Kayıtlar

JOËL DICKER - Harry Q. Davası'nın Ardındaki Gerçek

Resim
J.Dicker 28 yaşında bir hukukçu ve bu ikinci romanı... Fransa’nın en saygın 2 edebiyat ödülünü almış ve birçok ülkede yüksek satış rakamlarına ulaşmış bir kitap... hem romanın türü hemde çoksatar olması nedeniyle benim pek tarzım olmasa da konusu hoşuma gitti ve okumaya karar verdim... doğru bir kararmış... açıkçası beklentim pek yüksek değildi ama romanı çok beğendim...hikaye müthiş... Kitap birçok katmandan oluşuyor... ·     cinayet; 33 yıl önce işlenmiş bir cinayeti genç meşhur bir yazar ve eyalet polis müfettişi birlikte çözmeye çalışıyorlar... ·       aşk; hakkında kitap yazılacak kadar büyük bir aşk ve onun çevresinde dönen olaylar, daha doğrusu hayata dair ne varsa anlatılıyor... ·     yaratıcı yazarlık; her bölümün başında nasıl kitap yazılacağına ilişkin kısa notlar  var bununla konuyla ilgilenenlere bir fikir veriyor... Yazar   ise romanını şöyle tanımlıyor... Bu çocukları hakkındaki gerçeği görmek istemeyen ana baba...

SYBILLE BEDFORD - Miras

Resim
Bu kitapla ilgili ne diyeceğimi pek bilemiyorum...romanın konusu yanında yazarın hayatı da çok ilgimi çekmişti bu yüzden de okumak istedim ama beklentimin çok altında kaldığı kesin... ama yazarın hayatı hakikaten ilginç...   S. Bedford bu romana 1952 yılında başlamış ve 3 yılda yazmış, kitabın başında yer alan uzun önsözde yazar, hem bu yazım ve basım sürecini hem de hayatının belirli dönemlerini detaylı bir şekilde anlatıyor... romandaki hikayenin kendi hayatından bir takım izler taşıdığını kabul ediyor (ayrıca Bataklık Kumu adlı bir otobiyografik eseri de var), romanı yayımlatma aşamasında okuttuğu yakınlarından birçok kişinin kitabı beğenmediğini de açık yüreklilikle belirtiyor... Konu üç ailenin dram mı fars mı olduğu anlaşılamayan iç içe geçmiş yaşamlarının hikayesi, tabi ülke gerçekleriyle birlikte... yazarın anlatımını çok sevmedim, bazı bölümlerde çok detaycı, bazılarında çok üstü kapalı bir tarzı var... romanın bir kısmını yazar  anlatıyor bir kısmını da ailen...

YEVGENİ İVANOVİÇ ZAMYATİN - Biz

Resim
Zamyatin 4 yaşında ‘’Gogol’’ okuyormuş... Sadece bu bile yazar hakkında bir fikir vermeye yeter sanırım... 1920 yılında da totaliter toplumla ilgili gözlemlerini somutlaştırdığı fantastik antiütopya romanı olan ‘’Biz’’i yazmış ama Sovyet Rusya'ya bir karalama kitabı olarak yorumlanmıştır...  bu roman; Proletkült ütopyaların parodisi olarak düşünülmüştür... Proletkült ütopyası ‘’insan ruhunun ve sevgi duygusunun yok edilmesi’’ temelinde dünyanın yeniden inşasına dayanıyormuş... ‘’Biz’’ romanı böyle bir dünyayı anlatıyor... 1924 yılında ingilizceye çevrilen roman  Aldous Huxley’ in ‘ ’Cesur Yeni Dünya’ ’sının,  George Orwell ’in ‘’Hayvanlar Çiftliği  ve  1984 ’’ünün,  Ray Bradbury ’nin ‘’Fahrenheit 451 ’’nin başlıca esin kaynağı olmuştur... Distopyayı severim, yukarıda sayılan romanlardan ‘’Cesur Yeni Dünya’’ dışındakilerin hepsini okudum... dolayısıyla bu romanların esinlendiği ‘’Biz’’i de okumasam olmazdı...hemen hepsinde benzer bir totaliter dünya a...

