Kayıtlar

Lübnan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

AMIN MAALOUF - Labirent Batı ve Hasımları

Resim
Empedokles'in Dostları romanından sonra Maalouf'tan bir daha okur muyum diye düşünüyordum ki bu denemesi yayımlandı ve buradayız... kitabın arka kapağı çok davetkar görünüyordu bakalım Maalouf ne demiş, ne gibi önermeleri var diye merakla başladım... 1850'li yıllardan başlayıp günümüze kadar geliyor, sırasıyla Japonya, Sovyetler Birliği, Çin ve A.B.D. için güzel/doyurucu/sıkmadan bir tarih özeti veriyor, iki dünya savaşından bahsediyor ve bugüne (kitabın sonuna) geliyoruz... Açıkçası ben bu denemeyi alırken sonuca çok odaklanmıştım ne diyecek? Dünyanın gidişatı ne yönde olacak gibi bir takım önermeler bekliyordum ki o yönü zayıf kalmış, tarih anlatısı bittikten sonra kitabın sonuna geliniyor ve genel cümlelerle bu labirentten çıkılabileceğine dair umudu olduğunu söylüyor... belki ben çok beklentiye girmiştim sonunu biraz zayıf buldum ama kitabı beğendim, merakla okudum, tarih konusunda A.B.D ve Sovyetler Birliği'ni biliyordum ama Japonya ve Çin hakkında bilgim zayıf...

VÉNUS KHOURY-GHATA - Marina Tsvetayeva ya da Alabuga'da Ölmek

Resim
Vénus Khoury-Ghata dört yıl önce keşfettiğim ve çok beğendiğim Lübnan doğumlu bir şair ve yazar, bu okuduğum üçüncü kitabı... ilk okuduğum; Yedi Taş bir kurguydu, sonraki; Rus şair ve denemeci olan Osip Mandelştam'ın (1891–1938) sürgün günlerini anlatıyordu, bu kitap ise; Rus şair Marina Tsvetayeva'nın (1892-1941) hayatını konu eden biyografik bir anlatı... Marina Tsvetayeva ağzında gümüş kaşıkla doğan biri, Moskova Güzel Sanatlar Müzesinin (bugün Puşkin Müzesi) kurucusu sanat tarihçisi İvan Tsvetayev ile Polonya soylu sınıfından piyanist Maria Meyn'in kızı... müzik-edebiyat konusunda hem Rusya'da hem de Avrupa'da iyi okullarda eğitim alır, 7 yaşında Fransızca, 12 yaşında Almanca öğrenir, 17 yaşında yazdığı şiirler dikkat çekmeye başlar, 1910'da ilk şiir kitabı, 1912'de ikinci kitabı yayımlanır, yine bu yıl ailesinin karşı çıkmasına rağmen Sergey Efron ile evlenir... 1917 Ekim devrimiyle her şey tepetaklak olur, kocası Beyaz Ordu saflarında savaşa katıl...

AMIN MAALOUF - Empedokles'in Dostları

Resim
Amin Maalouf çok sevdiğim bir yazardır bu okuduğum 10. kitabı... yeni romanının yayımlandığını duyunca çok heyecanlanmıştım, konusuna bakmadan sipariş verdim ve hemen okumaya koyuldum... sonuca buraya yazarken dahi inanamıyorum, büyük hayal kırıklığı oldu... bu beklentimin yüksekliğinden kaynaklanan bir hüsran değil, kitabın çok çok zayıf olmasından ortaya çıkan bir durum... hani yazarın ismini kapatıp birine okutun, bu mu yani deyip bir kenara bırakır... değil Maalouf sıradan biri bile yazsa çok yetersiz bir roman bu... Yazarın; insanın insana ve dünyaya, güçlü ülkelerin (özellikle A.B.D.) tüm diğer ülkelere yaptığı baskıyı/kötülüğü ve ortaya çıkan durumu/kaosu açıklamak için yaptığı bir kurgu bu ama konuya soğuk savaş döneminin ve Sovyetler Birliği'nin dağıldığı dönemin argümanı nükleer savaş tehdidiyle başlaması hayal kırıklığına davetiye çıkarıyor, ayrıca konuyu A.B.D. üzerinden onların her zamanki dünyayı kurtaran  basit  filmlerine benzer anlatması da tuz biber oluy...

VÉNUS KHOURY-GHATA - Mandelştam'ın Son Günleri

Resim
  İki yıl önce yazarın Yedi Taş adlı romanını okumuş çok sevmiştim, YKY'de yeni çıkan bu kitabı görünce hiç düşünmeden aldım... kendi de şair olan Vénus Khoury-Ghata , Rus şair ve denemeci olan Osip Mandelştam'ın (1891–1938) sürgündeki günlerini anlatıyor... geri dönüşlerle çocukluğundan, ailesinden de bahsediyor ama asıl konu Stalin'in zulmüyle şehirden şehire sürüldüğü ve sonunda öldüğü son günler... Sovyet devriminin ilk günlerinde devrimi desteklemesine rağmen sonraki yıllarda Stalin Epigramını ( 1933 yılında yayımlanan önemli hicivli bir şiirdir. Sadece 16 satır uzunluktaki şiir, Mandelstam'ın tutuklanması, hapsi ve son olarak ölümünden büyük ölçüde sorumluydu. Hem bir intihar notu hem de Josef Stalin ve kalabalık çevresinin etrafını kuşattığı bir suçlamadır. Vikipedi ) yazar ve sonun başlangıcı olur. Khoury-Ghata, çok çarpıcı bir biçimde anlatıyor, kitabı çok çok beğendim, kaçırmayın okuyun... ''Kremlin’in dağcısından başka kimsenin sesi duyulmuyor  O k...

AMIN MAALOUF - Işık Bahçeleri

Resim
Amin Maalouf 'dan bugüne kadar 8 kitap okudum ve artık burada kalırım diye düşünürken YKY'de Işık Bahçeleri 'ni görüp, neden bilmiyorum hemen aldım... iyi ki de öyle yapmışım romanı çok beğendim... 3. yüzyılda Pers İmparatorluğu içinde ortaya çıkan Maniheizm dininin kurucusu Mani'yi (216-274) anlatıyor... Mani dininin dünyayı görüşünde tanrısal aydınlık ile karanlık iki rakip olarak karşı karşıya durur. Bu ikisinin birbirleri ile mücadelesinde aydınlığın bir kısmı karanlığın içinde (dünyanın içinde) tutsak kalmıştır. İnanca göre dünyanın sonunda ışık ile karanlık ebediyen ayrılacaklardır. O güne dek bilinen tüm dinsel sistemlerin gerçek sentezi olduğu ileri sürülmüştür. Manicilik aslında Zerdüşt düalizmi, Babilonya folkloru, Budist ahlâk ilkeleri ve Hristiyan unsurların bir karışımından oluşmaktadır. Bu bileşimde önde gelen anlayış iki ezelî ilkenin, iyi ve kötünün, çatışmasıdır. Bu bakımdan din tarihi araştırmaları, Maniciliği bir tür dinsel düalizm (ikicilik) ol...

VÉNUS KHOURY-GHATA - YEDİ TAŞ

Resim
Bu kitap Kasım 2017'de yayımlandı yazarı dikkatimi çektiği için almaya niyetlendim ama ben bunu gerçekleştirene kadar roman yeteri kadar ilgi görmemiş olacak ki Can Yayınlarının şu sıralar devam eden indirimi arasına dahil edilmiş... indirimli olması iyi bir şey belki ama bu kadar yeni bir kitabın satılmamış olması da üzücü, üstelik fevkalade güzel bir roman bu... 1937’de Beyrut’ta dünyaya gelen Lübnan asıllı Fransız şair ve yazar Vénus Khoury-Ghata ülkesinde edebiyat eğitimi aldı. İlk şiir kitabını 1966’da yayımladı. 1972’de Paris’e yerleşen yazar, Louis Aragon’un yönettiği Europe dergisinde çalıştı. İlk romanı Les inadaptés ise 1971’de yayımlandı. Çağdaş Fransız yazınının en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen yazar, şiir ve romanlarının yanı sıra edebiyat eleştirileri de kaleme almaktadır. 2009 yılında Académie Française’in büyük şiir ödülüne, 2011’de ise Goncourt Şiir Ödülü’ne layık görülmüşür. Yazarın özgeçmişi böyle... Roman ise aşağıdaki arka kapak açıklama...

