30 Mart 2015 Pazartesi

KATE ATKINSON - Hayat, Sil Baştan

Bu kitap hakkında son söyleyeceğimi baştan belirteyim; bu sene okuduğum en iyi romanlardan biri, birden fazla okunmayı hak ediyor, çok güzel, çok naif bir anlatımı var, kaçırmayın okuyun...

Şimdi gelelim detaylara; hemen herkes hayatının bir döneminde ikinci bir şansa sahip olmayı ister, bugünkü aklım olsaydı veya (....) olayı düzeltecek/değiştirecek bir şansım olsaydı diye düşünürüz... bu romanın kahramanı Ursula’nın başına gelen bu... Ursula 1910 yılında doğuyor ve doğum anından başlayarak defalarca ölüp, yeniden başlayarak hayatının değişik bir versiyonunu yaşamaya devam ediyor... tabii doğduğu yıla bakarak iki büyük savaşı da kaçırmadığını(!) görüyoruz... Ursula kalabalık ve varlıklı bir aileye sahip, kendinden başka bir kız, üç erkek kardeşi var... romanın kadın karakterleri ise tek kelimeyle müthiş, zaten Ursula nev’i şahsına münhasır, annesi Sylvie ve halası Izzie’ye de bayıldım (ayrıca bu iki kadın bir biri ile hiç anlaşamıyordu onu izlemek de çok hoştu)...

Roman sürekli geri gidişlerle anlatılıyor, başlangıçta her ölüm olayında doğum anına, daha sonra ise farklı farklı tarihlere (bazen aynı tarihe birden fazla) gidiliyordu, iyi ki kitabın başına bir fihrist koymuşlar insan zaman zaman takip etmekte zorlanıyor o fihriste bakmak sorunu çözüyordu... aslında bu birden fazla hayat kurgusuyla yazar, hem büyük bilmecemiz zaman konusuna değiniyor hem de savaşı değişik açılardan detaylı bir şekilde anlatıyordu... yazarın tarzını çok sevdim, muzip bir dille yazıyor, gerçekten mükemmeldi... savaşı, çok kötü ve vahşi olayları anlatıyor ama onu öyle bir örtüyle sarıp sarmalıyor ki okurken kendinizi olayların birebir içinde gibi hissetmenize rağmen içiniz katılmıyor, canınız çok acımıyor... bizden bir yazara benzetecek olursam tam Sezgin Kaymaz gibi anlatıyor... bu yönüyle de bana çok uydu, yazarın YKY’den yayımlanmış başka eserleri de var onlara da bakacağım... bir tek yaşadığı hayatların birinde savaşa (1933-1945 arasında) Almanya’da yakalanıyor o bölümü neredeyse nefesimi tutarak okudum Nazilerin arasında bulunması bana çok klostrofobik geldi, ki Londra’da da birebir savaşın içinde yaşıyordu ama Almanya bölümü daha kötü geldi nedense... bir daha buraya dönmez umarım diye düşündüm, neyse ki öyle oldu...

Son olarak aynı konuda okuduğum diğer bir kitaptan da bahsetmeden geçemeyeceğim... Ken Grimwood’un ‘’Sil Baştan (orjinali Replay)’’ romanı... ister istemez başlangıçta iki kitabı karşılaştırmaktan kendimi alamadım ama sonra iki romanın birbirine hiç benzemediğini ve her ikisininde ayrı ayrı güzel olduğunu fark ettim... Grimwood’da kahraman başına geleni biliyor, kronolojik bir sıra izliyor ve her birinde çok farklı hayatlar yaşıyordu (bu kitabın sonunda yanlış düşündüğümüzü ve tek bir hayatın olmasının daha iyi olduğuna karar vermiştim)... bu romanda ise Ursula yaşadığı hayatların çok fazla farkında değil, sadece tortu anıları var, dejavu şeklinde hatırlıyor, kötü bir olay olacağını altıncı his gibi hissediyor, bir türlü anlamlandıramıyor, etrafı tarafından da tuhaf çocuk olarak tarif ediliyor ve çok az farklılıkla aynı hayatları yaşamaya devam ediyor... yani Hayat, Sil Baştan (orijinali Life After Life) daha az fantastik geliyor insana, sanki olabilirmiş gibi... aslında her iki kitabı da öneriyorum, okuyun seveceksiniz...

Birkaç alıntı;

‘’Neden sen söz konusu olduğunda her şey bir macera? dedi Slyvie asabiyetle Izzie’ye.
‘’Hayat bir macera da ondan tabii’’
‘’Bana göre hayat daha çok bir dayanıklılık yarışı, dedi Slyvie ya da engelli parkur’’

‘’Evlilik öncesi kur, pek sıkıcı bir oyuna pek nükteli bir açılış gibidir’’ Congreve

‘’Hitler iktidara geçtiğinde (....) Yetkilendirme Yasasını devreye soktu. (....) Anlamı da aşağı yukarı ‘Halkın ve ve Reich’ın Sıkıntısını Giderme Yasası’. Demokrasinin alaşağı edildiğini söylemenin süslü bir yolu.’’

