Kayıtlar

TAHİR MUSA CEYLAN - Diri Aşk

Resim
Şimdi bu kitap için ne desem hiç bilmiyorum; T. M. Ceylan'ın okuduğum 6. romanı bu (galiba ilk romanı hariç hepsini okudum) ve bugüne kadar bayıla bayıla okuduğum, yere göğe sığdıramadığım yazarı sanki biri kopyalamış da ben o kötü kopyayı okumuşum gibi hissediyorum... daha ilk cümlelerden ne konuyu ne de karakterleri sevmediğimi fark ettim ama olamaz diye düşünüp devam ettim, ilk 100 sayfada hiç konsantre olamadım sonrasında biraz alıştım, son 50 sayfada ise bitsin artık diyerek okudum... nerede okuduğum 5 güzel kitap, nerede bu inanamıyorum...
Aşkı anlatıyor deniliyor ama ben ölümü anlattığını hissettim hep, Adli Tıp'ta başlıyor, Cerrahpaşa'da devam edip, Mezarlıkta sona eriyor gibiydi... yeni kitap çıktı diye çok heyecanlanmıştım ama hayalkırıklığı oldu, gereksiz uzundu, dönüp dönüp aynı şeyleri okuyormuşum gibi geldi... yazarı seviyorsanız okursunuz muhtemelen ama ilk kez okuyacaksanız diğer kitaplarına bakın derim...
Yazar: Tahir Musa Ceylan
Sayfa Sayısı: 424 Basım Yılı: …

TÜYAP İSTANBUL KİTAP FUARI 2019

Resim
Bu seneki kitap fuarına 20 adetlik bir liste ile gittim, 10 kitap alarak geri döndüm... ve aldıklarıma baktığımda hiç riske girmediğimi ve hep bildiğim yazarlardan seçtiğimi fark ettim...


Tek istisna Helen Bryan; daha önce hiç okumadığım bir yazar ve böyle bir durumda iki kitabını birden almam aslında ama birini diğerine tercih edemedim, yayınevine güvendim (umarım yanılmam) ve her ikisini de almış bulundum...
Pegasus Yayınevinde sevdiğim iki yazarın yeni kitaplarını görünce dayanamayıp aldım ama ''hem yükte hem pahada ağır'' bir alışveriş oldu... kitaplar 900-950 civarında bir sayfa sayısına sahip, fiyatları da %40'lık indirime rağmen kallaviydi...
Tek kitap aldığım yayınevlerinde hep devam kitaplarını seçtim, bu kitaplarla serilerini tamamlamış olacağım...
Ve son olarak; Can Yayınlarından çok uzun zamandır yeni baskısını beklediğim Teke Şenliği'ni ve yine çok sevdiğim yazarlar Tanizaki ve Conrad'dan birer kitap aldım...
Herkese keyifli okumalar...

Son bir not:…

V.S. NAIPAUL - GELİŞİN BİLMECESİ

Resim
V.S. Naipaul, aklımda okunması gereken yazarlar kategorisinde yer alıyordu fakat bunu hangi saikle kaydetmişim onu bilmiyorum (hatırlamıyorum yani) ve son Can indiriminde bu kitabı görünce okuyayım artık diye düşündüm... ama evdeki hesap çarşıya uymadı, kitabı hiç sevmedim, epeyce sıkıldım ve 78. sayfada pes edip bıraktım...
Öncelikle kitap türü nasıl etiketleniyor bilmiyorum ama ben bu kitabı roman kategorisine sokmazdım, en uygunu ''anlatı'' olur bana göre ve bu şekilde etiketlense daha ciddi inceleyip alırdım (çoğunlukla roman okuyan biri olarak nasılsa okurum diye düşünüyorum), yine yanılabilirdim ama en azından bile bile almış olurdum...
İkinci nokta; okuduğum kadarlık kısmında, galiba kitabın tamamında (atlaya atlaya sonraki sayfalardan da okudum biraz) doğanın, evlerin, çiftliklerin, yolların, tepelerin yani mekanın tasviri çok yer tutuyor fakat ben bir tanesini bile gözümde canlandıramadım (ki genelde bunu başarırım) ve bu beni çok rahatsız etti... hayal edemey…

