PAUL THEROUX - Aşağı Nehir

Bu romanı çevirmenini beğendiğim için aldım... hikaye şöyle; YKY'ye  çocuk kitabı almaya gittiğimde, raflara göz gezdirirken bu kitabı gördüm ve ilk dikkatimi çeken çevirmeni oldu... ve yine aklıma gelen ilk cümle de çevirmen Saliha Nilüfer(*) ise kitap güzeldir idi... bir anda kitabı almaya karar vermiştim ama yine de bir bakayım dedim, yazarı tanımıyordum isminden Fransızmış iyi diye düşündüm, içini açınca yazarın A.B.D'li olduğunu gördüm ve şok oldum (herhangi bir ülkeden olabilir ama Amerikalı olmasın)... arka kapağı okudum, 62 yaşındaki bir adamın Afrika'da başından geçenler şeklinde idi, Afrika hiç ilgimi çekmez (ilk özelliği sıcak ve hayvanlar olan yerleri pek de merak etmiyorum), üstelik ana karakter yılanlardan korkmayan biri ve yılan aklıma gelince bile ürperiyorum... dolayısıyla konu da bana uymuyor ve bu durumda bir kitap almak, piyango bileti almak gibiydi ve buradayız...

Sonuç: BÜYÜK İKRAMİYEYİ KAZANDIM... mükemmeldi, elimden bırakamadan okudum, sanki film izliyor gibi veya sanki ben oradaymışım gibi hissettim, ki bu her zaman iyi olmuyor, bazen boğuluyormuşum gibi de geldi ama roman çok başarılıydı...

Gelişmiş ülkelerin (beyazların) yardım ediyor gibi görünmelerinin her zaman öyle olmayabileceğini, Afrika'lıların da kendi kendilerini sabote ettiklerini bir çok açıdan anlatıyordu... ana karakter Hock'un yirmili yaşlarında orada bulunduğunda ülkenin yerlileriyle beraber bir okul ve bir klinik inşaa ettiklerini, düzenli eğitim ve sağlık hizmeti verildiği, Afrikalı bir öğretmen arkadaşı olduğu yerde, kırk yıl sonra okulun ve kliniğin ortadan kaldırıldığı, yıkıldığı, öğretmen arkadaşının torununun okuma yazma bile bilmediği bir ortama dönüyor... ve açlık, ve acımasızlık, ve AIDS, ve dalavere/kurnazlık/tembellik ne ararsanız var... çok iyi bir romandı, çok sevdim, kaçırmayın okuyun...

(*) Kendisini tanımıyorum sadece Enrique Vila-Matas'ın Kassel'de Mantık Aramak kitabını çevirmişti ve çok iyiydi, o vesileyle aklımda yer etmiş...

Yazar: Paul Theroux
Çevirmen: Saliha Nilüfer
Özgün Adı: The Lower River
Sayfa Sayısı: 336
Basım Yılı: 2016
Yayınevi: YKY

62 yaşında karısı tarafından terk edilince hayatını sorgulamaya başlayan Ellis Hock, çareyi gençliğinin en mutlu günlerini geçirdiği Doğu Afrika’ya dönmekte bulur.

Malawi’nin Aşağı Shire bölgesindeki köy aradan geçen yıllarda büyük bir değişim geçirmiş, Hock’un zamanında getirdiği yeniliklerin hepsi yerle bir olmuş, zaman âdeta geriye doğru akmıştır. Yılanlardan Korkmayan Beyaz Adam olarak tanıdıkları Hock’u sevinçle karşılayan köylüler de değişmiş, daha açık gözlü, daha talepkâr, daha tehlikeli insanlara dönüşmüşlerdir. Yaşamının son perdesinde sığındığı köy, içinden çıkamadığı bir tuzağa dönüşür.

Paul Theroux 1941, Massachusetts doğumlu gezi yazarı ve romancı. 1963 yılında Massachusets Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. 1968 yılında "Fong and the Indians"ı, ardından "Murder in Mount Holly ve Girl at Play" adlı kitapları yayımlandı.  Theroux, "The Great Railway Bazaar: By Train Through Asia" (1988) adlı eseriyle tüm dünyada tanındı.

Yorumlar

  1. Ben de hangi romanı çeviriyoruz bakalım şimdi diye algıladım önce:)) Farklı kültürler hakkında bir şeyler öğrenmek güzel aslında. "Aşağı Nehir" şu unutkan kafama yazayım. Teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Cümleyi biraz düzelttim. Ben teşekkür ederim.

      Sil
  2. Kitabın ismini bile bilmiyordum doğrusu ama ilginçmiş. Bazen önyargılı olmak ters etki yaratabiliyor. Sonucun olumlu olması, kitabı beğenmeniz güzel olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Riske girdim ama kazanç yüksek oldu, mutluyum:) Teşekkürler, sevgiler:)

      Sil
  3. aaa ne güzel bir sürpriz olmuş, harika, siz beğendiyseniz mutlaka çok güzeldir, teşekkür ederiz paylaşımınıza Gül Hanım, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim Eren Hanım sevgiler:)

      Sil
  4. hımm ivit iyi konuymuş gerçekten dee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlatımı da iyiydi, sanki hiçbir şey söylemiyor gibi ama bir sürü şeyi birlikte anlatıyor.

