Kayıtlar

Yordam Kitap etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

STEFAN HEYM - HAÇLILAR

Resim
Mükemmel mükemmel bir kitap kaçırmayın mutlaka okuyun... Son cümlemi baştan yazdım böyle de bırakabilirim:) neyse devam edelim:)... bu romanı ilk yayımlandığında okumak istemiştim, aslında dikkatimi çeken yazarı idi ve onun için okuyacaktım ama kaldı bir şekilde ve bugüne geldik... üç yıl gecikmeyle de olsa böyle muhteşem bir yazarı ve romanı yakalayabildiğime çok seviniyorum, Rita Guibert 'in eseriyle birlikte bu senenin en iyi kitabını okumuş bulunuyorum... Yazarın muhalif kimliğine bayıldım özgeçmişini okuduğunuzda göreceğiniz gibi itirazını yapıyor ve hemen eyleme geçiyor, takdire şayan bir tutumu var... Romanın konusu; II. Dünya Savaşı'nın sonuna doğru (Normandiya Çıkartması'ndan sonra) bir noktadan başlıyor ve savaşın sonunda işgal zamanı Almanya'sı ile bitiyor... savaş zamanı hikayelerini çok okudum, okuyorum bana bugünümüz hakkında fikirler veriyor... arka kapakta da yazdığı gibi savaş farklı farklı anlatıldı, kahramanlık hikayeleri de vardı, ezilenlerin duruml...

E.T.A. HOFFMANN - DUKA İLE KARISI

Resim
Bu kitap; Carl Wilhelm Kolbe'nin (1757-1835) Venedik Dukasını resmeden tablosunun E.T.A. Hoffmann tarafından öykü haline getirilmesidir ve 1819 yılında yazılmıştır... yazar bu öyküde 1354 yılında Venedik Dukası seçilen Marino Falieri'nin iktidar mücadelesi ile imkansız bir aşkı anlatmaktadır... kolay okunan hoş bir öykü, gözünüzde kolaylıkla canlandırabiliyorsunuz, okuyun derim... Yazar: E.T.A. Hoffmann Çevirmen : Sabahattin Ali Özgün Adı: Doge und Dogaresse Sayfa Sayısı : 80 Basım Yılı : 2020  1943(İlk Basım Ankara Maarif Vekilliği Yayını) Yayınevi : Yordam Kitap Eşsiz hayal gücü ve şiirsel üslubuyla E.T.A. Hoffmann, Alman romantik edebiyatı denince akla ilk gelen isimlerden.  Duka ile Karısı ’nda kanallar şehrine, eski Venedik’in büyüleyici atmosferine götürüyor bizi... Anlatıda bahsi geçen Venedik Dukası, 1354’te Ceneviz donanması tarafından sarılan şehri düşman eline geçmekten kurtarmış tarihî bir şahsiyet. Hoffmann, Duka ile karısını resmeden gerçek bir tabloda...

MIGUEL ANGEL ASTURIAS - KASIRGA

Resim
Miguel Angel Asturias, Guatemala'nın Ciudad kasabasında 9 Ekim 1 899 tarihinde dünyaya geliyor. (....) Guatemala'nın San Carlos Üniversite'sinde hukuk okuyor. ''Yerlilerin Sosyal Problemleri'' adındaki tezi ile devlet hukuk sınavını veriyor (1923). Bundan sonra da öğrenimini tamamlamak için Avrupa'ya geliyor. Sorbon'da okuyor. Geliş o geliş. Ara sıra, bir iki yıllığına yurduna dönüyor, bazı yüksek mevkilere getiriliyorsa da, ömrünün çoğunluğunu Paris'te ve sürgünde geçiriyor. Yeni düşünceli ve yurtsever öncüler işbaşına gelince, Asturias, Paris büyükelçisidir. Faşist cuntacıların bir askeri darbesinden sonra da sürgündedir. (.....) Kendi ifadesine göre, İspanyolca konuşulan bölgelerde ne zaman kitapları toplanır ve yasaklanırsa, bu hareket bir faşist idarenin öncüsü ve habercisi sayılırmış. (syf:7 Tahir Alangu'nun önsözü ) 1967'de edebiyat dalında Nobel Ödülüne layık görülen Asturias, 1974'de Madrid'te ölmüştür. Özgeçmişi, kit...

