Kayıtlar

Almanya etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

WOLFGANG SCHORLAU - Karanlık Suskunluk

Resim
Bu kitaptan önce okuduğum Kreuzberg Blues romanında Detektif Dengler Serisinin sırasıyla yayımlanmadığını, yayınevinin atlayarak kitapları bastığını fark etmiş ve serinin 2,3,6,7 nolu romanlarını da yayımlamalarını rica etmiştim... işte bu Dengler'in 2 nolu polisiyesi, 2024'de basılmış ama ben yeni fark ettim, neyse iki yıl ihmal edilebilir diyelim... Tüm kitaplar bağımsız olarak okunabiliyor o yönden sorun yok, polisiye kısmı merak uyandırıcıydı, savaş sırasında yaşanan gerçek olaylara dayanıyordu, Sicilya'lıların sessizlik kodu gibi bir durum söz konusuydu... Dengler konuyu kime sorsa herkes dut yemiş bülbüle dönüyor ve eski defterleri açmamak gerek şeklinde bir ifade ile karşılaşıyordu... bu romanı da sevdim sadece Dengler cazı çok seviyor bunun için Chicago'ya gidiyor ve orada bir müddet kalıyor bu kısım bana hiç uymadı (neyse ki 8-10 syf. kadardı), hem cazı sevmiyorum hem de Amerikalılara dair bir şey okumak istemiyorum o yüzden bu bölümü atladım ama bu bana ...

HANS MAGNUS ENZENSBERGER - Hayatta Kalma Sanatçıları 20. Yüzyıldan 99 Edebi Vinyet

Resim
Erzensberger'in dilimize çevrilmiş epeyce eseri olmasına rağmen bu kitaba kadar kendisini tanımadığımı (büyük eksiklik) ilk cümle olarak söylemeliyim... yazar 20. yüzyılın kimisi çok meşhur, kimisi hemen hemen unutulmuş, ama bu yüzyılı atlatmayı başarmış 99 yazarı 1-2 sayfalık Vinyetlerle '' Vinyet kelimesi Fransızcadan geliyor. Vigne , şaraplık üzüm asmasıdır. Kelime oradan küçültülmüş. Önceleri üzüm türünü tanımlamak için kullanılıyordu, sonra şarap şişesindeki etiketi de tanımlar oldu. Zaman içinde matbaacılığa aktarıldı, kenar süslemeleri anlamı kazandı. (syf:14)'' anlatıyor... Erzensberger bu yazarların bir kısmını yakinen tanıyor, bir kısmı ile görüşmüş, bir kısmı için bir şeyler duymuş, en nihayetinde hemen hemen hepsi ile aynı çevreye ve aynı döneme sahip... bu bilgilerini vinyetler içerisinde açıkça belirtiyor... burada anlatılanlar biyografi değil o yazarlar hakkında bazı kısa bilgiler veriyor, kendi görüşlerini yazıyor, zaman zaman bazı büyük yazarları y...

VOLKER KUTSCHER - Marlow Gereon Rath'ın Yedinci Vakası

Resim
Kütüphane sayesinde deneysel okumaya dönen Gereon Rath Vakalarına devam ediyorum bu kitapla sıralama şöyle oldu: 1 , 5 , 6 , 4 , 8 , ve 7... bundan bir önce okuduğum 8. Vakada bu kitaba çok fazla gönderme vardı okurken zorlanmamıştım çünkü 8. Vaka siyasi (Marlow ise polisiye) ağırlıklıydı, geri dönüp yedinciyi okuyunca demek böyle böyle olmuş diye bir aydınlanma yaşadım değişik bir tat oldu... polisiye anlamda en hareketli olanlardan biriydi, merakla takip ettim... Sadece (hâlâ) Gereon Rath'a sinir oluyorum bir türlü sevemedim, aslında yazar çok başarılı, çok gerçekçi kurgulamış, zeki bir polis, olayları iyi çözüyor ama insan olarak tüm defolarıyla ortalama/sıradan biri (bir kahraman mı arıyorum nedir?:)) olması gereken tipoloji için Rath'ın karısı Charly mükemmel, yazarın çok iyi için kadın karakteri seçmesini de ayrıca takdir ediyorum... sonuç olarak okuyun derim... Yazar: Volker Kutscher Çevirmen : Cem Sey Özgün Adı: Marlow. Der siebte Rath-Roman Sayfa Sayısı : 480 Bas...

