Kayıtlar

SONER YALÇIN - SAKLI SEÇİLMİŞLER

Resim
Bu Soner Yalçın araştırması Ocak ayında yayımlandı, emperyalistler/çok uluslu şirketler/ultra zengin oligark aileler (kirli asalet) tarafından tüm dünyada uygulanan gıda terörü/biyolojik savaşı anlatıyor... ''Bugün küresel güçler... Gıdaya egemen oldular. Buğdayın genetiğini değiştirdiler. Pirincin soyanın vb. genetiğini değiştirdiler. Tavuğu tavukluktan, sığırı sığırlıktan, balığı balıklıktan çıkardılar. Neredeyse tüm yiyecekleri katkı maddeleri ile doldurdular. Köyleri-üreticileri ezdiler. Üretim yapmalarının önüne geçtiler. İnsanoğlunu endüstriyel gıdaya mahkum ettiler, beslenme biçimini değiştirdiler. Okudunuz: Tohumda küresel güçlere mecbur bırakıldık. Gübrede, ilaçta onlara mecbur bırakıldık. Kimyasalların hammaddesi petrolde onlara mecbur bırakıldık. Mazotta, elektrikte onlara mecbur bırakıldık. Endüstriyel yiyeceklerle hastalıklara maruz bırakıldık. Şeker gibi haz veren katkı maddeleriyle beyni öldürdüler. Kanser yaptılar, kısır ettiler...

MEHMET EROĞLU - Issızlığın Ortası

Resim
Mehmet Eroğlu kitaplarına geç başlayanlardanım, öncesinde yalnızca Zamanın Manzarası 'nı okumuş ve çok beğenmiştim. Bu, yazarın ilk romanı 1979'da Milliyet Roman ödülünü (sonrasında iki ödül daha) almasına rağmen 12 Eylül yönetimince yasaklandığı için ancak 1984 yılında basılabilmiş... 1971-1975 yılları arasını geri dönüşlerle anlatan yazarın muhteşem bir dili var, roman o kadar sürükleyiciydi ki elimden bırakamadan okudum... hikaye Kıbrıs Savaşından dönen Ayhan'ın geçmişiyle hesaplaşması ile bugününü sürüklemesi arasında gidip geliyor... Ayhan'ın çocukluğunda ailesi ile yaşadığı sorunlar, okul arkadaşlarını bir anlamda ailesinin yerine koyması, marazi bir cinsellik, sosyalist hareket içindeki faaliyetler, ihanetler, hapisler, işkenceler ve her şeyin üzerine tuz biber eken savaşı da ekleyince ruh sağlığı tarumar olan genç bir adamın dramını ve bir ülkenin hallerini okuyoruz... Konuyu bu kadar dümdüz yazınca klasik bir dönem romanı gibi duruyor ama fevkalade ...

URSULA K. LE GUIN - Karanlığın Sol Eli

Resim
Geçen hafta Pera Palas'ta Algan Sezgintüredi'nin söyleşisine katıldım Sezgintüredi bu kitaptan övgüyle bahsetti, benimde kitaplığımda epeydir bekliyor, okuma sırası geldi diye düşündüm... Le Guin'in ölümüne denk gelmesi ise garip bir tesadüf oldu (çok sevdiğim bir yazardır bu okuduğum 12. kitabı, ruhu şad olsun)... Bu kitaba gelirsek; yazar bir çok konuyu bir arada anlatmaya çalışmış, her bir bölümü üzerinde düşünerek, irdeleyerek okuyacağınız bir roman olmuş ama ben fazla sorgulamadan hızlıca okudum, çünkü romanı pek sevemedim... bazı bölümlerini beğendim, bir kısmında sıkıldım, androjen insanları hiç anlatıldığı gibi göremedim hepsi bana erkek gibi geldi velhasıl diğer kitaplarında yaşadığım memnuniyet duygusunu bu romanda bulamadım... kış mevsimini sevdiğim için gezegen hoşuma gitti, Elçi ile Karhideli Estraven'in yaptığı uzun ve zorlu buzul yolculuğu en sevdiğim kısım oldu... Değişik bir kitaptı, yazardan hiç okumadıysanız bununla başlamanızı önermem a...