CHINA MIÉVILLE - Demir Konsey

Resim
China Miéville 'nin Yeni Crobuzon serisinin üçüncü kitabı Demir Konsey'i de okumuş bulunuyorum... bundan önceki iki kitabı ( Perdido Sokağı İstasyonu ve Yara ) çok çok sevmiştim, bu romanında -olumsuz bir yorum okumama rağmen- iyi çıkacağını düşünüyordum ve ilk 150 sayfa mükemmeldi, çok severek okuyordum ki ''Anımsama/Ebedi Tren'' isimli geçmişin anlatıldığı bir bölüm başladı ve ben yere çakıldım... yaklaşık 140 sayfa ne kadar sıkıcıydı, ne kadar uzun sürdü anlatamam ve kaç kere bırakayım artık diye niyetlendiysem de bir şekilde bu bölümü geçmeyi başardım... kalan kısım fena değildi, en azından sıkılmadan okuyabildim... Nasıl oluyor da öncekiler fevkalade iyiyken bu son kitap bu kadar sıkıcı/vasat bir halde olabiliyor bir türlü aklım almadı... üstelik konu bir devrimin örgütlenmesi; heyecanlı, hareketli, peşinden koşturan şekilde olmalıydı ama sonuç inanılır gibi değil... kitabı bitirmiş olmamı başarı olarak addediyorum fakat ciddi bir zaman kaybı olduğu...

TÜYAP İSTANBUL KİTAP FUARI 2019

Resim
Bu seneki kitap fuarına 20 adetlik bir liste ile gittim, 10 kitap alarak geri döndüm... ve aldıklarıma baktığımda hiç riske girmediğimi ve hep bildiğim yazarlardan seçtiğimi fark ettim... Tek istisna Helen Bryan; daha önce hiç okumadığım bir yazar ve böyle bir durumda iki kitabını birden almam aslında ama birini diğerine tercih edemedim, yayınevine güvendim (umarım yanılmam) ve her ikisini de almış bulundum... Pegasus Yayınevinde sevdiğim iki yazarın yeni kitaplarını görünce dayanamayıp aldım ama ''hem yükte hem pahada ağır'' bir alışveriş oldu... kitaplar 900-950 civarında bir sayfa sayısına sahip, fiyatları da %40'lık indirime rağmen kallaviydi... Tek kitap aldığım yayınevlerinde hep devam kitaplarını seçtim, bu kitaplarla serilerini tamamlamış olacağım... Ve son olarak; Can Yayınlarından çok uzun zamandır yeni baskısını beklediğim Teke Şenliği'ni ve yine çok sevdiğim yazarlar Tanizaki ve Conrad'dan birer kitap aldım... ...

CHINA MIÉVILLE - Yara

Resim
Yeni Crobuzon serisinin ikinci kitabı ile devam ediyorum, her ne kadar seri denilse de birbirini takip eden bir durum/olay/karakterler yok, her iki kitapta da farklı bir fantastik hikaye anlatılıyor, dolayısıyla istenirse bağımsız da okunabilir... İlk kitap Perdido Sokağı İstasyonu Yeni Crobuzon adlı ülkede geçiyordu ve insan dışındaki canlıları ayrıntılı tasvir ediyordu (sıra takip edip okumanın çok sayıdaki bu canlıları tanımak açısından faydası oluyor), Yara ise Armada isimli yüzen bir şehirde geçiyor... İlk kitaptaki tali bir karakterle (Bellis Coldwine) Yara başlıyor; Bellis bir dilbilimci, Yeni Crobuzon'dan kaçmak zorunda kalmış ve bir gemi ile yeni kurulan bir koloniye gidiyor, bindiği gemide çoğu tekraryapım olan mahkumlar da var... yolda korsanların saldırısına uğruyorlar, kaptan ve yardımcısı öldürülüyor, gemiye el konulup geride kalan herkes Armada'ya götürülüyor... Armada'da mahkumlar dahil hepsi serbest bırakılıyor ve bu yüzen şehirden ayrılamayacakla...

