SALMAN RUSHDIE - MAĞRİPLİNİN SON İÇ ÇEKİŞİ

Bu Eylül ayı okuma açısından çok verimsiz geçti, Salman Rushdie'nin bu kitabını da Eylül'e yetiştiririm diye düşünmüştüm ama olmadı... hem Eylül ayını verimsiz geçirmemin hem de bu kitabı bu kadar uzun zamana okumamın benden kaynaklanan sebepleri var ama yine de neden böyle oldu tam bilemiyorum...


Gelelim 1995 yılında yazılan bu kitaba; yukarıda soyağacını gördüğünüz Hintli-Yahudi bir ailenin kuşaklara yayılan hikayesini anlatıyor... tabii bu arada Hindistan'ın bahsedilen yıllardaki durumu da ana konuya dahil... hikaye ailenin en küçük ve tek erkek çocuğu Moor tarafından anlatılıyor ve ön planda ailenin kadınları yer alıyor, özellikle de annesi Aurora... zengin bir baharat tüccarı aileden gelmesine rağmen Aurora yetenekli bir ressam, baskın ve aykırı bir karakter... baba Abraham başlarda çok silik ve geri planda olmasına rağmen kitabın sonlarına gelindiğinde kişiliğinin/yaptıklarının şok edici gerçeği çok şaşırtıcıydı... ''İnsanın sapkınlığı kahramanlığından büyüktür'' -şıngır mıngır!- ''ya da korkaklığından'' -pat! pat!- ''veya sanattan'' derdi dans eden annem. ''Çünkü bu şeylerin bir sınırı vardır ve onlar uğruna aşmayacağımız hudutlar mevcuttur fakat sapkınlığın sınırı yoktur, sonunu keşfeden olmamıştır. Bugünkü aşırılıkların hepsi yarın katbekat aşılacak.'' (syf:164) öykü bu minval üzerinde devam ediyor...

Yazardan okuduğum ikinci kitap bu, ilk okuduğum Utanç kadar olmasa da bu romanı da sevdim, sadece -benden kaynaklanan nedenleri hesaba katsam da- okumam niye bu kadar uzun sürdü bir türlü anlamlandıramıyorum... okurken sıkılmadım ama bazı tali karakterler çok uzun anlatılmıştı, her ne kadar konuyla doğrudan ilgiliyse de Aurora'nın tablolarının tasviri çok yer kaplıyordu, eğer tabloyu gözünüzde canlandırabilirseniz (bazen başardım bazen değil) iyi, eğer bunu yapamazsanız o uzun anlatım sizi konudan koparabiliyordu... sonuç olarak ben sevdim ama herkese uyar mı bilmiyorum, yazarı seviyorsanız deneyebilirsiniz...

Yazar: Salman Rushdie
Çevirmen: Begüm Kovulmaz
Özgün Adı: The Moor's Last Sigh
Sayfa Sayısı: 552
Basım Yılı: 2017
Yayınevi: Can

Salman Rushdie’nin bu sürükleyici romanı, kendini, “Ana rahmine düştüğüm andan itibaren, başka bir boyuttan, zaman tünelinden gelen bir ziyaretçi gibi dünyadan ve üzerindeki her şey ve herkesten iki kat hızlı yaşlandım. Ana rahmine düşmemle doğumum arasında dört buçuk ay vardı,” diye tanıtan bir Hintli-Yahudinin ağzından anlatılıyor. Moraes “Mağripli” Zogoiby, Koşin baharat tacirleriyle yeraltı dünyasını yönetenlerin melezi bir soyun son temsilcisi. Rushdie, okurlarını Mağriplinin hikâyesi eşliğinde Hindistan’dan İspanya’ya uzanan bir yolculuğa çıkarırken, bir yandan da Hindistan’ın iç politikasındaki, toplumsal yaşamındaki ve Hint alt kıtasındaki değişimleri aktarıyor. 

Salman Rushdie, Mağriplinin Son İç Çekişi’nde İspanyol ressam Francisco Pradilla y Ortiz’in 1492’de Granada’nın düşmesiyle ilgili bir tablosunda ele aldığı efsaneden esinlendi. İspanya’daki son Mağripli hükümdar XII. Muhammed, Granada’yı terk etmek zorunda kalınca son bir kez dönüp arkasına bakar ve içini çeker. Bunun üzerine annesi şöyle der: “Erkek gibi müdafaa edemediğin şey için kadın gibi ağlama.”

Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. Aile çok farklı, her türlü acayip karakter var, yok yok yani. Hayatları için çok maceralıydı diyebiliriz evet:)

      Sil
  2. Salman Rushdie okumak kolay degil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında benim için öyle değil(di) Utanç daha karmaşık yazılmasına rağmen çok kısa sürede okumuştum. Bu kitap daha düz yazılmış, arada tarihten tarihe geçse de belli bir seyir izliyordu, aslında okuması daha kolaydı ama bitirmem zaman aldı asıl onu anlayamıyorum ya:))

      Sil
  3. Yüz Yıllık Yalnızlık benzeri bir eser her halde.Soy ağacını anlatan çok karakterli romanları okuması biraz zor oluyor.O soy zincirini akılda yerleştirmek gerekiyor.Belki de bu yüzden zorlandınız:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada soy ağacı karışık değil akılda kalıyor sorun o değil. Zor okunuyor da değil ama bir şekilde uzun sürdü sanırım konuyla ilgili pek çözemedim.

      Sil
  4. yazarın bir iki kitabına el atmıştım ama bitiremeyip yarım bıraktım.. kitabı çok güzel anlatmışsınız elinize sağlık Gül Hanım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim Eren Hanım. Yazarın kitaplığımda bekleyen bir kitabı daha var o nasıl çıkacak diye iyice meraklanmaya başladım. Sevgiler:)

      Sil
  5. çok uzatıyor gibi hissediyorum yıldızım barışmadı kendisiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman bu kitap hiç size göre değil. Başka yazarlara artık, keyifli okumalar.

      Sil
  6. salman rusdie nin kitaplarını severim, bana göre 'geceyarısı çocukları' açık ara en iyisidir fakat bu kitabını okumamıştım, yorumunuza dayanarak okuyacağım,
    eğer okumadıysanız geceyarısı çocuklarını da seversiniz diye düşünüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filiz Hanım aslında ikinci olarak onu okuyacaktım fakat birkaç ay önceki Can Yayınları indiriminde bunu ve Ayaklarının Altındaki Toprak kitabını görünce dayanamayıp aldım o yüzden sıra biraz değişti ama Geceyarısı Çocukları' nı da okuyacağım. Teşekkür ediyorum yorumunuza sevgiler:)

      Sil
  7. Yazarı yarım bıraktığım olmuştu kendisi politik sorunlar da yaşamış biri bu kitabını okumak isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer yazardan ilk kez okuyacaksanız diğer kitaplarına da bir bakın. Teşekkürler

      Sil
  8. olur bazen yaa hayat araya girer az okuruz yani :) raşdinin o ünlü kitabısını okudum bunu bilmiyom çok eğlenceli yazar değil amaa :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALAIN-FOURNIER - ADSIZ ÜLKE

STEFAN ZWEIG - İNSANLIĞIN YILDIZININ PARLADIĞI ANLAR

STEFAN ZWEIG - MARY STUART