5 Mart 2013 Salı

DAPHNE KALOTAY - Rus Kışı

Bu bir ilk roman. Yazarı Boston Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık alanında yüksek lisans, edebiyat alanında doktora yapmış ve halen aynı üniversite de yaratıcı yazarlık dersleri vermektedir...Kitabı bir ilk roman olarak çok başarılı buldum. hikaye çok güzel, detaylı bir anlatımı, akıcı bir dili var, çok rahat okunuyor, fazlasıyla araştırma yapılmış ve bu hikayeye çok güzel uyarlanmış, zevkle okudum...

Bir yanda Bolşoy Balesi balerinleri, bir yanda 19. yüzyıla ait olağanüstü mücevherler, şiirler, aşk, sürekli yağan kar velhasıl kitaptaki ana temalar çok güzeldi... Hikaye 1947’de Stalin dönemi Moskova’sında ve günümüz Boston’unda geçiyor...Stalin döneminin herkesin üzerine kabus gibi çöktüğü günlerde genç bir kız –hatta çok iyi arkadaş olan iki kız- Bolşoy’da balerin olmaya çalışıyor, aşık oluyor, hayatını idame ettirmeye uğraşıyor.. günümüzde ise seksen yaşına gelmiş balerin anılarından kurtulmak için mücevher koleksiyonunu satışa çıkarıyor...Diğer taraftan yan karakterlerde çok başarılıydı, ana hikayeyi gölgelemeden kendi öykülerini okuyucuya merakla okutuyordu..

Stalin döneminin insan kıyımı, herkesin her şeyden korkması, uyduruk gerekçelerle tutuklamalar hayatı gittikçe güçleştirirken baş balerin olan Nina'nın çalışmaları, oynan temsiller her şeye tezat bir şekilde renkli,  farklı bir dünyayı ortaya koyuyor ve öyle güzel anlatılıyor ki gözünüzde rahatça canlandırabiliyorsunuz...her iki zamanda da mevsim kış ve karın şehrin üzerini örtmesi, her şeyi kapatması çok güzel tasvir edilmiş...ben karı çok sevdiğim için bu durum ayrıca hoşuma gitti.. Balerinin kocası şair olduğu için çokça şiirden bahsediliyor, ama kitabın en fazla hoşuma giden yanı bölümden bölüme geçilirken müzayedeye sunulan mücevherlerin tanıtılmasıydı..taşların kıratı, montürlerin altın mı platin mi olduğu, ayarı, mücevherin şekli, hangi ülkede yapıldığı, yapım yılı, varsa mührü ve değeri detaylı olarak belirtiliyordu...hatta yazar bu mücevher tanıtımına  keşke bir resim (kitabın kapağında olduğu gibi), hiç olmazsa bir çizim ekleseydi çok güzel olurdu diye düşündüm.. Mücevherlerin içerisindeki amber set ise ayrı bir öneme sahip, hikayenin ana konusu içinde yer alıyor bu nedenle o içindeki fosilleşmiş böceklere kadar detaylı bir şekilde ve nostaljik bir tatla anlatılıyordu..

Özetle çok güzel bir romandı okumanızı öneririm..

Yazar: Daphne Kalotay
Çevirmen: Kübra Tekneci
Sayfa Sayısı : 496
Basım Yılı : 2012
Yayınevi : Epsilon

Aşk ve sanata, ihanet ve telafiye dair bu nefes kesici öyküde gizemli bir mücevher hayat değiştiren bir sırra ışık tutuyor.

Olağanüstü mücevher koleksiyonunu açık artırmayla satmaya karar veren, bir zamanlar Bolşoy Balesinde büyük bir yıldız olan Nina Revskaya, nihayet geçmişine bir perde çekebileceğine inanır. Ancak, eski balerin hiç tahmin etmediği bir şekilde kendini vatanının ve yarım asır önce hayatını değiştiren hem ihtişamlı hem de üzücü olayların hatıraları altında ezilirken bulur.
Nina, Rusyada genç bir kızken tiyatronun büyüsüne kapılır; şair Viktor Elsine âşık olur ve en sonunda sevgili arkadaşları (muhteşem bir besteci olan Gersh ve en yakın arkadaşı zarif Vera) ile birlikte Stalinist saldırganlığın kurbanı olur. Yine Rusya’dayken korkunç bir keşif, büyük bir ihanetin ve ustaca bir planın kıvılcımını ateşleyerek Nina’nın Batıya kaçmasını ve en sonunda Boston’a yerleşmesini beraberinde getirir.
Nina ömrünün yarısını sırlarını saklayarak geçirir. Ama iki kişi geçmişin karanlıklar içinde kalmasına izin vermeyecektir: Bostondaki bir müzayede evinin genç ve meraklı çalışanı Drew Brooks ve nadir bulunan bir mücevher setinin, kendi belirsiz geçmişini aydınlatabileceğine inanan Rusça profesörü Grigori Solodin. Bu alışılmadık ikili beraberce bir aşk mektubu, bir şiir ve kaynağı belli olmayan bir kolyenin etrafındaki esrarı çözmeye uğraşırken, karşılaştıkları bir dizi gerçek hepsinin hayatlarını değiştirir.
Geçmiş ile şimdiki zamanı, Moskova ve New England'ı, dans dünyasının sahne arkasındaki heyecanı ile sanatın dönüştürücü gücünü iç içe geçiren Daphne Kalotay’ın zekice kaleme alınmış bu ilk romanı, tarihin gücü karşısında çaresiz kalan bireylerin yaşadığı belirsizlikleri ve korkuları ele alırken, büyük sıkıntıların yaşandığı dönemlerde bile insan ruhunun güzelliğe ve zarafete, bağışlamaya ve aşkınlığa ulaşmak istediğini doğruluyor.


2 yorum:

  1. Rus Kışı'nı Güz Okuma Şenliği için çok düşündüm ama sonra vazgeçtim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu da beklediğimden çok iyi çıkan kitaplardan... ben çok sevdim.. rahat okunuyor... bir ara deneyebilirsin...

      Sil