‘’Bu dünyada kötücül güçlerin kazanması için gereken tek şey yeterli sayıda kadının hiç bir şey yapmamasıdır’’

‘’Hayat yürüyen bir gölge, marifetsiz bir oyuncu sadece, kasınıp çırpınarak sahnede vaktini tüketen.’’ Shakespeare

‘’Bu günlerde gençlerde, geleceği kendileri icat etmişler gibi öyle çok coşkunluk vardı ki. İşte savaş bu nesil için savaşılmıştı ve onlar şimdi ‘’barış’’ kelimesini bir reklam sloganı gibi gelişigüzel her yerde kullanıyorlardı. Savaşın nasıl bir şey olduğunu deneyimleyememişlerdi (Sylvie’nin ‘’Ki bu da iyi bir şey’’ dediğini duyar gibi oluyordu, ‘’sonuçta umulduğu gibi insanlara dönüşmemiş olsalar da’’) Churchill’in deyişiyle özgürlüğün tapu sicili ellerine verilmişti. Onunla ne yaptıkları artık kendi bilecekleri işti herhalde.’’

Yazar:  Kate Atkinson
Çevirmen: Duygu Akın
Sayfa Sayısı : 496
Basım Yılı : 2015
Yayınevi : YKY

"Hayat, Sil Baştan" çılgın, gülünç ve şaşırtıcı derecede dokunaklı...

Bir gün ya da bir gece bir iblis, en koyu yalnızlığınıza kadar gizlice sokulsa ve size, “Şimdi yaşamakta olduğun ve bugüne dek yaşadığın hayatı bir kez daha ve pek çok defa daha yaşayacaksın” dese, ne olurdu?

Peki ya bu hayatlardan birinde elinize Hitler’i öldürme fırsatı geçse, ne yapardınız?

Ursula Todd, 1910 yılının soğuk ve karlı bir gecesinde, varlıklı bir İngiliz bankacı ile karısının üçüncü çocuğu olarak doğdu. Bu dünyada daha ilk soluklarını alamamıştı ki, ölüverdi. Aynı soğuk ve karlı gecede, gürbüz ve kanlı canlı bir bebek olarak Ursula Todd doğdu ve en hafif deyimiyle sıradışı bir yaşama adımını attı. Ursula yıllar içinde, tıpkı doğduğunda olduğu gibi, farklı şekillerde yaşayıp ölmeye başladı. İçinde bulunduğu dünya ise bir kıyameti yaşıyordu: Tarihteki en büyük iki savaşın tarifsiz korkunçluğu... Kate Atkinson’ın bu ilginç romanını bitirdiğinizde başa dönüp yeniden okuma isteği duyacaksınız, çünkü "Hayat, Sil Baştan", ikinci ve belki de üçüncü okumaları hem hak ediyor, hem de gerektiriyor.

“Yaşadığımız yüzyılda okuduğum en iyi romanlardan biri. Kate Atkinson olağanüstü bir yazar... Bu zekice yazılmış kitabı tarif edebilmek için sıfatlar yetersiz kalıyor: Etkileyici, büyüleyici, keyifli, hüzünlü, göz kamaştırıcı, baş döndürücü... Gillian Flynn, Gone Girl adlı romanın yazarı

10 yorum:

  1. bu kitabı çok merak ediyordum! fihrist olayı da iyi olmuş, hele ki benim gibi ara vere vere okuyorsanız bu tarz romanlar fazlasıyla kafa karıştırıcı oluyor!:)
    Ken Grimwood'un Kayboluş'unu okumuştum, Sil Baştan'ı da olumsuz yorumlar görünce sonra alırım belki demiştim. Kayboluş güzeldi ama. İki romanı da okumak istedim ama şimdi ben bu yazıdan sonra!:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Grimwood'un tüm romanlarını okudum, en beğendiğim 'Sil Baştan'dır o nedenle eğer ''Kayboluş''u sevdiyseniz onu da seversiniz diye düşünüyorum... Bu roman Grimwood romanlarından farklı yalnız, çok emek verilmiş, oldukça değişik bir anlatıma sahip ama çok güzel bir roman... umarım seversiniz:) sevgiler...

      Sil
  2. Atkinson okumayı çok istediğim bir yazar. Tarzını merak ettiğimden herhangi bir kitabı olabilir aslında. Bu romanı da ilginçmiş. Off okunacak çok kitap var :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu kitaba kadar Atkinson'dan haberdar değildim, ama tarzını çok sevdim, takip edeceğim... evet okunacak çok kitap var hepimize kolay gelsin:)

      Sil
  3. sil baştanı okumuştum idare ederdi ama o biraz popüler bir romandı eh işte ama bak bu daha edebi bi metne benziyor sanki, konu da iyi. yazarı tanımadım ama çok tanıdık bi isim gibi bi ismi de var ama :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdıklarınıza katılıyorum... Sil Baştan populer bir kitaptı ama bu çok iyi, edebi bir roman... yazarın tarzı mükemmel... aslında yazarı belki siz bilebilirsiniz, bu roman haricinde türkçeye çevrilmiş 3 kitabı daha var ve hepsi polisiye (bir detektifi anlatıyor)... tarzı o kadar güzel ki bir tane polisiye bile okumayı düşünüyorum... ya da yeni bir roman bekleyeceğim :)

      Sil
  4. bu aklımda , hala not alamadım ama aklımda:D teşekkürler tanıtım için:D

    YanıtlaSil
  5. Merhaba, böyle bir etkinliğim var katılır ve duyurursanız çok sevinirim =)
    http://manolyadan.blogspot.com.tr/2015/04/kitap-okuma-etkinligi.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok hoş bir okuma etkinliği, kutlarım... sevgiler :)

      Sil