SEBAHATTİN DEMİRAY - Fotoğrafta İkimiz

Resim
‘’Kaderimizi  alnımızdaki yazılar değil, hayallerimiz belirler’’  kitap kapağında böyle yazıyor ve böylece muhteşem bir Demiray romanına daha başlamış oluyorsunuz... Yazarın en son ‘’Senden Çok Uzakta’’ adlı kitabını yorumlamıştım... bu kez de yazar bir önceki romanda yer alan tali denebilecek iki karakterin hayatını kurgulamayı sürdürüyor ama bu bir devam romanı değil... sadece iki ana karakter bir önceki romandan alınmış geri kalan her şey çok farklı bir hikayeye ait... Kasım 1979 ile Ağustos 1980 arasında geçen on aylık bir süreyi ve üniversite gençliğini anlatıyor yazar...  ilk bakışta  ihtilal öncesinin çalkantılı, zorlu günlerinde geçen bir aşk hikayesi gibi duruyor, benzerini çok gördüğümüz bir öykü gibi ama kitabı okumaya başladığınızda karşınıza çok farklı bir hikaye çıkıyor... ayrıca yazarın anlatım tarzı nedeniyle de hikaye size çok başka geliyor... Sebahattin Demiray’ın da değişik ve özgün bir anlatım tarzı var... özellikle bu romana bu anlatım ...

IAN McEWAN - Solar

Resim
Bu kitabı iklimle ilgili olduğu için aldım... benim için tanıtımdaki ilgi çekici nokta oydu... ana karakter Nobel ödüllü bir fizikçi olunca, dünyayı kurtarmaktan bahsedilince güzel bir küresel ısınma romanı bu diye düşündüm... ama ne yazık ki öyle değilmiş... evet profesör yardımcılarından birinden elde ettiği dosyadaki fikirleri geliştirerek bir alternatif enerji üzerinde çalışıyor ama bu kitabın detayı halinde... Kitabın ana eksenini profesörün kendi yaşamının açmazları, çelişkileri, beş tane evliliğindeki başarısızlıkları, sayısız kız arkadaşlarıyla ilişkileri, sürekli kendisi aldatırken son karısı tarafından aldatılmasının yarattığı şok, kariyerinde Nobel sonrasında yaşadığı duraklama, sağlıksız yiyeceklere düşkünlüğü buna bağlı obezitesi oluşturuyor... profesörün tüm yaşamı çocukluğundan başlayarak detaylı olarak anlatılıyor, profesör kendini yerden yere vuruyor tüm eksikliklerini gözler önüne seriyor, kendisine hiç iltimas geçmiyor ama durumundan da pek şikayetçi değil... ...

JORGE AMADO - Tarçın Kokulu Kız

Resim
Jorge Amado bu kitabı 1958 yılında yazmış ve 1925 yılının Brezilya'sını anlatıyor... kakao plantasyonlarının kuruluş aşamasını, dolayısıyla oldukça kanlı bir mücadeleyi geride bırakmış olan Ilhéus kenti, kakaodan gelen zenginleşmenin de etkisiyle gelişmeye çalışmaktadır... işte böyle bir ortamda kentteki toprak ağalarından (fazendeiro), tüccarlara, bar sahiplerinden, şairlere, öğretmenlerden, politikacılara kadar herkesin hikayesi anlatılıyor... ön planda bir bar sahibi ile aşçısının aşkı yer alırken aslında o dönemdeki toplumun değer yargıları, ananeleri sorgulanıyor... hem kadın erkek ilişkileri açısından hem de ticaret ve politika üzerinden...  Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde erkek egemen toplumun koşulları; kadınların hiçbir hakka (oy hakkı dahil) sahip olmadığı, ailesinin seçtiği kişi ile evlenip eve kapatıldığı, çocuk büyütüp başka hiçbir şeye karışamadığı, kocasını aldatan kadının öldürülmesi gerektiği ve kocaya her hangi bir cezanın verilmediği bir toplum yapısı bu... ...

SEZGİN KAYMAZ - Geber Anne

Resim
Sezgin Kaymaz'ı son romanı ''KÜN''le tanıyıp çok çok beğenmemden sonra sondan başa diğer romanlarını okumaya başladım ve yazarın 2. romanı benimde okuduğum 2. roman oldu... bu kitabın tanıtımı fazlasıyla ilgimi çektiği gibi ismi de bir o kadar itici gelmişti ama Kaymaz romanlarında şaşırmayı peşinen kabul etmeniz gerekir... okuduğum bu romandan sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki Sezgin Kaymaz'da hikayeden bağımsız olarak yalnızca anlatım tarzı için okunabilecek yazarlardan... sadece yazarın ismine bakarak kitabı alıp okuyabilirsiniz... Şimdi gelelim bu romana... otoriter bir anne, ona çok bağlı onyedi yaşındaki bir oğul... ilk başta ''oidipus kompleksi'' gibi duruyorsa da hikaye öyle ilerlemiyor ve çok şaşırtıcı bir sonla da bitiyor... aslında anlatılan ''zaman yoktur'', ''paralel evrenler'', ''reenkarnasyon'' gibi günümüzün ilgi çeken konuları... ve yazar çok başarılı bir şekilde anlatıyor... ...