      Sil
  5. heey tenk yuuu :) beforeigners, geçmenler, hemen başladım az önce, ilk bölümü izledim, çok sevdim, bi de eğlendim güldüm, komik de biraz, bilimkurgu ve suç dışında :) yani iki detektif hoş. adam soğuk inançsız, kız viking ve eğlenceli. dün gece dörde dek heartland izledim. kanada aile çiftlik at dizisi. at çiftliği olan bir aile. başrol kız, atlara fısıldıyor. 13. sezon başlıyor. dokuzdayım yavaş yavaş izliyom bitmesin diye. öyle sevdim kiii :) öğütlerim. huzur mutluluk veren dizi. bugün öğlen uyandım vee son yazımdaki motu görünce oleey kahvaltı için brokoli çorbası daptım ve en bol sütlü neskafe, ikisiyle izledim bu ilginç nordik diziyii :) hbo da severim zateen :) heyoo :) bir de power adlı diziyi öğütlerim. amerikan gece kulübü ve suç, uyuşturucu dizisi. altıncı sezona başladı. müthişli ya. ipnotize olup izliyom yanii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmen çevirisi iyi olmuş değil mi? çok tuttum. En azından değişik bir dizi, beğenmenize sevindim:) Brokoli çorbasını severim de kahvaltıda bilemedim (ben klasik kahvaltıcıyım peynir yumurta zeytin vs) neyse afiyet olsun:) Heartland'ı siz söylemiştiniz ama benim seyrettiğim yerlerde yoktu sonra da kaldı öylece. Power'ı eşim seyrediyordu bir ara ama ben hiç sevmedim o konular bana göre değil. Size söyledim mi bilmiyorum bir de The Durrells var. Yazar Lawrence Durrell ve ailesinin hayatlarından uyarlanmış, o da mutluluk dizisi, eğer seyretmediyseniz ona da bir bakın:)

      Sil
    2. durrels bakarım. iskenderiye dörtlüsü okuduum o da müthişliii :)

      Sil
    3. İskenderiye'yi bende okuyacağım ama bakalım ne zaman? Dizi kendisinden çok ailesinin öyküsü ama çok sevimli, neşeli bir aile dizisi birde 1939'da Korfu adasında geçiyor çok iyiydi:)

      Sil
    4. korfu gittim yaa nefis bir ada. yunan adalarını gezerken gittiydim :) hem deniz hem tarih. oleey :)

      Sil
    5. Ortam müthiş bir de eski zaman olduğu için her yer bakir görünüyor izlemesi çok zevkliydi.

      Sil
  6. Gül'cüğüm aynı korku bende de var:( ödüm kopuyor, dizi, film izlerken aniden görmek bile ödümü patlatıyor ama senin aksine yine de Afrika o filler, zebralar, hele hele büyük kediler hoşuma gidiyor ve Afrika'da geçen kitap, dizi, filmleri seviyorum. En son Kanlı Elmas'ı izledim bayıldım. İzleyenler vicdanlıysa parmağına tek taş almaktan vazgeçer. Bunu da okumak isterim eline sağlık. Bu arada iyi bir çevirmen ismi olarak not ettim çünkü önemli. Çok teşekkürler, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjde Hanım Kanlı Elmas'ı bende izledim hakikaten bir parıltılı taş için neler neler yapmışlar(yapıyorlar) inanılmaz. Nedense oldum olası pırlantaya ve kürke düşkünlüğüm olmamıştır, hiç cazip gelmez. Güzel kitaptı, her ne kadar yılanlardan bahsediyorsa da aslında insanları (vahşiliğini) anlatıyor, seversiniz diye düşünüyorum. Teşekkürler, sevgiler:)

      Sil
  7. Kitap benim konusu itibariyle de ilgimi çekti. Batılı ülkelerin ikiyüzlü Afrika politikaları, açlık, sefalet kara kıtanın yazgısını belirlemiş. Tanıtım için teşekkürler, madem çevirmen de kitabı okunma değerini arttırıyor, biz de okuyalım bu durumda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı sivil toplum örgütlerinin çıkar gütmeden yardım yapmalarına rastlansa da uluslararası ilişkilerde sadece çıkarlar rol oynuyor, o yüzden kendi ülkenizi kendinizin kalkındırması, ikiyüzlü politikalara geçit verilmemesi vs. gerekiyor. Yorum için teşekkürler.

      Sil
  8. çevirmen de yazar kadar önemli rol oynayabiliyor bazen... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnızca ona bakıp aldığıma göre:)) Teşekkürler, sevgiler

      Sil
  9. Benim de gözüme takılan kitaplar konusunda şansım yaver gitti hep, iyi çıktılar. Böyle rastlantıları seviyorum. Kitap bana da ilginç geldi :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nasıl çıkacağını kestiremediklerimizin iyi olması insanı daha çok sevindiriyor. Hep seçtiklerimiz güzel çıkar umarım. Sevgiler

      Sil
  10. the bletchley circle. görmesen dicektim sanaa :) seversin diye düşündüydüm ben daa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dönem dizisi hem de ingiliz polisiyesi severim gibi geldi. Başka bir dizi daha söyleyeyim o da ingiliz, polisiye ve kameralarla insanları izleme konusunda The Capture. Çok ilginç geldi ona da bir bakın:)

      Sil
  11. çevirmen çok önemli bilmeden yarım bıraktığım kitaplar oldu

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAIN-FOURNIER - ADSIZ ÜLKE

STEFAN ZWEIG - İNSANLIĞIN YILDIZININ PARLADIĞI ANLAR

STEFAN ZWEIG - MARY STUART