Kayıtlar

MARK CRICK - KAFKA'NIN ÇORBASI

Resim
Çok güzel bir kitap bu, çok sevdim... Mark Crick; Kafka’dan Márquez’e, Steinbeck’e, Proust’a derken tam 14 büyük yazara yemek yaptırıyor ama öyle sıradan tarifler değil... her yazar kendi kitaplarını yazdıkları tarzda ve öykü içinde yemek tarifini veriyorlar, üstelik bazıları çok detaylı... Crick’in taklit yeteneğine hayran oldum, tıpkı o yazarların eserlerini okuyormuş gibi oluyorsunuz... eğer bu yazarların kitaplarını okumuşsanız çok daha fazla keyif alıyorsunuz... ben bu yazarlardan 6’sının (Austen, Kafka, Proust, Márquez, Steinbeck, Woolf) kitabını okudum ama diğerlerinin yemek tariflerini de çok beğendim... hoşça vakit geçirmek, yazarları yemekler üzerinden hatırlamak istiyorsanız kaçırmayın... Yazar: Mark Crick Çevirmen : Gülden Şen Sayfa Sayısı  : 88 Basım Yılı  : 2010 Yayınevi : Can Edebiyatın devleri mutfağa girerse… Büyük yazarların kitaplarını belki okudunuz, ama Kafka'dan K. usulü çorba, Austen'dan tarhunlu yumurta, Irvine Welsh'ten bol ç...

GABRIEL GARCÍA MÁRQUEZ - KOLERA GÜNLERİNDE AŞK

Resim
Márquez’in Üçlü Tacını (Kırmızı Pazartesi/1981, Yüzyıllık Yalnızlık/1967, Kolera Günlerinde Aşk/1985) nihayet tamamladım... kitapları kendi okuduğum sıraya göre yazdım ve hoşlanma derecemde okuma sırama uygun olarak şekillendi... ‘’Kolera Günlerinde Aşk’’ Florentino Ariza ve Fermina Daza arasında genç yaşta başlayan, kavuşamazsan aşk olur sözüne çok uygun bir şekilde gelişen ve yarım yüzyılı aşan bir aşkı anlatıyor...  ilk gençlik çağlarında başlayan bu aşk, Fermina Daza’nın vazgeçmesi sonucu yarım kalır, sonrasında genç kız, aristokrat ve başarılı Doktor Juvenal Urbino ile evlenir ve Florentino Ariza, başkalarıyla çok sayıda ilişki yaşasa da bir ömür onu bekler... yaklaşık 1880-1930 yılları arasında geçen hikayede o dönemin Kolombiya’sı tüm yönleriyle anlatılıyor, özellikle toplumun değer yargılarına detaylı yer veriliyor... Aslında çok bilindik bir konu, Márquez’in muhteşem anlatımıyla çok başarılı bir romana çevriliyor... hikayede en sevdiğim yan sürekli birbir...

İSMAİL GÜZELSOY - GÖLGE

Resim
Bazı yazarların kitaplarını anlatmakta zorlanıyorum İsmail Güzelsoy da onlardan biri... nereden başlayacağımı bilemiyorum, hadi başladım diyelim sanki hep bir eksik nokta kalacak veya hissettiklerimi anlatamayacağım gibi oluyor... ben yazarın son kitaplarından okumaya başladım ve bu üçüncü kitap... bu sefer keşke baştan sırasıyla okusaymışım diye düşündüm, kitaplar seri değil ama bazı karakterler, bazı konular ortak ve sanki öncesini bilseydim iyi olurdu gibi geldi... Kitaba gelirsek; ‘’Bir gün, hoca efendi bir kitapta ‘’Maymun fuhşa âlet olur’’ diye bir bend okumuş, asabiyetinden ateş kesilmişti; hemen arkasına binlerce insan toplayarak Azapkapısı çarşısına gitmiş, maymuncu dükkanlarını basmış, ne kadar maymun varsa yakalatıp biçare hayvanları oradaki ağaçlara astırarak idam ettirmişti. Reşat Ekrem Koçu’’   açılış paragrafıyla başlıyor ve bu katliamdan (*)  kurtulan küçük bir maymun, 7-8 yaşlarındaki -ne yaptığı bilinmez bir adamın ve sakat bir dedenin yanında, dallara g...

