Kayıtlar

ROMAIN ROLLAND - Jean-Christophe - I

Resim
Ondokuzuncu yüzyılın sonlarından beri dünya sömürgelerini ele geçirmek için yarışa giren emperyalist devletler arasında yirminci yüzyılın ilk büyük savaşı, 1914 yazında patlak verdi: Birinci Dünya Savaşı. Dünya pazarlarını ele geçirmek amacıyla, büyük tekellerin ve çıkar gruplarının kışkırttıkları bu kanlı boğuşmayı, buna katılan ülkelerin aydınlarının, yazarlarının çoğu bilerek ya da bilmeyerek körüklüyordu. Amacı insanlığı mutluluk ve barış içinde yaşatmak olan sosyalist partiler bile Fransa'da ve Almanya'da, emperyalist hükümetlerin savaş bütçesini onaylayarak ideallerine ihanet etmişlerdi. Fransa'da buna karşı çıkan sosyalist lider Jean Jaurès gözü dönmüş bir gericinin kurşunuyla susturulmuştu. Almanya'da Thomas Mann, Gerhardt Hauptmann gibi büyük yazarlar, Alman emperyalizminin kanlı saldırılarının savunuculuğunu yapıyorlardı. Bunların karşısında, yalnız Rosa Luxemburg'la ve Karl Liebknecht direnmişti. İşte Avrupa'nın bir kan ve ateş denizine gömüldüğü o …

ANNE ENRIGHT - Yeşil Yol

Resim
Yine daha önce hiç okumadığım bir yazar ve büyük bir beklenti ile aldığım bir kitap... tanıtımdan da gördüğünüz üzere bir aile hikayesi ve ilk bölümde çocukların hayatlarından belli kesitleri anlatıyor, bu arada zamanda 1980'den 2005'e kadar geliyor... 2 erkek, 2 kız çocuğun hepsinin birbirinden çok farklı hayatları (genellikle sorunlu) var, başka başka ülkelerde yaşıyorlar ve ilişkileri çok zayıf... 2005 Noel'inde yetmişaltı yaşındaki anneleri onları eve davet ediyor ve ikinci bölümde biraraya geldikten sonra yaşananları okuyoruz...
Gelelim sonuca; yazarı beğendim, roman güzel, karakterler iyi anlatılmış, ilginç, akıcı yazılmış, rahat okunuyor dolayısıyla her şey iyi... farklı bir şey söylesem haksızlık olur ama okurken aklımda dönüp duran böyle bir hikaye okumak istemiyorum cümlesiydi... yani hikayesini sevmedim, herkes çok mutsuzdu, ağır keder havası fazla geldi velhasıl bana uymadı ama yazar da kitapta iyi, deneyip kendi kararınızı verin derim... 
Yazar: Anne Enright Çe…

DIANE HAEGER- YAKUT YÜZÜK

Resim
Yaz mevsimini hiç sevmiyorum, dolayısıyla okuma tempomda düşüyordu her yaz, ama bu sene Ağustos'a kadar iyi gittim... bu ay hem uzun bir seyahat hem de sıcak derken sadece üç kitap okuyabildim (aslında dört, bir tane de sudan roman okudum)... baktım sayı az;) bir tane de eski okuduklarımdan paylaşayım dedim... aşağıdaki romanı 2009 yılında okumuş ve çok beğenmiştim... madem bir önceki kitap tanıtımımda sanat konu ediliyordu bir Rönesans Ressamı ile devam edeyim dedim, Raffaello Sanzio da Urbino (1483- 1520) ile...

Yakut Yüzük romanı ''Bu eser bir kurgu olmakla beraber hikaye, Raffaello'nun La Fornarina (Fırıncı Kız) adlı tablosunda ince bir boya tabakası altında 500 yıldır saklı duran yakut yüzüğün keşfine dayanmaktadır. Bu sır 2002 yılında Roma'daki Barberini Sarayı'nda bir temizlik ve röntgen işlemi esnasında ortaya çıkmıştır. Yüzüğü kimin tam olarak neden sakladığı hiçbir zaman bilinmeyebilir. Bu roman olası bir senaryoyu ele almaktadır (syf:9 yazarın teşekkü…