E.T.A. HOFFMANN - MATMAZEL DE SCUDÉRY

Resim
Bu seferki kitap uzun bir öykü; E.T.A. Hoffmann'dan ilk okuduğum Duka İle Karısı 'da öyleydi... uzun da olsa öykü, pek tercih ettiğim bir tür değil ama Hoffmann'ınkiler çok iyi, merakla ve keyifle okudum... Bu öykünün bana kazandırdığı en önemli şey; kurgu karakter sandığım Matmazel de Scudéry'nin Madeleine de Scudéry (1607-1701) 17. yüzyılın en önemli Fransız yazarlarından biri olduğunu öğrenmemdi... Ayrıca Hoffmann bu öyküsünü Johann Christoph Wagenseil'in (1633-1705) “Hırsızlardan korkan bir âşık, aşka layık değildir.” dizelerinden esinlenerek yazmış... Duka İle Karısı'nda da Carl Wilhelm Kolbe'nin (1757-1835) bir tablosundan hareketle öyküsünü oluşturmuştu, bir eser ortaya çıkarken bu tip noktalar çok hoşuma gidiyor... Hem bir klasik hem de güzeldi, kısacık zaten okuyun derim... Yazar: E.T.A. Hoffmann Çevirmen : Anıl Alacaoğlu Özgün Adı: Das Fräulein von Scuderi Sayfa Sayısı : 88 Basım Yılı : 2024 Yayınevi : Can 17. yüzyılın sonlarına doğ...

ELSA KOESTER - Tarçınlı Kuskus

Resim
Bu roman ismiyle dikkatimi çekti, üç neslin kadınlarının anlatılması hoşuma gitti ve buradayız... arka kapak konuyu çok iyi özetlemiş, iki anne ve iki kız üzerinden kadınların hayatı anlatılıyor... bir kadından diğerine, bir zamandan ötekine, ülkeden ülkeye geçerek, toplumsal hareketlerle harmanlayarak hikayesini kurguluyor...  Fransızların sömürgelerde yaptıkları, orada doğup büyümüş ve kendilerini Kuzey Afrika ülkelerine ait hisseden Fransızların döndüklerinde hissettikleri, yüzyıllardır süren Fransız-Alman çekişmesi, Marie'nin kızı Lisa'ya ''bu kadar Alman da olma'' diye sürekli söylenmesi romanın dikkat çekici noktalarıydı... Yazarı başarılı buldum, genel olarak da romanı sevdim ama karakterleri çok fazla sorunlu (özellikle annelere sinir oldum) sonuna doğru daral geldi... konu biraz fazla uzatılmıştı (ilk kitap olmasından dolayı herhalde) döne döne aynı şey anlatılıyor gibi hissettim ve son yüz sayfayı zorla okudum... derlenip toparlansa, 100-150 sayfa ...

THOMAS THIEMEYER - Kâşifin Güncesi / Şeytanın Nefesi

Resim
Yine yanlışlıkla bir çocuk kitabı satın aldım ( diğeri için bkz ) dikkatimi çeken von Humboldt soyadı oldu, ünlü Alman Coğrafyacı Alexander von Humboldt'la ilgili Dünyanın Ölçümü romanını okumuştum onunla ne ilgisi var diye düşünüp kitabı aldım... romanın ilk sayfasına bir not koymuşlar herhangi bir ilgisi yokmuş, yazarın kurgusuymuş sadece:))... neyse okumaya başladım, sürükleyici bir konu güzel ilerliyor, tıpkı Jules Verne 'in kitaplarına benziyor diye düşündüm (konunun içinde de epeyce Jules Verne'den bahsediyor zaten), biraz daha ilerledikten sonra çocuk kitabına da benziyor dedim ve nihayet internete bakınca Pegasus Çocuk (veya gençlik) etiketini gördüm bingooo:)) üstelik bir serinin de 4. kitabıymış, neyse ki hem tek başına okunabiliyor, hem de güzel... Yazar, Sumatra ile Cava arasında bulunan   Karakatau volkanının patlaması ile başlıyor, gerçek bir olaydan yola çıkıp 1895 yılında geçen fantastik bir hikaye kurguluyor... okuma serüveni olarak komik duruma düştü...

VOLKER WEIDERMANN - Karanlıktan Önceki Yaz

Resim
Bu kitabı kütüphaneden aldım, ilk önce aklımdan geçen ben bunu niye hiç görmemişim oldu, okumaya başladığımda ise biliyor olmalıyım, en azından okunacaklar arasında not etmişimdir diye düşündüm ve defterlerimi çıkarıp taramaya başladım (diğer her şeyi telefonuma not alıyorum ama kitaplar el yazısıyla deftere yazılmalı:)) ve sonuncuda buldum:)... 1936'da Oostende’de (Belçika) buluşan yazarlar (Zweig, Roth, Keun,   Koestler  ve birkaç kişi daha), gazeteciler, editörler, film yapımcıları vs. sürgünde bulunan birçok kişinin hem birbirleriyle hem sanatlarıyla, hem ülkeleriyle, hem de yaklaşan savaşla olan görüşlerini/ilişkilerini anlatıyor... ağırlıkla Stefan Zweig , Joseph Roth ve Irmgard Keun 'dan bahsediyor, Yahudilik ve yazarların bazı eserlerini konu ediyor ve o dönemdeki iklimi ortaya seriyor... kitap iyiydi ama beklentimin biraz altında kaldı, daha çarpıcı bir eser ummuştum, yine de okuduğuma memnunum... bu yazarlar ve o dönem ilginizi çekiyorsa öneririm... Yazar: Volker...

