7 Eylül 2014 Pazar

SABÂ ALTINSAY - KRİTİMU

GİRİT’İM BENİM
Bir yıl önce yazarın ikinci romanı  ‘’Benim Hiç Suçum Yok’’u okumuş ve o kadar çok sevmiştim ki hemen ilk kitabını da aldım ama okunmayı bekleyenler arasında ancak sıra geldi... bu romanda muhteşem, hatta biri daha öne çıkar mı diye düşündüm ama ikisi de birbirinden güzel, ayıramadım bir türlü...

Bu roman yazarın ailesinin (dedesi İbrahim Yarmakamakis, eşi, çocukları ve akrabalarının) hikayesini anlatıyor... aynı zamanda II. Abdülhamit döneminden 1923’e kadar olan tarihi olaylara da hikaye içerinde yer veriyor... Zaten yaşanılan yer Girit ve o tarihlerde tüm olayların göbeğinde yer alıyor... konu, Girit’e muhtariyet (yönetimin Fransa, İngiltere, İtalya, Rusya ortak idaresine) verildiği dönemden başlıyor, Yunanistan’a iltihakı ile devam edip, adadaki müslüman ahalinin Lozan antlaşması gereğince mübadele edilmesi ile bitiyor... oldukça sancılı bir dönemi anlatıyor ve adada birkaç kuşaktır yaşayan, rumca konuşan müslüman ahali en çok etkilenen kesim oluyor... en sonunda da evlerinden barklarından oluyorlar...

Sadece tarihi olaylar değil, doğumundan, cenazesine, düğününden, yemeğine, manzarasından, komşuluk ilişkilerine, ticaretine, sevdalarına kadar tüm bir ‘’hayat’’ anlatılıyor aslında... çoğu zaman mücadeleyle, korkuyla ama olmak istedikleri yerde, doğdukları topraklarda geçen ve devam etmesini istedikleri hayat... ama öyle olmuyor maalesef...

Her şey çok canlı canlı anlatılmıştı... denizi, rüzgarı, dağları resim gibi gözünüzde canlandırabiliyorsunuz, yemek tariflerinde ağzınız sulanıyor, düğünde dernekte coşuyor, arbede çıktığında korkuyorsunuz... yazarın anlatımı müthiş... akıcı bir dili var... velhasıl çok güzel bir kitap, mutlaka okuyun...

Yazar:  Sabâ Altınsay
Sayfa Sayısı : 288
Basım Yılı : 2007 (5. Baskı)
Yayınevi : Can

'Göç sadece gideni değil, kalanı da peşinden sürüklüyordu' diyor Sabâ Altınsay; 'insanın doğduğu toprak ile gömüleceği toprak aynı toprak olmayacaksa, ne kalır ki, geriye, ölürken, yaşamdan? Bu soruya bir yanıt bulma çabası bu roman.'
Oruç Aruoba

Kritimu, Girit'im Benim, Osmanlı Devleti'nin zayıfladığı, topraklarını kaybetmeye başladığı yıllarda Girit'te yaşanan gelişmeleri anlatıyor. Girit'te Müslüman ve Hıristiyan halklar yüzyıllarca bir arada yaşamıştır, dilleri dillerine karışmış, gelenekleri zamanla birbirine benzemiş, tam anlamıyla bir kaynaşma gerçekleşmiştir. Ama bu bile farklılıkların gün gelip düşmanlığa dönüşmesini önleyememiştir. Kritimu, Giritli bir Türk ailesinin adadan kopuşunu ustaca anlatıyor. Müslüman ve Hıristiyan halklar arasında mübadele gerçekleştiğinde Türkler adayı gemilerle terk ederler ve romanın baş kahramanlarından İbrahim Yarmakamakis, sevgili adasına bakarak "Kritimu..." diye fısıldar. Ama artık oraya dönme umudu kalmamıştır. Yine de romanın asıl kahramanı, benzersiz doğası ve insanın ruhunu çalan kokusuyla Girit Adası'dır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder