Kayıtlar

Psikoloji etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

HELENE FLOOD - TERAPİST

Resim
Bu romanı yazarı Norveçli diye aldım, aynı zamanda yazar psikologdu iyi olacağını umdum... neyse bu sefer tutturdum, Helene Flood'un ilk romanıymış, bilimsel eserleri de var başarılı buldum... psikoloji yönü de iyiydi özellikle ergen çocuklar olmak üzere hemen hemen herkesin davranışlarını, düşündüklerini roman niteliğini kaybettirmeden irdeliyordu sevdim... Sara ve Sigurd genç bir çift, Sigurd hafta sonunu arkadaşlarıyla orman içindeki bir dağ kulübesinde geçirmek üzere sabahın çok erken vaktinde evden ayrılıyor, saat 9:30'da kulübeye vardık diye mesaj yolluyor, Sara'da işine yoğunlaşıyor 3 tane genç hastası ile görüşüyor ve öğleden sonra olduğunda kocasının birlikte gittiği arkadaşlarından biri arayıp Sigurd'un hala gelmediğini, bildiği bir şey olup olmadığını soruyorlar... çok şaşıran Sara önce kendisine şaka yapıldığını sanıyor, Sigurd'un mesajından bahsediyor ama sonrasında kocasının hakikaten de kayıp olduğu ortaya çıkıyor... polise bildiriyor ama 24 saat ge...

DOROTHY BAKER - CASSANDRA DÜĞÜNDE

Resim
E peydir listemde olan bu kitaba nihayet sıra geldi, yazarı tanımıyordum ama bu roman çok iyiydi, bir solukta okudum ve çok beğendim... Konu; ilginç bir aile, birbirine çok düşkün ikizler ve hayatlarından bir kesit (bir düğün günü) ile başlıyor... ikizlerin babaları felsefeci, anneleri yazarmış (sıradışı bir kadınmış erken yaşta ölmüş), ebeveynleri ikizlerin tek başlarına bir birey olmalarını istedikleri için hiç bir örnek giydirmemişler, farklı ilgi alanlarına yönelmeleri için teşvik etmişler ve kızlar üniversite için ailenin yanından ayrılmışlar, büyük ikiz Cassandra edebiyat alanında eğitim görüyor, küçüğü Judith müziği kariyer olarak seçmiş... aileleri onları farklı olmaları için yönlendirmelerine karşın birbirlerine çok düşkünler, özellikle Cassandra'da bu durum saplantı halinde... sadece ima edilerek anlatılıyor (kitap 1962'de yazılmış) ama Cassandra eşcinsel sanki ve ikiziyle de ömür boyu birlikte olmayı planlıyor gibi... Judith'in müzik eğitimi için ikizinden ayrı...

CHRISTINE WUNNICKE - Doktor Shimamura'nın Tilkileri

Resim
Shunichi Shimamura (1862-1923) Talihsizliğin seçkin psikiyatristi: Tokyo İmparatorluk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1887 yılında mezun olan Shimamura, Prof. Hajime Sakaki'nin yanında psikiyatri eğitimi aldı. 1891'de Shimane Eyaleti'nde tilki sahiplenmesini araştırdı. 1891-94 yıllarında Berlin ve Viyana'da psikiyatri ve nöroloji eğitimi aldı. 1894'te geri döndüğünde Kyoto Eyaleti Tıp Okulu'na nöropsikiyatri profesörü olarak atandı. Kyoto İmparatorluk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 1899'da kurulmasıyla birlikte birçok profesör Kyoto Eyaleti Tıp Fakültesi'nden Kyoto İmparatorluk Üniversitesi'ne geçti. Kyoto Valiliği Tıp Okulu'nun varlığı pamuk ipliğine bağlıydı. Tıp fakültesinin müdürü olarak okulun varlığı için çok çabaladı ve amacına ulaştı. Ancak aşırı çalışma onu ağır ve uzun bir hastalığa sürükledi. Onun psikiyatrik bakım felsefesi günümüzün genel hastane psikiyatrisine yakındı. Kyoto'da psikiyatrik araştırmalar için yeterli zama...

WILHELM JENSEN - GRADİVA Bir Pompei Düşü

Resim
Hem arkeoloji hem de psikoloji ilgimi çektiği için bu uzun hikayeyi görünce hemen okumak istedim, yazarın özgeçmişi, Freud bağlantısı kitabı iyice cazip hale getiriyordu...  Genç Alman arkeolog Hanold, Roma'da antikçağ müzelerinin birinde bir rölyef görür ve çok etkilenir, alçı bir kopyasını edinir ve evine koyar... yürüyen bir kadını betimleyen rölyef hakkında kim olduğu, nerede yürüdüğü, soylu mu yoksa halktan mı olduğu gibi sorular aklını kurcalamaya devam eder ve rölyefe Gradiva (ilerleyen kadın) ismini verir... varlıklı ama münzevi biri olan Hanold epeyce düşündükten sonra rölyefteki kadının Pompei'de yürüdüğüne kani olur, Pompei'ye gider ve kalıntılar arasında yürüyen bir kadın görür, onun Gradiva olduğunu düşünür ve hikaye devam eder... Kitabın başında hem Hanold'un kişiliği epeyce anlatılıyor, hem de gezip gördüğü yerlerin ayrıntılı tasviri veriliyordu, iyiydi ama Freud'un ilgisini bu kadar ne çekti diye merak ettim... fakat hikayenin sonuna doğru konu ilg...