AMIN MAALOUF - Béatrice'ten Sonra Birinci Yüzyıl

Resim
2000 yılından beri Amin Maalouf okuyorum bu sekizincisi ve ben bu kitabı nasıl kaçırmışım inanamadım... İlk cümlesinden itibaren beni o kadar sarıp sarmaladı ve o kadar çok sevdim ki durmadan aklımda dönüp duran ben nasıl kaçırmışım bu kitabı cümlesi oldu... neyse geç olsun güç olmasın ama nasıl kaçırmışım hayret?? Şimdi gelelim konuya; hayvanlar üzerinde yapılan bir çalışma sonucunda erkek cinsinden üremeyi artıran bir madde bulunuyor, bunun insanlarda da etkin olduğu saptanıyor ama proje sonlandırılıp, araştırma grubu dağıtılıyor, fakat gruptan uyanık bir bilim adamı gizli olarak bu maddeyi üretip yine bir kamuflajlı isimle piyasaya sürüyor... ee neredeyse tüm toplumların (özellikle de doğu ve az gelişmiş ülkelerin) arayıp da bulamadığı şey: erkek çocuk garantisi... belli bir süre durum anlaşılamıyor, sonrasında bir böcek bilimci ile sevgilisi kadın gazeteci olayı ortaya çıkarıyorlar ama nasılsa nüfusu çok fazla olan ülkelerde görülüyor daha iyi ya nüfusları biraz azalır, dü...

AMIN MAALOUF - Yüzüncü Ad

Resim
''Baldassare'nin Yolculuğu'' Amin Maalouf'u çok severim ama bu roman nedensiz yere çok uzun zamandan beri bekliyor... eskileri okuma hedefim nedeniyle sıra geldi nihayet... Konu; 1666 yılında kıyametin kopacağı (2012 benzeri bir tartışma söz konusu) üzerine şekilleniyor... din adamları, azıcık okumuş yazmış herkes bu konuya kafa yoruyor... Cübeyl kentinde antikacılık ve eski kitap satıcılığı yapan Baldassare, tereddütlü yaklaşsa da ona kitap sormaya gelen birkaç kişinin etkisiyle bu konuyu düşünmeden de yapamıyor... diğer yandan da herkes tılsımlı bir kitaptan bahsediyor, Allah'ın yüzüncü adını içeren ve gerçek olup olmadığı bilinemeyen bir kitap... Baldassare bu kitabın peşinde önce Konstantinopolis'e sonra İzmir, Sakız, Cenova, Amsterdam ve Londra'ya kadar uzanıyor, başlangıçta tüm bu yolculuğu yapmak gibi bir hedefi yok ama sanki kader onu oradan oraya sürüklüyor... bir yandan da kıyamet kopacak mı kopmayacak mı korkusu herkesi sarmış...

AMIN MAALOUF - Doğu'dan Uzakta

Resim
Amin Maalouf’un son romanı da tıpkı diğerleri gibi çok etkileyici... Neredeyse tüm romanlarını okumuş biri olarak bu kitabı da çok sevdim... Bundan önce okuduğum, kendi kökenlerini dedesinden hatta dedesinin babasından başlayarak aile geçmişini ülkenin tarihiyle de iç içe anlattığı romanı   ‘’Yolların Başlangıcı’’   ndan devam ediyoruz gibi hissettim... Böyle düşünmeme sebep, hem ülkenin tarihini anlatmaya devam etmesinden hemde ana karakterin kendisine benzemesinden ötürü...  ‘’Yolların Başlangıcı’’ kitabında Osmanlı’dan başlayarak '’ Doğu ’’nun hikayesi anlatılıyordu (sırası gelmişken Cumhuriyetimizin kuruluşu ve Atatürk hakkında adı geçen  romanda son derece doğru saptamalar yapılmış bunu da belirtmeden geçemeyeceğim)  bu son kitapta ise iç savaş nedeniyle Lübnan'dan ayrılanların veya ülkede kalmayı seçenlerin kararlarının sorgulandığı,  bu arada ‘’ Doğu ’’nun da tarihsel bir kesitinin sunulduğu bir hikaye anlatıyor Maalouf.. Savaşın tüm hayatları n...