Kayıtlar

KETIL BJORNSTAD - MÜZİK UĞRUNA

Resim
Metis Yayınevinin yaklaşık on yıl önce yayımladığı kitapların bir kısmı bu ay ki D&R indirimlerinde yer alıyor, bu kez tanıtacağım roman da onlardan biri ve en güzel yanı da yazarın hem Norveçli hem de ünlü bir konser piyanisti olması...  Önce yazarın özgeçmişini yazmak istiyorum; Ketil Bjornstad, 1952'de Oslo'da doğdu. Konser piyanisti olarak ilk performansını on altı yaşında Oslo Filarmoni Orkestrası'yla gerçekleştirdi. 1973'ten bu yana otuzun üzerinde albümü yayınlandı, bunlardan beşi solo piyano albümleri, bir kısmı ise caz ve rock müzisyenleriyle yaptığı ortak çalışmalar. (.....) Müzik kariyerinin yanı sıra üretken bir yazar olan Bjørnstad'ın 1972'den bu yana yirminin üzerinde romanı, iki şiir kitabı, bir oyunu ve denemelerinin derlendiği kitapları yayımlanmıştır. Bjørnstad halen Norveç'teki çeşitli gazete ve dergiler için edebiyat ve müzik eleştirileri yazmayı sürdürüyor (kitaptaki tanıtımdan). Ben hem Norveçli yazarları hem de klasik m...

DAVID WALTON - SÜPERPOZE

Resim
Kuantum Mekaniği ile ilgili kitapları çok seviyorum, bu roman da yayımlandığı anda ilgi alanıma girmişti ama kötü çıkabileceğini düşünüp almamıştım... Bu ay D&R'ın indirimliler standında görünce dayanamadım ve buradayız... David Walton, Lockheed Martin firmasında mühendis olarak çalışan A.B.D.'li bir yazarmış, ilk romanıyla Philip K. Dick ödülünü almış, dilimize de ilk Süperpoze romanı çevrilmiş... Şimdi önce yayınevinden başlayayım; kitabın başında yazarın ve çevirmenin özgeçmişinin verilmemesini vahim bir hata olarak görüyorum... hele yazarın eseri türkçede ilk kez yayımlanıyorsa bu çok daha önemli oluyor, internette kimmiş diye aramaktan hiç hoşlanmıyorum (ki mühendis olması yazdığı konu açısından önemliydi niye aramak zorunda kalayım), çevirmene hiç önem verilmemiş zaten, ismi kitabın künyesinin yer aldığı mikroskobik büyüklükteki harflerle yazılan bölümde yer alıyor sadece (hani olsa da olur olmasa da)... kuantum gibi bir konuda yazılan bir bilim kurgu romanında ...

AMIN MAALOUF - Yüzüncü Ad

Resim
''Baldassare'nin Yolculuğu'' Amin Maalouf'u çok severim ama bu roman nedensiz yere çok uzun zamandan beri bekliyor... eskileri okuma hedefim nedeniyle sıra geldi nihayet... Konu; 1666 yılında kıyametin kopacağı (2012 benzeri bir tartışma söz konusu) üzerine şekilleniyor... din adamları, azıcık okumuş yazmış herkes bu konuya kafa yoruyor... Cübeyl kentinde antikacılık ve eski kitap satıcılığı yapan Baldassare, tereddütlü yaklaşsa da ona kitap sormaya gelen birkaç kişinin etkisiyle bu konuyu düşünmeden de yapamıyor... diğer yandan da herkes tılsımlı bir kitaptan bahsediyor, Allah'ın yüzüncü adını içeren ve gerçek olup olmadığı bilinemeyen bir kitap... Baldassare bu kitabın peşinde önce Konstantinopolis'e sonra İzmir, Sakız, Cenova, Amsterdam ve Londra'ya kadar uzanıyor, başlangıçta tüm bu yolculuğu yapmak gibi bir hedefi yok ama sanki kader onu oradan oraya sürüklüyor... bir yandan da kıyamet kopacak mı kopmayacak mı korkusu herkesi sarmış...

