Kayıtlar

GUILLAUME MUSSO - Onu Ben Öldürdüm

Resim
Bu romanı kütüphaneden aldım, yazardan iki yıl önce ilk kez okumuştum, buda tarz olarak bir önceki okuduğuma çok benziyor, Musso'da hep aynı şablonla yazan yazarlardan... çok kolay okunuyor, sürükleyici bir hikayesi var, bir günde okuyup bitiriyorsunuz, arka kapakta gerilim dendiğine pek takılmayın yumuşak yumuşak anlatıyor öyle gerilen pek bir yanı yok ama hikayesi iyiydi... arada rahatlamak için okunan bu tip kitapları kütüphaneden almak çok iyi, okuyup geçiyorsunuz ve evde boşu boşuna birikmiyor... konu ilginizi çekiyorsa deneyebilirsiniz...  Yazar: Guillaume Musso Çevirmen : Başak Öztürk Özgün Adı: La Jeune Fille et La Nuit Sayfa Sayısı : 280 Basım Yılı : 2019 Yayınevi : Epsilon Kendinizi ve sevdiklerinizi korumak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?  1992  Vinca Rockwell, Saint Exupéry Lisesi’nin en popüler ve en güzel kızıydı. Erişilemezdi. Gizemliydi ve ilginç bir şekilde felsefe hocasıyla çok fazla zaman geçiriyordu, ta ki karlı bir gecede ikisi de ortada...

JAVIER MARÍAS - YARINKİ YÜZÜN 3: ZEHİR, GÖLGE, VEDA

Resim
  Yarınki Yüzün serisinin son kitabını da okumuş bulunuyorum, serinin tamamını, her bir kitabı ayrı ayrı çok sevdim ama en çok bu 3. cildi sevdim... fevkalade bir eserdi okumaktan büyük keyif aldım... Bilinçli olarak yapmasam da her bir kitabı 1-1,5 yıllık aralarla okudum, şaşırtıcı olan şu ki okumaya başladıktan sonra hiç öyle hissetmiyorsunuz sanki bir iki gün önce diğer kitabı bitirmişsiniz gibi her şeyi hatırlıyor ve romanın içerisine giriveriyorsunuz mükemmeldi... Romanın baş kişisi Deza patronu Tupra'nın şiddete varan davranışlarıyla şok olmuş ve çalıştığı birimin siyasetçiler, kraliyet üyeleri, iş adamları, ünlüler vs. aklınıza gelebilecek her kesimden insana ait koz olarak kullanılabilecek rahatsız edici videoları gördükten sonra hem yaptığı işi hem de patronunu iyice sorgulamaya başlamıştır... izin alıp Madrid'e ailesini görmeye gittiğinde ayrı yaşadığı karısının birlikte olduğu adam tarafından dövüldüğünden şüphelenir, sorunu halletmek için danışabileceği tek kiş...

TARJEI VESAAS - kuşlar

Resim
Şimdi gelelim senenin ilk kitabına; yazarın ismini kapatın ve okutun direkt Norveç edebiyatı derim o kadar belli... 2010'lu yılların başında Norveç edebiyatına sardırdığımda bu romanı çok okumak istemiştim ama olmadı, kütüphanede rastlayınca eski bir dostu görmüş gibi oldum ve buradayız... İki kardeşin hikayesi anlatılıyor, kardeşlerden Mattis'in bir zeka geriliği var, ablası Hege yıllardır ona bakıyor, koruyup kolluyor... hikayeyi Mattis'in ağzından okuyoruz, sakin sessiz bir anlatımı var tam olarak ne hissettiğini içinizde duyabiliyorsunuz bu anlamda yazarı çok başarılı buldum... bir yandan da içimi bir keder, bir hüzün kapladı, kime üzüleceğimi bilemedim, Mattis'e mi Hege'ye mi? Güzel romandı, okuyun ama iyi bir zamanınızda olsun...  Yazar: Tarjei Vesaas Çevirmen : Deniz Canefe Özgün Adı: Fuglane Sayfa Sayısı : 240 Basım Yılı : 2015 Yayınevi : Timaş “Evde bir iz kaldı. Kuş vuruldu, gözlerini yumdu, taşın altına kondu – ancak iz kaldı.” Buz Sarayı ’nın...

