JAVIER MARÍAS - YARINKİ YÜZÜN 3: ZEHİR, GÖLGE, VEDA

 

Yarınki Yüzün serisinin son kitabını da okumuş bulunuyorum, serinin tamamını, her bir kitabı ayrı ayrı çok sevdim ama en çok bu 3. cildi sevdim... fevkalade bir eserdi okumaktan büyük keyif aldım...

Bilinçli olarak yapmasam da her bir kitabı 1-1,5 yıllık aralarla okudum, şaşırtıcı olan şu ki okumaya başladıktan sonra hiç öyle hissetmiyorsunuz sanki bir iki gün önce diğer kitabı bitirmişsiniz gibi her şeyi hatırlıyor ve romanın içerisine giriveriyorsunuz mükemmeldi...

Romanın baş kişisi Deza patronu Tupra'nın şiddete varan davranışlarıyla şok olmuş ve çalıştığı birimin siyasetçiler, kraliyet üyeleri, iş adamları, ünlüler vs. aklınıza gelebilecek her kesimden insana ait koz olarak kullanılabilecek rahatsız edici videoları gördükten sonra hem yaptığı işi hem de patronunu iyice sorgulamaya başlamıştır... izin alıp Madrid'e ailesini görmeye gittiğinde ayrı yaşadığı karısının birlikte olduğu adam tarafından dövüldüğünden şüphelenir, sorunu halletmek için danışabileceği tek kişinin Tupra olmasını fark etmek onu çok şaşırtır ve hikaye devam eder... yine hem İspanya'daki savaştan hem de II. Dünya Savaşı'dan bolca bahsediyor, insan davranışlarının savaşta ve barış zamanı nasıl farklılık gösterdiğine değiniyor...

Konuyu ve Javier Mariás'ı bu seride çok sevdim ki en büyük etken Roza Hakmen oldu, eline emeğine sağlık... ben yazarın Berta Isla ve Tomás Nevinson romanlarından devam edeceğim, zaten Tomás Nevinson'da yine Tupra var ilginç olacak, size de Yarınki Yüzün serisini hararetle öneririm...


Yazar: Javier Mariás

Çevirmen: Roza Hakmen

Özgün Adı: Tu rostro mañana 3: Veneno y sombra y adiós

Sayfa Sayısı: 512

Basım Yılı: 2023 (4. Baskı) 2012 (İlk Basım)

Yayınevi: Metis


Javier Marías'ın başyapıtı Yarınki Yüzün'ün son cildi "Zehir, Gölge, Veda" ilk iki ciltte bir kısmına tanık olduğumuz hikâyeyi, İspanyol çevirmen Jaime Desa'nın Londra'da gönüllü sürgün olarak yaşadığı çalkantılı dönemin hikâyesini nihayete erdiriyor. Daha önce şöyle bir değinilerek gizem perdesiyle sarmalanan olaylar aydınlanıyor, sisler dağılıyor, yapboz tamamlanıyor.

İngiliz Gizli Servisi'nde insanları gözlemleme ve yorumlama, onların "yarınki yüzlerini" tahmin etme görevini sürdüren Desa, patronunun izlettiği dehşet verici videoları seyrederken içine akan zehirle şiddetin insanı nasıl değiştirdiği, hangi koşullarda normalleştirildiği, bunun nelere mal olduğu gibi sorulara kafa yoruyor. Bir süreliğine ziyaret ettiği memleketi İspanya'da bu mesele onun için daha da yakıcı bir hal alıyor çünkü şimdi şiddete başvurup başvurmama konusunda bir seçimle karşı karşıya kalan kişi bizzat kendisi. Eski hayatının ve benliğinin gölgesi onu her zamankinden daha yakından takip ederken, Madrid sokaklarında tekinsiz bir gölge gibi dolaşıyor Deza. Ve ardından vedalar geliyor – bazıları ölümün beklenen ama yine de ani baskınıyla, bazıları da bilinçli tercihlerle yaşanan, yaşanmak zorunda olan vedalar...


Tıpkı ilk iki cilt gibi "Zehir, Gölge, Veda" da ustalıkla birbirine bağlanmış iç içe hikâyelerden oluşan, muazzam diliyle tam bir edebiyat ziyafeti çeken, düşünsel yönüyle zihne bol malzeme sunan, okura yoğun ve sıradışı bir tecrübe yaşatan bir eser.


Javier Marías 1951'de Madrid'de doğdu. Çocukluğunun bir kısmı, babasının çeşitli okullarda ders verdiği ABD’de geçti. Madrid’deki Colegio Estudio’dan mezun oldu. Marías yazmaya erken yaşlarında başladı. Mientras ellas duermen’deki hikayelerden biri olan “La vida y la muerte de Marcelino Iturriaga”yı yazdığında 14; ilk romanı Los dominios del lobo’yu yazdığında ise 17 yaşındaydı. Madrid Complutense Üniversite’sine girince, İngilizceden İspanyolcaya çeviri yapmaya başladı. Updike, Hardy, Conrad, Nabokov, Faulkner, Kipling, James, Stevenson, Browne ve Shakespeare İspanyolcaya çevirdiği yazarlar arasındadır. 1979 yılında Sterne’ün eseri Tristram Shandy’den yaptığı çevirisiyle Premio de traducción Fray Luis de León’a layık görüldü. 1983-1985 yılları arasında Oxford Üniversitesi’nde İspanyol Edebiyatı ile Çeviri Kuramları dersleri verdi. Marías 1986’da El hombre sentimental’i, 1988’de de konusu Oxford Üniversitesinde geçen Todas las almas ‘ı, 1992’de Corazón tan blanco’yu (Beyaz Kalp, YKY 2016) yayımladı. 1994’te çıkan romanı Mañana en la batalla piensa en mí (Yarın Savaşta Beni Düşün YKY 2016), Venezuela Rómulo Gallegos Prize’a layık görüldü. Marias’ın 1986’dan itibaren yazdığı romanların kahramanların hepsi çevirmenlerdir. Bunda bizzat çevirmen olarak yaşadıklarından esinlenmiştir. 2002’de Marías, üçlemesinin ilk kitabı olan Tu rostro mañana 1. Fiebre y lanza’yı (Yarınki Yüzün Cilt1, Ateş ve Mızrak Metis 2011) yayımlar. Üçlemenin ikinci cildi Tu rostro mañana 2. Baile y sueño 2004’te (Yarınki Yüzün Cilt2, Dans ve Rüya Metis 2011), son cildi Tu rostro mañana 3. Veneno y sombra y adiós (Yarınki Yüzün Cilt3, Zehir, Gölge,Veda Metis 2012) ise 2007’de yayımlandı. Los enamoramientos (Karasevdalılar YKY 2015) 2011’de, Así empieza lo malo (Acı Bir Başlangıç Bu YKY 2018) ise 2014’te yayımlandı. Son romanı Berta Isla ise 2017'de okurlarıyla buluştu, eserleri elliye yakın dile çevrilmiştir. 2006’da Real Academia Española üyeliğine seçilmiştir. Reino de Redonda adlı küçük çaplı bir yayınevi işleten ve haftalık olarak El País gazetesine yazılar yazan Marías, 11 Eylül 2022'de hayatını kaybetmiştir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AHMET HAŞİM - BİZE GÖRE ve Bir Seyahatin Notları

STEFAN ZWEIG - ÜÇ USTA: BALZAC, DICKENS, DOSTOYEVSKİ

STEPHENIE MEYER - KİMYAGER