülün Adı'na gönderme gibi (İslam versiyonu gibi) yazılmış ama Gülün Adı daha bütünlüklü bir kitaptı bu romanda her şeyden bir parça var gibiydi... kitap 3 bölümden oluşuyor ilk bölümde Ömer Hayyam'ın gençliği, çevresindeki kişiler ve arka kapakta yazılan cinayet vakası anlatılıyor, bu bölümün sonunda Ö. Hayyam katili buluyor ama bu cinayet öylece ortada kalıyor bir yere bağlanmıyor, sanki yazılmasa da olurmuş gibi... ikinci bölümde İmparatorluk, tarihi şahsiyetler, tarikatlar, savaşlar, saray entrikaları konu ediliyor, üçüncü bölümde ise Ö. Hayyam'ın yaşlılığı i...

STEFAN HEYM - HAÇLILAR

Resim
Mükemmel mükemmel bir kitap kaçırmayın mutlaka okuyun... Son cümlemi baştan yazdım böyle de bırakabilirim:) neyse devam edelim:)... bu romanı ilk yayımlandığında okumak istemiştim, aslında dikkatimi çeken yazarı idi ve onun için okuyacaktım ama kaldı bir şekilde ve bugüne geldik... üç yıl gecikmeyle de olsa böyle muhteşem bir yazarı ve romanı yakalayabildiğime çok seviniyorum, Rita Guibert 'in eseriyle birlikte bu senenin en iyi kitabını okumuş bulunuyorum... Yazarın muhalif kimliğine bayıldım özgeçmişini okuduğunuzda göreceğiniz gibi itirazını yapıyor ve hemen eyleme geçiyor, takdire şayan bir tutumu var... Romanın konusu; II. Dünya Savaşı'nın sonuna doğru (Normandiya Çıkartması'ndan sonra) bir noktadan başlıyor ve savaşın sonunda işgal zamanı Almanya'sı ile bitiyor... savaş zamanı hikayelerini çok okudum, okuyorum bana bugünümüz hakkında fikirler veriyor... arka kapakta da yazdığı gibi savaş farklı farklı anlatıldı, kahramanlık hikayeleri de vardı, ezilenlerin duruml...

VOLKER KUTSCHER - Vaterland Dosyası Gereon Rath'ın Dördüncü Vakası

Resim
Volker Kutscher'in Gereon Rath serisiyle (bu tarih itibariyle 8 kitap var) olan ilişkim bir ileri iki geri devam edip duruyor, 1 . 5 . ve 6 . kitapları okudum, bir daha okur muyum acaba diye düşünürken kütüphanede 4. vakaya rastladım ve buradayız... Bu sefer 1932 yılındayız Berlin'de başlayan ama kökeni Doğu Prusya'da olan seri cinayetleri Gereon Rath kendi yöntemleri ile çözmeye çalışıyor... siyasi tarafta ise milliyetçi hareketler ve Berlin Emniyeti'ndeki görevden almalar ''Marggrabowa'nın adı 1928 yılında gerçekten de Nazilerin Cermenleştirme dalgasından önce Treuburg olarak değiştirilmiştir. Doğu Prusya sınırının iki yanında var olan Polonyalı ve Alman karşıtı önyargılar da tarihsel bir gerçekliktir. 1920'den itibaren Alman İmparatorluğu'yla tek bağlantılarını Polonya'dan geçen ve Polonya Koridoru adı verilen bir transit yola borçlu olan Mazuryalıların, imparatorluk ve hükümetleri tarafından yüzüstü bırakıldıklarını hissederek 1932 yılında Ad...