SHELLEY PARKER-CHAN - GÜNEŞ OLAN KIZ

Resim
Bu romanı hiç bilmiyordum tamamen tesadüf eseri gördüm ve Çin tarihi güzeldir diye düşünüp aldım... tam onikiden vurdum bu sefer, beklediğimden bile iyi çıktı, seneyi sevdiğim bir kitapla kapatmış oldum o da olumlu bir işaret olarak burada yerini almış olsun... Roman, 14. yüzyıl Çin'inde, Moğol Yuan Hanedanlığı  ve  Kızıl Türban İsyanları  döneminde geçiyor, yazar romanını "Ming hanedanının kurucu imparatorunun iktidara yükselişinin eşcinsel bir yeniden yorumlaması, aynı zamanda cinsiyet hakkında eğlenceli bir hikaye" olarak tanımlıyormuş... arka kapakta görüldüğü üzere 10 yaşındaki zeki bir kızın (Zhu Chongba) abisinin kimliğine bürünerek bir manastıra girmeyi başarmasını, onca erkeğin arasında biraz şans birazda kendi çabasıyla fark edilmeden hayatını sürdürmesi ile başlıyor... Moğollar tarafından tüm ailesi öldürülen kendisi ise hadım edilen Han Çinlilerinden Yuan Generali Ouyang; Zhu Chongba'nın keşişliğe yükseldiği günde tüm Manastırı yakıp yıkıyor... buradan ...

ALI SMITH - KIŞ

Resim
Mevsimler Dörtlemesi 2. Kitap Bu dörtleme ilk yayımlandığında (ki Sonbahar ile başlıyor) çok ilgimi çekmişti mevsimlerle ilgili olduğunu düşünüyordum, yazarı da İskoçtu, mükemmel okuyayım demiştim fakat, aslında bir Brexit romanı, bir sistem eleştirisi, mülteciler vs. dünyanın geldiği ve getirildiği durumu sorgulayan kitaplar olduğu ortaya çıktı ve ben o anda okumaktan vazgeçtim... çünkü Avrupa'nın (özellikle Britanya'nın) Dünyanın muktedirlerinin peşine takılarak yapmadığını bırakmadığı, sonrasında da nedamet getirmesini okumaktan gına geldi... Öylece bu seriyi unutmuşken bir yerde yeniden karşıma çıktı, hadi okuyayım ama sadece bir tanesini diye karar verdim (serilerde son yılların gelişmesi olarak bazen böyle davranabiliyorum ama ilk kitapla başlıyordum) ee mevsimlerden bir tercih yapacak olursam tek seçeneğim var en sevdiğimi seçtim... ''kışı özlüyor, kışın kendisini. Esas kışı istiyor, bu yarım yamalak gri yeknesaklığı değil. Ormanların karla kaplandığı, ağaçların...

ROY JACOBSEN - Sınırlar

Resim
Roy Jacobsen çok sevdiğim bir yazar dilimizde yayımlanan tüm kitaplarını okudum, bu sonuncusu... aradan da epey süre geçmişti, R. Jacobsen'i de D. Canefe'yi de ne kadar özlemişim, süper diyerek okumaya başladım, 120 sayfa kadar böyle devam etti... sonrasında hikaye Stalingrad Kuşatmasına geldi dayandı bu sefer Alman tarafı anlatılıyor (hep Ruslar anlatılır ya)... üstelik ne kadar detaylı, hani askerler anlatsa ancak o kadar olur... gerçi haksızlık olmasın çok başarılı bir anlatımdı o kaotik durumu, çıkmazı mükemmel hissettiriyordu ama ben bunu okumak istiyor muydum? veya hoşuma gitti mi? iki sorunun cevabı da hayır... dolayısıyla okuma hızım düştü ve çok zor bitirdim, sonunda sevmediğim bir R. Jacobsen kitabım oldu... Her ne kadar bana uymadıysa da hem yazarın hem de romanın başarılı olduğunu düşünüyorum... yazara bu kitapla başlamayın ama bir II. Dünya Savaşı hikayesi okumak isterseniz deneyin derim... Roy Jacobsen'i çok yakın zamanda kaybettik, Ruhu Şad Olsun... Ya...

JOSÉ DONOSO - EDEPSİZ GECE KUŞU

Resim
José Donoso’nun bu romanı, 1960’lar ve 70’lerde Latin Amerika’da yaşanan ve “Boom” olarak adlandırılan edebi patlama döneminin önemli eserlerinden biri olarak kabul ediliyor; yayınevinin açılış cümlesi böyle ve doğru tam bir Latin edebiyatı... aynı şekilde arka kapak açıklaması da çok iyi, romanı bütünüyle açıklıyor... halüsinatif bir hikaye, Şili'nin mitleriyle bağlantılı, ne gerçek ne değil birbirine karışıyor, kimlik sorunları, cinsellik (belki tutku), ülkenin halleri hepsi bir arada anlatılıyor... Böyle uzun ve karmaşık bir metin için çok iyi okunuyordu, çeviri çok iyiydi, sıkılmadan merakla sonuna kadar geldim ve 1962-1969 yılları arasında yazılan romanı beğendim... sadece bu tip bir anlatıda yer aldığını düşündüğüm alt metni (satır aralarını) tam çözemedim, bir şeyleri fark ettim ama emin olamadım, o beni biraz rahatsız etti ama okuduğuma memnunum... herkese uyar mı bilmiyorum ama Latin edebiyatını seviyorsanız okuyun derim... Yazar: José Donoso Çevirmen : Süleyman Doğr...