ENRIQUE VILA-MATAS - Kassel'de Mantık Aramak

Resim
Katalan yazar Enrique Vila-Matas'dan ilk kez okuyorum, dilimize çevrilmiş dört kitabı var ama hepsi farklı yayınevlerinden çıkmış ( Bartleby ve Şürekası /Doğan Kitap Mart 2005, Dublinesk/ İthaki Ağustos 2016, Montano Hastalığı/ Jaguar Ağustos 2017, Kassel'de Mantık Aramak/Can Kasım 2017)... nedense hiçbir yayınevi ikinci kitabı yayımlamaya yeltenmemiş umarım Can Yayınları devam eder...
Okumaya başladıktan kısa süre sonra beklediğimden çok farklı bir kitap olduğunu fark ettim... her ne kadar roman deniliyorsa da bir çeşit hatırat ile kurgunun iç içe geçmiş hali gibi duruyor...
Almanya'nın Kassel şehrinde 1955'den bu yana her beş yılda bir düzenlenen Documenta Sergisinin (tüm şehre yayılmış yerleştirmelerle modern ve çağdaş sanat sergisi) onüçüncüsüne katılan Vila-Matas'ın (ki kendisi de avangard 'çağının ilerisinde, yenilikçi' yazar olarak biliniyor) burada yaşadıklarını bir kurgu çerçevesinde anlatmasını içeriyor ''Yaptığımız zorlu yürüyüş boyunca Ka…

ITALO CALVINO - Örümceklerin Yuvalandığı Patika

Resim
Italo Calvino'dan (1923-1985) ilk okumam ve yine çok geç kalmışım... tamamen tesadüf olarak ilk kitabını aldım, bu eser 1947'de yayımlanmış, 1964 yılında yazar, romana hem uzun bir sunuş yazısı eklemiş, hem de metinde bazı düzeltmeler yapmış, bizde de bu düzeltilmiş baskıdan çeviri yapılmış...
Öncelikle sunuş yazısına bayıldım, kendisininde katıldığı partizanlarla faşistler arasındaki iç savaş ve direniş dönemine dair bu romanı, nasıl bir ortamda yazdığını, o dönemdeki edebi çevreyi, kimlerden etkilendiğini, savaşı hangi yönlerinden anlatmayı seçtiğini, karakterlerini nasıl oluşturduğunu detaylı anlatıyor: O zamanki tepkim şöyle dile getirilebilir: ''Ha demek 'sosyalist kahraman' istiyorsunuz? 'Devrimci romantizm' istiyorsunuz? Öyleyse, ben de size, içinde hiç kimsenin kahraman olmadığı, hiç kimsenin sınıf bilincinden haberli olmadığı bir partizan öyküsü yazacağım. '‘En alttakiler’'in, lümpen proletaryanın dünyasını anlatacağım! (Benim için o za…

ERLEND LOE - Bildiğimiz Dünyanın Sonu

Resim
İki yıl önce yazarın Doppler romanını okumuş, çok sevmiş ve sayesinde Norveçli yazarları keşfetmiştim... dolayısıyla devam kitabı çıkar çıkmaz okumak istedim, neredeyse romanın sonuna gelmişken Utku Yıldırım'ın blogundan bunun üçüncü kitap olduğunu öğrendim, ikincisi nedense çevrilmemiş... gerçi sırayla gitseydi de fark eder miydi bilmiyorum çünkü bu roman benim için bütünüyle hüsran oldu... büyük bir hevesle başlayıp, hiç sevmeden, yarıdan sonrasını çok sıkılarak, kısa olduğu için bari bitireyim diye okudum...
Doppler'i bu kadar sevmişken bu niye böyle oldu derseniz; ilk kitapla hemen hemen aynı konuyu (ana fikir olarak) anlatıyordu ve dönüp dönüp medeniyetin insanı nasıl köle hale getirdiğini okumanın bir orjinalliği kalmadı... bana gereksiz bir tekrar gibi geldi ve harcadığım zamana değmedi... 
Sonuç olarak bu romanla Doppler serisine de, Erlend Loe'ya da nokta koymuş bulunuyorum...
Yazar: Erlend Loe
Çevirmen: Dilek Başak Özgün Adı: Slutten pâ verden slik vi kjenner den Say…

OLGA GRUSHIN - Kırk Oda

Resim
Yazarla ilk tanışmam 2014'de Suhanov'un Düş Yaşamı ile oldu, romanı o kadar beğendim o kadar çok sevdim ki yazardan ikinci bir kitabı beklemeye koyuldum... nihayet geçen sene Kırk Oda yayımlandı ve buradayız... bir önceki kitapta yazardan çok fazla bahsetmemişim o yüzden özgeçmişini bu sefer aşağıya ekliyorum...
Olga Grushin 1971 yılında Moskova'da doğdu, babası sosyolog Boris Grushin'dir. Çocukluk yıllarını Prag'da geçirdi; Moskova'da Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi'nde sanat tarihi ve Moskova Devlet Üniversitesi'nde gazetecilik eğitimi aldı. Onsekiz yaşında Emory Üniversitesine tam burslu olarak kabul edildi ve dört yıllık Amerikan kolej programını birincilikle bitiren ilk Rus vatandaşı oldu.
ABD'ye yerleştikten sonra önce Başkan Jimmy Carter'a çevirmenlik yaptı, bir caz barda kokteyl garsonu, Dünya Bankası'nda bir çevirmen, Washington'daki bir hukuk firmasında araştırma analisti ve Harvard Üniversitesi Dumbarton Oaks Araştırma Kütüphanes…