STEFAN ZWEIG - CLARISSA

Resim
Uzun zamandır Zweig 'den uzun öykü okumuyordum, kitap fuarında Clarissa'yı görünce konusu cazip geldi ve aldım... sadece peş peşe I. Dünya Savaşı hikayelerini okumam bilinçli bir seçim değil öylesine elime geldi, bilinçaltım bana bir şey söylemeye çalışıyor gibi:)) Neyse gelelim kitaba; savaş zamanı geçiyor olsa da aslında psikolojik bir hikaye bu... kişilik analizleri, toplumsal travmaların anlatılışı çok iyiydi... Stefan Zweig'in ölümü ile taslak halinde kalan eser, yayıncısı tarafından tamamlanmış, bu haliyle de iyiydi ama keşke Zweig bitirebilseydi diye düşünmeden de edemedim... sonuç olarak ben sevdim, size de öneririm... Yazar: Stefan Zweig Çevirmen : Gülperi Sert Özgün Adı: Clarissa Sayfa Sayısı: 184 Basım Yılı : 2020 (13. Baskı) 2017 (1. Baskı) Yayınevi : T. İş Bankası Zweig hayatının son dönemlerinde başladığı, taslağı 1981’de gün ışığına çıkarılan ve yayıncısı tarafından tamamlanan Clarissa’da, 1902 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kad...

LEÏLA SLIMANI - Gulyabaninin Bahçesi

Resim
Geçen sene yazarın Hoş Nağme isimli romanını okumuş; hem yazarı hem de kitabı çok başarılı bulmuştum... yazarın dilimize çevrilmiş bir tane daha kitabı vardı onu da okumak istedim ve çok beğendim... Hoş Nağme'de gerçek olaylardan esinlenmiş diyordu bunda öyle bir ibare yok kurgu gibi gözüküyor ama bana çok gerçek geldi, sanki birisi başından geçenleri anlatıyor gibiydi veya bir psikiyatr hastalarından birinin hikayesini anlatıyor gibi, inanılmaz buldum... Arka kapağa baktığımda sanki şehirli evli-çocuklu bir kadının bunalıma kapılıp kocasını aldatmasını konu ediyor gibi düşündüm ama öyle değil... ciddi/ağır bir psikolojik rahatsızlığı olan bir kadının hayatı anlatılıyor... önce Adèle çift kişilikli gibi geldi bana ama değil, başka bir sorunu var ve benim psikolojik bilgim bulmaya yetmedi hatta keşke bu konuda eğitim almış olsaydım da çözümleyebilseydim diye düşündüm... Yazarın ilk romanıymış ama mükemmeldi çok sevdim, keşke biraz daha uzun olsaydı, daha derine inseydi d...

LEÏLA SLIMANI - HOŞ NAĞME

Resim
3 Ekim 1981’de Fas’ın başkenti Rabat’ta doğdu. Babası bankacı, annesi ise Cezayir asıllı bir doktor. Rabat Fransız Lisesi’nden diplomasını aldıktan sonra, eğitimine Fransa’da devam etti. Fransa’nın en prestijli hazırlık sınıfı olan Hypôkhagne’dan sonra Paris Siyaset Araştırmaları Enstitüsü’nden diplomasını aldı. Fransa’nın oyuncu yetiştiren meşhur okulu Cours Florent’da oyunculuğu deneyen Leïla Slimani, sonunda gazetecilikte karar kıldı. 2008’den itibaren Express dergisinde çalışmaya başladı. 2012’de ise istifa edip yazarlığa yöneldi. 2014’te, ilk romanı Dans le jardin de l’ogre (Gulyabaninin Bahçesinde Ayrıntı, 2018) Gallimard Yayınevi tarafından basıldı. Flore Ödülü için finalistler arasına seçildi, Fas'ta La Mamounia Ödülünü kazandı. Asıl başarısı 2016 Kasım ayında, ikinci romanı Chanson Douce (Hoş Nağme, Kırmızı Kedi, 2018) ile Goncourt Ödülü’nü kazanmasıyla geldi. Leïla Slimani evli ve iki çocuk annesidir. Yukarıda özgeçmişini gördüğünüz Leïla Slimani'nin bu kitabını...

