Kayıtlar

Mehmet Eroğlu etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

MEHMET EROĞLU - Ruhun Parmak İzi

Resim
Varlıklar 1 Mehmet Eroğlu çok sevdiğim bir yazar ama bu okuduğum 4. kitabı dolasıyla çok yavaş ilerliyorum... aslında eski kitaplarından okuyordum ve öyle de devam edecektim ama bu romanı görür görmez bilim kurgu olması çok ilgimi çekti ve hemen aldım... Konuya gelirsek; İŞtar-HEpat denilen bir yıldız sisteminde geçiyor, İŞtar yıldız, HEpat gaz devi büyük bir gezegen, canlılar HEpat'ın YUva, MAden ve YEşil ismi verilen üç uydusunda yaşıyorlar, HEpat'ın çevresinde buzdan oluşmuş bir asteroit kuşağı var ve bu kuşak onları izole ediyor... canlılar buraya yerleşmeden önce asteroit kuşağının hemen dışında EV adı verilen başka bir uyduda yaşıyorlarmış ama yaşanan büyük depremler, meteor düşmeleri gibi felaketler nedeniyle terk etmek zorunda kalmışlar, asteroit kuşağında da bir açıklık keşfedince oradan YUva uydusuna gelip yerleşmişler... anaerkil bir sistemleri, 40 tane anadan oluşan bir komiteleri var ve yönetim onların elinde, canlıların dişilerine Varlık deniliyor tüm hakimiyet ...

MEHMET EROĞLU - Geç Kalmış Ölü

Resim
2018'de Mehmet Eroğlu 'nun ilk romanı Issızlığın Ortası 'nı okudum ve çok sevdim, sonrasında bir devamı olduğunu öğrendim, kitabı hemen aldım ama okumam bu aya kaldı... öncelikle hemen söyleyeyim peş peşe okusaymışım çok daha etkileyici olacakmış... bu romanda mükemmel, o anlamda sorun yok ama kısa arayla okusaymışım etkisini çok daha fazla artırabilirmişim... Roman 4-19 Nisan 1975 arasındaki onbeş günü anlatıyor, arada geçmişe dönüşlerde var ama asıl hikaye bu onbeş günde saklı... ilk kitabın sonunda Ayhan, öldüğünü sandığı dava arkadaşı Zafer'in hayatta olabileceğini öğreniyordu... bu romanda ise Zafer'in izlerini takip ederek Gaziantep, Antakya ve İskenderun'a kadar geliyor ve herkese onu sorup anlatırken bir yandan da kendine dair bir şeyler keşfediyor... ülkenin durumu ile yörenin insanlarının hali de hikaye içinde önemli yer tutuyor... Yine muhteşem bir romandı çok beğenerek okudum, kitabın ismini yanlış yorumlamışım bitirdikten sonra fark ettim:...

MEHMET EROĞLU - Issızlığın Ortası

Resim
Mehmet Eroğlu kitaplarına geç başlayanlardanım, öncesinde yalnızca Zamanın Manzarası 'nı okumuş ve çok beğenmiştim. Bu, yazarın ilk romanı 1979'da Milliyet Roman ödülünü (sonrasında iki ödül daha) almasına rağmen 12 Eylül yönetimince yasaklandığı için ancak 1984 yılında basılabilmiş... 1971-1975 yılları arasını geri dönüşlerle anlatan yazarın muhteşem bir dili var, roman o kadar sürükleyiciydi ki elimden bırakamadan okudum... hikaye Kıbrıs Savaşından dönen Ayhan'ın geçmişiyle hesaplaşması ile bugününü sürüklemesi arasında gidip geliyor... Ayhan'ın çocukluğunda ailesi ile yaşadığı sorunlar, okul arkadaşlarını bir anlamda ailesinin yerine koyması, marazi bir cinsellik, sosyalist hareket içindeki faaliyetler, ihanetler, hapisler, işkenceler ve her şeyin üzerine tuz biber eken savaşı da ekleyince ruh sağlığı tarumar olan genç bir adamın dramını ve bir ülkenin hallerini okuyoruz... Konuyu bu kadar dümdüz yazınca klasik bir dönem romanı gibi duruyor ama fevkalade ...

MEHMET EROĞLU - Zamanın Manzarası

Resim
Bu romanı anlatabileceğimi sanmıyorum, denesem nereden başlayacağımı bulamayacağım, bitirmeyi ise hiç beceremeyeceğim o yüzden çok çok güzel bir kitap   bu kaçırmayın okuyun deyip bırakacağım... Sadece iyi bir zamanınızda okuyun... eğer moraliniz iyi değilse başka bir zamana bırakın, ama mutlaka okuyun... Romanın başından iki cümleyle bitireyim... ‘ ’Mücevher takmamıştı ama gözleri vardı...’’ ‘’Benim kadar acı çekmedikçe Tanrı’ya inanmamı beklemeyin benden...’’ Not: Yazarın okuduğum ilk kitabı bu ama bitirdiğimde tüm eserleri içinde en güzeli bu olmalı diye düşündüm, daha iyisi varsa eğer gerçekten inanılmaz olur... Yazar:  Mehmet Eroğlu Sayfa Sayısı : 423 Basım Yılı : 2014 (2002 İlk Baskı) Yayınevi : İletişim Acıya dayanacak kadar güçlü olduğumu düşünmüştüm. Garip ama gerçek; aslında acısız yaşayamıyoruz. Çünkü bilgi ve gerçeğin asıl kaynağı olan acı, varlığımızın farkına varmamızı da sağlıyor. Bizi sahici kılıyor. Yansız akıp giden, hayat...