NINO HARATISCHWILI - SEKİZİNCİ HAYAT

Resim
Bu kitabı nasıl anlatacağımı hiç bilemiyorum, güzel roman diye başlayayım belki devamı gelir... kadın ağırlıklı bir ailenin yüzyıllık hikayesi anlatılıyor, rahat okunuyor, sürükleyici... hem Sovyetler Birliği hem de Gürcistan'ın 20.yy.daki durumunu detaylı bir şekilde ortaya seriyor, bu kısımlarını sevdim...
Yazarın özgeçmişinde roman için otobiyografik öğeler taşıyor deniyor, öyle de olsa gerek çünkü ailenin kadınlarının durumu kurgu için biraz abartılı, olsa olsa gerçek hayatta böyle olur gibi geldi bana... başta büyük büyükanne Stasia olmak üzere Yaşi ailesinin kadınlarının hepsine ayrı ayrı sinir oldum ve aslında çok seveceğim bir roman olacakken iki arada bir derede kaldım... ama nihayetinde kitap iyi, konu ilginizi çekiyorsa deneyebilirsiniz...
Yazar: Nino Haratischwili
Çevirmen: Etem Levent Bakaç Özgün Adı: Das achte Leben (Für Brilka) Sayfa Sayısı: 791 Basım Yılı: 2017 Yayınevi: Aylak Adam
Gürcistan, yıl 1900: fabrikatör kızı Stasia’nın doğumuyla birlikte altı kuşak ve olağanüs…

ANTHONY BURGESS - DOKTOR HASTALANDI

Resim
Bu kitabı yılbaşında arkadaşım hediye etti, yazardan daha önce hiç okumamıştım biraz tereddütlü başladıysam da beklediğimden çok sevdim... yazarın eğlenceli bir tarzı var çok hoşuma gitti... kendisine konulan beyin tümörü teşhisinden hareketle bu kitabın kahramanı da beyin tümörü şüphesi ile hastahanede yatıyor, karısıyla çok garip bir ilişkisi var, insanlar dilbilim olan uzmanlık alanını bir türlü anlamıyorlar, kendisi de durmadan sözcükleri ve kökenini izah etmekten kendini alamıyor... bir sürü tetkikten sonra (bunları mizahi bir dille anlatıyor) ameliyat olması gerektiği söyleniyor, önce kabul etse de sonrasında korkup hastahaneden kaçıyor, bu esnada karısı da bir süredir onu görmeye gelmediği için onu ararken Londra sokaklarında maceradan maceraya koşuyor... ara ara yazılan dilbilim ile ilgili yerler pek ilgimi çekmese de çok eğlenceli bir kitaptı, hoşuma gitti okuyun derim...
Yazar: Anthony Burgess Çevirmen: Can Moralı Özgün Adı: The Doctor Is Sick Sayfa Sayısı: 264 Basım Yılı: 2017 (…

HERMANN HESSE - Klein ve Wagner

Resim
Bu kitabı YKY'de dolaşıp, kitap seçerken görevlilerden biri önerdi, çok güzeldir bunu da alın dedi... açıkçası yazar Hermann Hesse diye itiraz etmedim, daha önce okuduğum Rosshalde romanından çok memnun kalmıştım bunu da severim diye düşündüm...
1920 yılında yazılan bu eserde yazar kendi problemlerini, psikolojik sorunlarını, insan olmanın yükünü, aklından geçen binbir düşünceyi, duygularının ağırlığını Klein üzerinden anlatıyor... ''Bir gerilim içinde doğrulup oturdu yatakta, durumuna ilişkin duyguları sonuna kadar yaşayıp tüketmek, bu duygularla artık işini bitirmek istedi. Ama her zamanki şey yine tekrarlandı: Yalnızlık ve çaresizlik içinde oturup durdu başı ateşler içinde yanarak, kalbi üzerinde ağrılı bir basınç, yılan karşısında bir kuş gibi yazgı karşısında ölümcül bir dehşete kapılarak, büyülenmiş gibi bir yere kıpırdamaksızın, korkuyla kahrolarak. Yazgı denilen şey, artık biliyordu bunu herhangi bir yerden çıkıp gelmiyor, insanın kendi içinde yeşerip büyüyordu. Bu…

SALMAN RUSHDIE - MAĞRİPLİNİN SON İÇ ÇEKİŞİ

Resim
Bu Eylül ayı okuma açısından çok verimsiz geçti, Salman Rushdie'nin bu kitabını da Eylül'e yetiştiririm diye düşünmüştüm ama olmadı... hem Eylül ayını verimsiz geçirmemin hem de bu kitabı bu kadar uzun zamana okumamın benden kaynaklanan sebepleri var ama yine de neden böyle oldu tam bilemiyorum...

Gelelim 1995 yılında yazılan bu kitaba; yukarıda soyağacını gördüğünüz Hintli-Yahudi bir ailenin kuşaklara yayılan hikayesini anlatıyor... tabii bu arada Hindistan'ın bahsedilen yıllardaki durumu da ana konuya dahil... hikaye ailenin en küçük ve tek erkek çocuğu Moor tarafından anlatılıyor ve ön planda ailenin kadınları yer alıyor, özellikle de annesi Aurora... zengin bir baharat tüccarı aileden gelmesine rağmen Aurora yetenekli bir ressam, baskın ve aykırı bir karakter... baba Abraham başlarda çok silik ve geri planda olmasına rağmen kitabın sonlarına gelindiğinde kişiliğinin/yaptıklarının şok edici gerçeği çok şaşırtıcıydı...''İnsanın sapkınlığı kahramanlığından büyüktür…