DRAGO JANCAR - adsız ağaç

Resim
Drago Jančar (d. 13 Nisan 1948) Sloven yazar, denemeci, oyun yazarıdır. Çağdaş Sloven edebiyatında ünlü bir kişi olan Jančar, siyasi yorumları ve sivil katılım konularında da meşhurdur. Avrupa’nın en önemli yazarları arasında gösterilen Drago Jančar’ın roman ve öyküleri 21 dile çevrildi. Fransız eleştirmenler ve yayıncılar birliği tarafından verilen, En İyi Yabancı Kitap Ödülü’ne layık bulundu. Jančar, 1994’te Avrupa Kısa Öykü Ödülü’nü; 2003’te Herder Edebiyat Ödülü ve 2011’de Avrupa Edebiyat Ödülü’nü de kazandı. Bu kitabı yukarıda özgeçmişini gördüğünüz yazarı için almıştım, hem de değişik ülkelerden okumayı seviyorum iyi bir seçim gibi gelmişti... Başlangıçta; arşivci Janes Lipnik'in, bir subayın İkinci Dünya Savaşı boyunca birlikte olduğu çok sayıda kadını anlattığı pornografik bir günce ile akıl hastahanesindeki bir hemşirenin hastalarını konu ettiği günceyi bulup, bunları saplantılı olarak incelemesi hikayesini okuyorum diye düşündüm (biraz arka kapağın etkisiyle de)... ...

JULI ZEH - KARTALLAR VE MELEKLER

Resim
Juli Zeh 1974'te Bonn'da doğdu, Passau ve Leipzig'de hukuk eğitimini sürdürürken bir yandan da Leipzig'deki Alman Dili ve Edebiyatı Enstitüsü'nde öğrenim gördü. Ayrıca Avrupa Hakları ve İnsan Hakları konularında eğitim aldı, bir süre New York, Krakow, Zagreb ve Saraybosna'da bulundu. İlk romanı Kartallar ve Melekler  pek çok dile çevrildi. Zeh, aralarında Humboldt Üniversitesi Deneme Ödülü (1999), Caroline-Schlegel Deneme Ödülü (2000), Alman En İyi İlk Kitap Ödülü (2002), Ernst-Toller Ödülü (2003) ve Per-Olov-Enquist Ödülü'nün (2005) de bulunduğu çeşitli ödüller kazanmıştır. Yukarıda özgeçmişini gördüğünüz Juli Zeh'den epeydir okumak istiyordum ama bir türlü hangi romanını okuyacağıma karar veremedim (dilimize çevrilmiş beş adet kitabı var) ve uzadı gitti... baktım olmuyor ilk kitaptan başlamaya karar verdim, arka kapak açıklaması da çok fazla şey vadediyordu iyi olacağını düşündüm... Okuduktan sonraki durum ise şu: yazar konusunda yanılmamışım hak...

STEFAN ZWEIG - BİR KADININ HAYATINDAN 24 SAAT

Resim
Zweig 'den son zamanlarda yalnızca biyografi okuyordum öykülerini özlemişim, bu kitap çok iyi geldi... bu uzun öyküde yazar, bir kadının rutin hayatının dışına çıktığı, kimseye anlatamadığı ve unutamadığı bir 24 saatini anlatıyor... öykü aynı zamanda tutku, bağımlılık, toplumsal ahlak ve değer yargılarını konu ediyor... kısa bir kitap olduğu için fazla detaya girmek istemiyorum Zweig tüm açılardan hikayeyi mükemmel anlatıyor, merak içinde takip ediyorsunuz, ben özellikle ahlak konusunu irdelemesini sevdim, hangi toplum ve zaman olursa olsun kadının üzerindeki baskı hiç bitmiyor çünkü... çok güzel bir kitap okuyun mutlaka (ayrıca kitap kapağı müthiş)... Yazar: Stefan Zweig Çevirmen : İlknur Özdemir Sayfa Sayısı : 104 Basım Yılı : 2015 Yayınevi : Kırmızı Kedi Riviera'da eşi ve iki kızıyla tatil yapan 33 yaşındaki Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur. Kusursuz bir evliliği olduğu sanılan genç kadının, nasıl ve neden ortadan kaybolduğu dedikodu konusu olur. ...