HARUKİ MURAKAMİ - TUHAF KÜTÜPHANE

Resim
Doğan Kitap'ın gereksiz yere pahalı bastığı Murakami kitaplarından biri daha... öncesinde  Uyku kitabını yorumlamıştım yine aynı cümlelerle... tüm Murakami kitaplarını okuduğum ve sahip olmak istediğim için alıyorum ama bir yandan da kullanılıyormuşum duygusundan kurtulamıyorum... evet çok şık bir tasarım kitaplıkta da güzel duruyor ama amaç okumaksa mantıksız bir durum... eğer becerebilirsem bu tip pahalı baskıları bir daha almayı düşünmüyorum... Bu kısa öyküde; hayatımızda belirleyici etkisi olan korkularımızı, sevdiklerimizi ve yine yalnızlığı anlatıyor... bir yandan da ürpertici ve kasvetli bir öykü ama i llüstrasyonlar güzel... benim gibi tüm külliyatı biriktirme gibi bir kaygınız yoksa tek bir öykü için böyle pahalı bir kitabı almaya gerek yok... Yazar:   Haruki Murakami   Çevirmen :  Ali Volkan Erdemir Sayfa Sayısı  : 72 Basım Yılı  : 2016 Yayınevi :  Doğan Kitap İllüstrasyonlar:  Kat Menschik Haruki Murakami'de...

MARY DORIA RUSSELL - TANRININ ÇOCUKLARI

Resim
1998 yılında yazılan ve dilimize yeni çevrilen bu roman, ocak ayında okuduğum Serçe romanının devam kitabı... ilk kitapta olduğu gibi bunda da bilim kurgu konusuna itirazım devam ediyor ayrıca Rakhat'ta yaşayan iki akıllı tür ve insanların antropolojik ve sosyo-kültürel durumlarını açıklamaya odaklandığı için diğerinden daha ağır işliyor, tanrı ve din konusu bana fenalık geçirtecek kadar fazla (ilk kitapta bundan şüphelenmiştim ama ikinci kitapta beni gafil avladı) ve ilk kitaptaki çeviriyi daha çok sevmiştim... velhasıl klasik bir devam romanı olarak birinci kadar iyi değildi... Konuya gelirsek Rakhat'ta yaşayan akıllı iki türün her ikisi de kürklü, kuyruklu, çift gözbebekli ama Jan'atalar etobur, ataerkil, şehirli ve yönetime hakim iken Runalar otobur, kadınları ön planda olan, köylü ve yönetilen şeklinde yaşıyorlar... insanlar işin içine karışınca da her şey allak bullak oluyor ve türlerden birinin soyu tükenme noktasına kadar geliyor... sürekli de insanların...

ANTONIO SKARMETA - GÖKKUŞAĞI GÜNLERİ

Resim
CNR kitap fuarında Kırmızı Kedi standındaki görevli ile Gonçalo M. Tavares üzerine sohbet ederken bana bu kitabı önerdi... daha önce ne kitabı ne de yazarı duymuştum ama hem görevlinin açıklaması hem de arka kapağı okuyunca almasam olmazdı ve iyi ki almışım... muhteşem bir roman, muhteşem bir zamanlama... Kitap 1988 yılında General Pinochet'in yaptığı referandumu anlatıyor ve acı olan şu ki bu kez de bizim başımıza geliyor (üstelik de 2017'de)... 'Hayır'' sesleri geliyor tüm ülkeden, 'Hayır' 'Hayır, hayır.' Orada duyulan şarkı 'Hayır, hayır.' Burada duyulan yine 'Hayır, hayır.' Kadınlar söylüyor: 'Hayır, hayır.' Ve gençlik 'Hayır, hayır.' 'Hayır' özgürlük demek. Haydi hep birlikte 'Hayır' için. Yaşam için: 'Hayır.' Açlığa, 'Hayır.' Sürgüne, 'Hayır.' Şiddete , 'Hayır.' İntihara, 'Hayır.' Hepimiz dans edelim: 'Hayır.' ...

FAKİR BAYKURT - Yarım Ekmek

Resim
Yine daha önce okumadığım için utandığım bir büyük yazar Fakir Baykurt (1929-1999)... bu roman yaklaşık on yıldır kitaplığımda bekliyor neden bu kadar beklettim bilmiyorum ama zamanlamam kendiliğinden mükemmel oldu çünkü kitap toplumun bugün geldiği noktaya çok uydu... Konunun detayına fazla girmeyeceğim aşağıda anlatılıyor zaten... tek başına Almanya’da (yazarında 1977’den ölümüne kadar yaşadığı Duisburg’da) 3 çocuğunu büyüten cesur kadın Kezik’in ölmüş kocasının kemiklerini getirmek için atıldığı macera içinde, Ülkemiz ile Almanya’nın bir karşılaştırması yapılıyor, toplumsal farklılıklar irdeleniyor... üstelik 1980 ihtilalinin olduğu zor günlerde geçiyor... Ben romanı çok beğendim özellikle öztürkçe kullanımı çok hoşuma gitti, herkese öneririm... Yazar:  Fakir Baykurt Sayfa Sayısı : 370 Basım Yılı : 2007 (1998 İlk Baskı) Yayınevi : Literatür Bu dünyada, evlenip de Kezik Acar kadar mutlu olan kaç kişi vardır acaba? Daha dalında gonca iken, kendine eş seçe...