KİTAP FUARINDAN ALINANLAR

Resim
Aslında ben Kitap Fuarı için ayrı yazı yazmıyordum, tanıtacağım bir kitabın sonuna ekliyordum şimdiye kadar... bu kez elimdeki kitabı bitirmem biraz uzun sürecekmiş gibi o yüzden aldıklarımı gecikmeden paylaşayım dedim... Kocaman bir liste ile gittim ama on taneden fazla almayı planlamıyordum, eve geldiğimde ise onüç tane olduğunu gördüm... sayı önemli çünkü artık evde okunmayı bekleyen dağlar olmasını istemiyorum, bekleyenleri onsekiz taneye düşürmüştüm şimdi yeniden otuzbir oldu, gerçi altmışlık bir stoğu yıllar yılı taşımıştım bu sayı yine de kabul edilebilir geldi... Ayrıntı Yayınlarından; çok sevdiğim bilimkurgu yazarı  Kim Stanley Robinson'un  yeni kitabı Lucky Strike'ı (bu yazarın okuyacağım 4. kitabı olacak hepsi farklı farklı yayınevlerinden çıktı buna ayrıca sinir oluyorum ) ve ilk kez okuyacağım Danimarkalı yazar Christian Jungersen'in Kayboluyorsun romanını aldım...  İletişim Yayınevinden;  Mehmet Eroğlu'nun   Issızlığın...

CHINA MIÉVILLE - Perdido Sokağı İstasyonu

Resim
Miéville'den uzun zamandır okumak ve özellikle de bu kitaptan başlamak istiyordum, nihayet oldu... fantastik ve bilimkurgu edebiyatta hayalgücü çok yüksek yazarların yarattığı karakterler beni hem şok ediyor hem de biraz ürkütüyor... Yeni Crobuzon denilen bu ülkede çok çeşitli canlı yaşıyor, İnsanlar, Kepriler (başı böcek kafası, kalanı kadın vücudu), Kaktüs insanlar, Garuda (kuş insanlar) Vodyanoi (amfibi canlılar), Tekraryapımlar ve başka bir sürü tür var... bu romanın başında da (yaklaşık 200 sayfa kadar) aynı şey oldu karakterler beni irkiltti, Keprilerde kaşıntı tuttu v.s. hem merakla okuyorum hem de acayip rahatsız oluyorum... tabii bu benimle ilgili bir durum yazarla veya romanla ilgisi yok, neyse ki çok ilerlemeden alıştım ve sonrası muhteşem oldu... çok güzel bir romanmış okuduğuma memnunum... Bu roman Yeni Crobuzon serisinin ilk kitabı (diğerleri Yara ve Demir Konsey ), hayali bir ülkede geçiyor, askeri diktatörlük gibi bir yönetim biçimi var, bir çok canlı korku,...

STEFAN ZWEIG - MERHAMET

Resim
Son zamanlarda Zweig’den hep biyografi okudum, o nedenle kurgularının tadını özlemişim... bu romanda önceden okuduklarımı aratmıyor, mükemmel yazılmış, insanı o ana ve ortama götürüp sizi karakterlerle birlikte yaşatıyor... ayrıca bana daha önce okuduğum üç kitabı hatırlattı, I. Dünya Savaşı öncesi Avusturya’sında bir teğmenin hayatı ve toplumun değerleri sebebiyle ‘’Joseph Roth’un Radetzky Marşı’’ nı,  duygusal davranışlarla (hezeyanlar) da ‘’Goethe’nin Gönül Yakınlıkları ve Genç Werther’in Acıları’’ nı...  Kitabı bitirdiğimde de bir atasözünü hatırladım ‘’merhametten maraz doğar’’ ... bu söz bana doğru gelmezdi, daha çok insani davranışlardan kaçınmak için uydurulmuş diye düşünürdüm ama bu romanı okuduktan sonra doğru hakikaten diye düşündüm... tabii bu kurgu bir eser ama anlatılanlar olmayacak şeyler değil... gerçi gençlikten kaynaklanan tecrübesizlik, bir miktar aptallık da vardı ama ana duygu merhamet...  konu ise bir teğmenin, bulunduğu yöredeki varlıklı bir a...