ROMAIN PUÉRTOLAS - Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız

Resim
Yazarın en dikkat çekici yanı romanlarının isimleri olmalı... İkea Dolabındaki Hint Fakirini gördüğümde komik bir roman herhalde diye düşünmüştüm ama okumak aklımdan geçmemişti... bu yeni uzun isimli kitabı okumamın sebebi ise Faslı, hasta küçük bir kızı evlat edinen Fransız kadının ilginç gelmesiydi... Mutlu, hoş ve sevimli bir romanmış, bir yandan masallara veya çocuk hikayelerine benziyor, bir yandan da ülkelerin, toplumların, liderlerin (Obama, Putin ve Hollande ile inceden dalga geçiyordu) ve her şeyin Çin malı olmasının kritik edildiği bir kitaptı... Çok akıcı, neşeli, komik fantastik hikayelerle bezeli olduğu için keyifle okuyorsunuz, ben sevdim size de öneririm... Yazar: Romain Puértolas Çevirmen : Ebru Erbaş Sayfa Sayısı  : 231 Basım Yılı  : 2016 Yayınevi : Can Tebligat Noktagil, babasından kalan mayonez tarifini mükemmelleştirmekten başka bir hırsı olmayan, altı ayak parmaklı, Parisli genç bir kadın postacıdır. Günün birinde, Marakeş'e ya...

SANATÇI VE ZAMANI SERGİSİ - İSTANBUL MODERN

Resim
Bugün İstanbul Modern'de Sanatçı ve Zamanı sergisine gittik... İsim üzerine tıkladığınızda serginin detaylarına ulaşabilirsiniz...  Sergiyi çok beğendik, bu blogda kitap tanıtımı dışında farklı bir şey yazmak istemesem de bu güzel sergiden bahsetmesem olmazdı... ''İstanbul Modern “Sanatçı ve Zamanı” adlı koleksiyon sergisi ile sanatçıların zaman fikri etrafında birey olarak kendilerini ve çalışmalarını nasıl konumlandırdıklarına odaklanıyor. Sergi, sanatçının zamanı ile toplumun, kültürün, doğanın ve evrenin zamanı arasında kurulan bağa ve hesaplaşmaya dair bir düşünce alanı öneriyor. Geçmişten geleceğe farklı zamanları, belirli ortak temalar çerçevesinde bir araya getiriyor.'' ''Sergi, sanatçıların kendi zamanlarını nasıl deneyimlediklerine, geçmişten gelip geleceğe akan zaman karşısında duydukları endişe ve hayal kırıklıklarına, iç zamanları ile başkalarının zamanları arasında kurdukları derin yakınlıklara işaret ediyor.'' Ço...

JULES VERNE - Mişel Strogof

Resim
Çocukluğumun muhteşem yazarı Jules Verne’den çok sayıda kitap okudum ama bu romandan sevgili  ‘’Kitap Eylemi’’ sayesinde haberdar oldum, hemen aldım ama ancak okuyabildim...  Bu roman nasıl iyi geldi anlatamam, çok keyifli bir okuma oldu... eski dostlar her zaman iyidir... Sibirya’da Tatar İsyanı sırasında telgraf hatları kesildiği için Çarın ulağı Mişel Strogof Moskova’dan İrkutsk’a (5523 km) Çarın bir talimatını götürmek üzere yola çıkar... bu tehlikeli ve uzun yolculukta kimliğini gizleyerek atla veya yürüyerek bu güç görevi tamamlamak zorundadır... yolda karşılaştığı genç Nadya ve iki gazeteci ile zaman zaman kader birliği içinde tüm Sibirya’yı kat ederler... çetin doğa koşulları ve isyancılarla dolu macerayı okuruz... Detaylı ve sürükleyici bir anlatımı olan bu romanı herkese öneririm, kaçırmayın okuyun... Yazar: Jules Verne   Çevirmen : Nihan Özyıldırım Sayfa Sayısı  : 576 Basım Yılı  : 2013 (3. Baskı) Yayınevi : İthaki 1800...

CONSTANTIN GÖTTFERT - Steiner'in Hikayesi

Resim
Bu kitabı yeni çıktığında görmüş, arka kapak açıklamasından güzel olabileceğini düşünmüştüm... Sabit Fikir’de Ömer Türkeş ’in yazdığı ayrıntılı tanıtımda ‘’Temasal zenginliği, çok katlı okumalara izin veren yapısı, ironik anlatımı ile Steiner’in Hikâyesi, bu yıl içinde okuduğum en iyi romanlar arasına giriyor.’’ ifadesini görünce de harika o zaman alayım demiştim... şimdi sırası geldi ve okudum... Göttfert 1979 doğumlu Viyana Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirmiş, müzikle de ilgilenen Avusturyalı bir yazar, bu ikinci romanı... bu kitapta başarılı bulduğum, ülkesinin göçmenlere/sığınmacılara olan bakışını çok dürüstçe dile getirmesi oldu... hiç eğip bükmeden olduğu gibi yazmış... ‘’Burası Avusturya demekti bu bakış, buraya kimse giremez! Doğudan gelen tehlike –yüzyıllardan beri korunan bir Avusturya korkusu... Burada medeniyet, karşıda barbarlar... Demir Perde’nin yeniden inşasından başka bir şey istemeyen insanlar olduğunu biliyordum. Bu sefer –böyle demişti...