ROY JACOBSEN - Yalnız Bir Anne
Roy Jacobsen'in Görülmeyenler, Beyaz Deniz ve Rigel'ın Gözleri olarak devam eden kitapları meğerse dörtlemeymiş, sonuncu kitapta Yalnız Bir Anne... görür görmez aldım okuyup bitirdikten sonra da Jacobsen'i kaybettiğimize bir kez daha üzüldüm Ingrid'in serisine devam edemeyecek olması, başka başka kitaplar yazamayacak olması çok üzücü...
Bir önceki romanda Ingrid kızının babasını arayıp sonuç alamasa da Barrøy Adası onu bekliyor, dönüp dolaşıp adasına dönüyor... bu romanda aradan beş yıl geçmiş hala savaşın izleri hissediliyor, yoksulluk ve güç koşullar devam ediyor ama Ingrid adasında kızı, halası, kuzenleri, onların eşleri ve çocukları ile yaşamaya devam ediyor... ailenin direği konumunda, yine balıkçılık ile geçiniyorlar, biraz ekim yapıyorlar koyun besliyorlar ve hayat devam ediyor...
Bu roman bana ilk kitap Görülmeyenler'in tadını verdi çok çok sevdim, elinizden bırakamadan okuyacağınız bir roman ama ben bitmesin diye azar azar okudum:) kaçırmayın okuyun derim...
Yazar: Roy JacobsenÇevirmen: Deniz Canefe
Özgün Adı: Bare En Mor
Sayfa Sayısı: 216
Basım Yılı: 2026
Yayınevi: YKY
Görülmeyenler ile başlayıp Beyaz Deniz ve Rigel’in Gözleri ile devam eden Ingrid Barrøy’ün hikâyesi, Yalnız Bir Anne ile son buluyor. Serinin bu son halkasında Roy Jacobsen, fedakârlığın sınırlarını, sert bir coğrafyada yeşeren şefkati ve tek başına bir topluluğu ayakta tutan Ingrid’in hikâyesini ustalıkla kaleme alıyor.
Savaşın gölgesi Barrøy Adası’nın üzerinden çekilmiş, geriye cevapsız mektuplar kalmıştır. Ancak Ingrid için asıl direniş şimdi başlar. O, savaş sonrası kurulan bu yeni dünyada ve adanın ıssızlığında savaşın öksüz çocuklarını büyütürken bir yandan da mülkiyet kavgaları ve kasaba dedikodularıyla baş etmek zorundadır.
Erkeklerin denizde, kadınlarınsa hem karada hem denizde varlık mücadelesi verdiği Barrøy Adası’nda Ingrid sadece bir anne değil, sarsılmaz bir iradedir de. Salthammer’in gövdesine sinen tuz ve kan kokusu ile çocukların uykulu nefesleri arasında Ingrid, bir yuvayı bir vatana dönüştürmenin bedelini öder.
Annesinin, çocuk seslerinin Tanrı’nın şarkısı olduğunu söyleyişini hatırladı. Derinlerdeki balina dansını düşündü, annesinin ağlama sanatı üzerine anlattıklarını duyar gibi oldu; gözyaşı ancak yalnızlıkta yerini bulurdu. Durgun havada üvez ağacının tek bir yaprağı kımıldamıyordu, ama Ingrid’in içinde hep bir kıpırtı, bitmeyen bir huzursuzluk vardı.
Roy Jacobsen 26 Aralık 1954’te Oslo’da doğdu. Norveçli romancı ve öykücü.
Çocukluğu Oslo’nun yakınlarında Groruddalen Vadisi’nde bir banliyö kasabasında geçti. Değişik işlerde çalıştı ve 1982’de ilk kitabı yayımlandıktan sonra da çalışmayı sürdürdü. Ancak 1990’da bütün zamanını yazarlığa ayırmaya başladı. 1991’de yayımlanan Seierherrene romanında, hem annesinin geldiği topraklar hem de kendisinin Groruddalen’deki çocukluğu önemli temalar olarak ele alınır. Bu romanda Norveç kültüründe “büyük sınıf yolculuğu” denilen ve yirminci yüzyılda birkaç nesil içinde Norveç toplumunun büyük bir bölümünün üst toplumsal katmanlara geçmesi biçiminde yaşanan olgu, belki de diğer tüm Norveç edebiyat eserlerinden daha doğrudan bir şekilde ele alınmıştır.
Romanda, bir aile ve iki neslin görüş açısından, son seksen yılda sıradan insanların yaşam koşullarının nasıl değiştiği, bir çiftçi ve işçi toplumunun nasıl büyük bir hızla endüstri sonrası, eğitimli, teknik bir topluma, fırsatlarla dolu bir refah toplumuna dönüştüğü ve bu sırada yurttaşlara nasıl yeni yaratılmış bir benlik duygusu sunulduğu anlatılır.
Kendini bu şekilde kanıtlayan Jacobsen, İşçi Partili eski başbakan Trygve Bratteli’nin biyografisini yazmak üzere seçildi. “Norvegian Academy for Language and Literature” üyesi de olan Jacobsen 18 Ekim 2025’te vefat etti.


Yorumlar
Yorum Gönder