JOSEPH CONRAD - Casus

Resim
Joseph Conrad (1857-1924) Polonya asıllı olup, İngiliz dilinin önemli yazarları arasında yer alıyormuş... bu romanı 1908 yılında yazmış, 1920’de yazdığı önsözde kitabın başına eklenmiş... Conrad’dan okumak istiyordum ve bu kitabı seçmemdeki sebep casusluk hikayesi olmasıydı, heyecanlı olacağını düşünmüştüm ama pek öyle olmadı... öncelikle ana karakter bir casus ama hikaye psikolojik... herkesin tek tek davranışları, düşündükleri, birbirleri hakkında fikirleri ayrıntılı olarak irdeleniyor... hem kitabın beklediğimden farklı çıkması, hem romanın oldukça durağan, tıpkı Londra havası gibi kurşuni ve kasvetli olması, hem de bundan önce okuduğum romanın çok hareketli ve renkli olması başlangıçta kitaba adapte olmamı çok zorlaştırdı... ancak yarısından sonra ilgimi toparlayabildim ve ondan sonra da romanı sevdim... diğer kitapları nasıldır bilemiyorum, benim yazardan ilk okumam ama eğer bu kitabı okuyacaksanız ağır işlediğini, duygu ve davranışlara yoğunlaştığını bilin... Konu ise şö...

KJERSTI SKOMSVOLD - HIZLANDIKÇA AZALIYORUM

Resim
Norveçli yazarlar benim için gerçekten iyi bir keşif oldu... Erlend Loe ’dan sonra Skomsvold’u da çok beğendim... üstelik bu ödüllü bir ilk roman, kısa olmasına rağmen çok yoğun, sanki uzun uzun okumuşsunuz hissini veriyor... Hikaye, yaşlı ve yalnız bir kadının (Mathea) hayatına dair... kafasında sürüp giden düşünceleriyle Mathea’yı takip ediyoruz, yazarın tarzı değişik, Mathea’nın gençliğinde ve yaşlılığında yaşadıklarını, düşündüklerini iç içe geçirerek anlatıyor... başta yaşlılık ana konu gibi gözürken, sonrasında yalnızlığın öne geçtiğini görüyoruz... Mathea çocukluğundan başlayarak hep çok yalnız biri, neredeyse insanlardan korkuyor, bir şekilde çevresindekiler de onu fark etmiyorlar... kocası dışında hiç kimse ile bir şey paylaşmıyor... ölümden korkuyor ama tüm hayatı boyunca yaşamaktan daha çok korkuyor... Yazar gelişmiş bir toplumdaki yalnızlaşmayı, insanların birbirine yabancılaşmasını anlatıyor... oldukça melankolik bir konu ama roman çok iyi, okuyun derim... Yaz...

IAN McEWAN - MASUMİYET ya da Özel İlişki

Resim
Bu yazarla 2013’de tanıştım ve giderek artan bir ilgiyle kitaplarını okumaya başladım... bu üçüncüsü ve yine çok beğendim... 1955 yılında hemen savaş ertesinde Berlin’de geçen bir soğuk savaş hikayesi olarak başlıyor... Altın Operasyon veya Berlin Tüneli denilen gerçek bir olaya yaslanan bir konusu var... Olayların çoğu, karakterlerin George Blake dışında kalanları kurgu olarak yazılmış... Başlangıçtaki  Amerikalılar, İngilizler, Sovyetler arasındaki istihbarat mücadelesi,  roman ilerlerken geride fon olarak kalıyor ve konu tamamiyle psikolojik bir yapıya bürünüyor... Leonard karakteri olağanüstü kurgulanmış, yazar her bir sayfada 25 yaşındaki bu İngilizin başka bir katmanını açığa çıkarıyor... masumiyetle başlayan karakteri  sonrasında  çok farklı noktalara savruluyor... aşık olduğu Alman kadının (Maria) eski kocası ortaya çıkıncada hem olaylar hemde Leonard’ın kişiliği iyice içinden çıkılmaz hale geliyor...  yazar ayrıca bu üç milletin ve artı Alman...

DANIEL PALMER - AKIL OYUNLARI

Resim
Psikolojik hikayeleri severim ama epeydir bu tip bir roman okumamıştım, hoşuma gitti... oldukça sürükleyici yazılmış elinizden bırakmak istemiyorsunuz... Bilgi İşlem sektöründe çalışan ve yüksek teknolojiye haiz bir ürün yapan başarılı bir yönetici (Charlie), bulunduğu şirkette çalışan tanımadığı birinden ürününün tehlikede olduğuna dair bir e-mail alır. Bu kişi ona şirketteki başka bir üst düzey yöneticinin projesini engellemeye çalıştığını söyler ve buna ilişkin USB  ile bir sunum dosyası verir. Bu sunum dosyasında yazılanları düzelten Charlie konunun tartışılacağı üst yönetim toplantısına davetsiz olarak katılır ve orada diğer yöneticiyi ürününü engellemekle suçlar. Fakat ilgili kişinin öyle bir niyeti olmadığı ortaya çıktığı gibi, kendisine USB’yi verenin de o şirkette hiç çalışmadığı personel bölümü tarafından ifade edilir. Charlie, sunumu kimin oluşturduğunun kayıtlardan bulunabileceğini söyler ve kontrol ettiğinde bir gün önce kendisi tarafından hazırlandığını bulur, Charli...