VOLKER KUTSCHER - Olimpiyat Gereon Rath'ın Sekizinci Vakası

Resim
Bundan önceki birkaç kitap beklediğim gibi çıkmayınca bildik bir yazara yönelmek cazip geldi ve 1936'da yine Nazi Almanya'sındayız... bu seriyi sayı saymayı bilmiyormuş gibi ( 1 . 5 . 6 . 4 . ve 8.) okuyorsam da belli bir okuma temposu oluşturdum gidiyor, ayrıca tarih bölümü de giderek hareketleniyor... bu sefer 1936 Berlin Olimpiyatındayız '' Almanya’da düzenlenen olimpiyat ülkenin dünyadaki saygınlığını artırma ve devlet yönetimine karşı var olan güvensizliği yok etme amacına hizmet etmesi gerektiği ve de edebileceği için olimpiyatın Almanya’ya bahşedeceği başarı, eğer mutlaka gerekmiyorsa, eşit zamanda ortaya çıkacak tehlikeleri bertaraf etmek amacıyla alınacak önlemler uğruna risk altına sokulmamalıdır. – SS REİCH LİDERİ’NE BAĞLI GÜVENLİK DAİRESİ’NİN 1936 OLİMPİYATI HAKKINDA POLİS VE PROPAGANDA TEDBİRLERİYLE İLGİLİ DAHİLİ DEĞERLENDİRMESİ (syf:11) Gerçek şu ki, bazılarımız Berlin’e bir spor buluşmasının seyircisi veya katılımcısı olmak gibi yanlış bir fikirle gitmi...

STEFAN HEYM - HAÇLILAR

Resim
Mükemmel mükemmel bir kitap kaçırmayın mutlaka okuyun... Son cümlemi baştan yazdım böyle de bırakabilirim:) neyse devam edelim:)... bu romanı ilk yayımlandığında okumak istemiştim, aslında dikkatimi çeken yazarı idi ve onun için okuyacaktım ama kaldı bir şekilde ve bugüne geldik... üç yıl gecikmeyle de olsa böyle muhteşem bir yazarı ve romanı yakalayabildiğime çok seviniyorum, Rita Guibert 'in eseriyle birlikte bu senenin en iyi kitabını okumuş bulunuyorum... Yazarın muhalif kimliğine bayıldım özgeçmişini okuduğunuzda göreceğiniz gibi itirazını yapıyor ve hemen eyleme geçiyor, takdire şayan bir tutumu var... Romanın konusu; II. Dünya Savaşı'nın sonuna doğru (Normandiya Çıkartması'ndan sonra) bir noktadan başlıyor ve savaşın sonunda işgal zamanı Almanya'sı ile bitiyor... savaş zamanı hikayelerini çok okudum, okuyorum bana bugünümüz hakkında fikirler veriyor... arka kapakta da yazdığı gibi savaş farklı farklı anlatıldı, kahramanlık hikayeleri de vardı, ezilenlerin duruml...

VOLKER KUTSCHER - Vaterland Dosyası Gereon Rath'ın Dördüncü Vakası

Resim
Volker Kutscher'in Gereon Rath serisiyle (bu tarih itibariyle 8 kitap var) olan ilişkim bir ileri iki geri devam edip duruyor, 1 . 5 . ve 6 . kitapları okudum, bir daha okur muyum acaba diye düşünürken kütüphanede 4. vakaya rastladım ve buradayız... Bu sefer 1932 yılındayız Berlin'de başlayan ama kökeni Doğu Prusya'da olan seri cinayetleri Gereon Rath kendi yöntemleri ile çözmeye çalışıyor... siyasi tarafta ise milliyetçi hareketler ve Berlin Emniyeti'ndeki görevden almalar ''Marggrabowa'nın adı 1928 yılında gerçekten de Nazilerin Cermenleştirme dalgasından önce Treuburg olarak değiştirilmiştir. Doğu Prusya sınırının iki yanında var olan Polonyalı ve Alman karşıtı önyargılar da tarihsel bir gerçekliktir. 1920'den itibaren Alman İmparatorluğu'yla tek bağlantılarını Polonya'dan geçen ve Polonya Koridoru adı verilen bir transit yola borçlu olan Mazuryalıların, imparatorluk ve hükümetleri tarafından yüzüstü bırakıldıklarını hissederek 1932 yılında Ad...