KETIL BJORSTAD - DÜŞÜŞ

Resim
Geçen yıl tesadüf eseri Ketil Bjornstad''ın Müzik Uğruna isimli kitabını okudum ve çok sevdim, başka kitabı da var mıdır acaba diye araştırınca Düşüş'e rastladım ve buradayız... ''Kendine dıştan bakabiliyordu. Bölünmüş bir kişilikti onunki; aslında çok namuslu ama neredeyse yakınılacak kadar duygusal, yeterli özgüveni olmayan, yönetilmeye ses çıkarmayan ve bir vakitler mahkeme kararlarını doğru verebilmek için karısına danışan biriydi. Syf:217'' kendini bu şekilde tarif eden sulh yargıcı Earling Fall karısı tarafından terk edilince ne yapacağını şaşırır ve depresyona girer, o kadar ki kızkardeşinin tavsiyesiyle annesinin yanına gider. Fakat bu da çözüm olmaz karısını bir türlü aklından çıkaramamakta ve saplantılı olarak onu düşünmektedir. Tam bu sırada okul arkadaşlarından baskın karakterli Gudmund Kvaernland Everest'e tırmanmak için kurduğu ekipte yer almasını ister, başkaları tarafından yönlendirilmeye devam ederek Nepal'e gider, sonrasın...

ISABEL ALLENDE - Japon Sevgili

Resim
Yaklaşık 4 yıl önce Allende'den Maya'nın Günlüğü'nü okumuş ve çok sevmiştim... daha  meşhur olan kitaplarını da okuma niyetim vardı ama olmadı ve yine son romanı ile karşınızdayım... Hem ismine hem de arka kapak açıklamasına bakıldığında aşk romanı gibi dursa da çok katmanlı bir yapısı var; toplama kamplarının yalnızca Hitler'e özgü olmadığı, aynı şeyi Amerikalıların da Japonlara yaptığını anlatıyor... 1939'dan günümüze toplum yapısının nasıl değiştiği, Doğu Bloğunun çökmesiyle o ülkelerde yaşayan insanların durumları, yaşlıların hayatlarının son dönemlerini nasıl geçirdikleri gibi birçok konu var... roman Alma'nın 80 yaşındaki halinden başlayıp geri dönüşlerle anlatılıyor, bu yaşlılık zamanlarında Alma'ya yardımcı olan Moldovya göçmeni İrina'nın hikayesi de ayrı bir bölümü oluşturuyor... Romanı çok sevdim, toplumsal travmalarla bireysel sorunları ve insana dair her türlü konuyu harmanlayarak çok iyi anlatıyordu... ayrıca her bölümde beni şaşı...

BRUNO NARDINI - Michelangelo: Bir Dahinin Yaşamöyküsü

Resim
Bu kitabı tanıtmaya yazarın özgeçmişi ile başlayayım; BRUNO NARDINI, 1921’de doğdu. 1993’te öldüğünde ardında zengin bir kültür mirası bırakmış, 1970’te kurduğu Nardini Yayınevi, özellikle sanat ve tarih-kültür araştırmaları alanındaki yayınlarıyla saygın bir yayınevi kimliği edinmişti. Yayıncı, yazar, denemeci ve şair olan Nardini, yazdığı birçok kitabın yanı sıra, birçok yapıtın editörlüğünü de üstlendi. Sanat yapıtlarının korunmasını ve onarılmasını konu alan yayınları teşvik etti, Floransa ve Roma gibi önemli kültür merkezlerindeki mimari yapılar üzerine monografilerin yazılmasını sağladı. Çocuklar İçin Leonardo da Vinci başlığını taşıyan biyografisi 15 dile çevrildi. Bruno Nardini, asıl ününü yazdığı iki olağanüstü yaşamöyküsüne borçludur: Michelangelo: Bir Dâhinin Yaşamöyküsü ve Leonardo da Vinci: Bir Ustanın Portresi. Birçok dile çevrilen bu iki yaşamöyküsü, yazarın sanatçı duyarlılığı ile titiz araştırmacılığının gerçek birer sentezi niteliğini taşır. R...

MİHAİL BULGAKOV - ÖLÜMCÜL YUMURTALAR

Resim
Bu seneki en büyük keşfim Mihail Bulgakov oldu (çok geç kalmışım o ayrı konu) hem ilk okuduğum Genç Bir Doktorun Anıları'nı hem de bu kitabı çok sevdim... Arka kapak açıklamasında görüldüğü üzere bir bilim adamının bulduğu bir ''kızıl'' ışın doğru düzgün araştırılıp incelenmeden ''emirle'' uygulamaya konulur ve felaket başlar... konu Stalin dönemi Sovyetler Birliği'nde geçtiği ve davanın seyrine bakıldığında ciddi bir sistem eleştirisi olduğu görülüyor... Seneyi sevdiğim bir kitapla kapattığıma memnunum, yeni yılda da Bulgakov okumaya devam edeceğim size de hararetle öneririm...  Herkese sağlıklı, mutlu, bol okumalı bir yıl diliyorum...  Yazar: Mihail Bulgakov Çevirmen : Tuğba Bolat Sayfa Sayısı : 124 Basım Yılı : 2017 (4. Baskı) 2015 (1. Baskı) Yayınevi : T. İş Bankası 1917 Rus Devrimi'ni izleyen çalkantılı yıllar yeni bir Sovyet gerçekliğini ortaya koyarken, dâhi zooloji profesörü Persikov da canlı organizma...