Kayıtlar

NABİZADE NÂZIM - ZEHRA

Resim
Klasik eserlerimizden yavaş yavaş okumaya çalışıyorum, fuardan iki tane kitap almıştım bunlardan biri Zehra... çok kıskanç ve hırslı bir kadın olan Zehra kendini terk eden kocasından intikam almak için bir plan yapıyor ve dram üstüne dram, intikam üstüne intikam, aptallık üstüne aptallık ve herkes telef oluyor... Yazar Monte Kristo Kontu'ndan biraz etkilenmiş gözüküyor ama hikayenin sonunu sevdim, elde var sıfır olsa da gerçekçiydi... İstanbul'un semtlerini ve Tulumbacıları anlattığı bölümler çok iyiydi... 19. yüzyıl İstanbul'u düşünüldüğünde buna benzer hikayeler mutlaka gerçek hayatta da yaşanmıştır ama iş okumaya geldiğinde aptallık boyutu bana bazen fazla geliyor ve konuyu sevmiyorum... bu romanda da başıma gelen bu: hikayeyi bir türlü sevemedim... ama nihayetinde klasik bir eser deneyebilirsiniz... Yazar: Nabizade Nâzım Günümüz Türkçesi: Esra Derya Dilek Sayfa Sayısı : 144 Basım Yılı : 2019 (2. Baskı) Yayınevi: T. İş Bankası Zehra , Tanzimat ...

RAFIK SCHAMI - SOPHIA veya Tüm Hikayelerin Başlangıcı

Resim
Rafik Schami 1946’da Şam’da Hristiyan bir Arap ailede dünyaya gelmiş ve üniversite eğitimini Şam'da tamamlamıştır. 1971’de Almanya’ya göç eden ve 2002'den bu yana Bavyera Güzel Sanatlar Akademisi üyesi olan Schami, Avrupa'daki göçmen edebiyatın önemli temsilcilerindendir. Roman, öykü, tiyatro oyunu, ve çocuk hikayelerinden oluşan eserleri yirminin üzerinde dile çevrilmiş; aralarında Zürih Çocuk ve Gençlik Kitabı ödülü, Hermann Hesse ödülü ile Independent Publisher Book Awards Altın Madalyası'nın bulunduğu sayısız ödüle layık görülmüştür. Schami’nin yayınlanmış eserlerini şöyle sıralayabiliriz: “Bir Avuç Yıldız” (1987), “Gece Masalcısı” (1989), “Dürüst Yalancı”(1992), “Sevginin Karanlık Yüzü” (2004), “Yüreklerdeki Şam” (2006), “Hattatın Sırrı” (2008), “Kocasını Bit Pazarında Satan Kadın” (2011), “Makarna Salatası Adında Bir Alman Tutkusu” (2012), “Cesaret, Onur ve Söz” (2013), “Sofia, veya Tüm Öykülerin Başlangıcı” (2015) Yukarıda özgeçmişini gördüğünüz yazar cazip...

STEFAN ZWEIG - MARIE ANTOINETTE Vasat Bir Karakterin Portresi

Resim
Bu kitabı ilk gördüğümde böyle kötü bir karakteri neden okumak isteyeyim ki diye düşünmüştüm, sonra aradan çokça zaman ve bir sürü Zweig biyografisi geçti ve ben birden aydınlandım... Zweig aslında anlattığı karakterlerle beraber ilgili dönemi de çok detaylı olarak ortaya koyuyordu... Erasmus 'da, Mary Stuart 'da, Macellan 'da ve diğerlerinde keyifle, bilgilenerek okumuştum... dolayısıyla Fransız İhtilali cazip geldi ve buradayız... Ve fakat diğer kitaplarının aksine Zweig burada yalnızca Marie Antoinette'e odaklanıyor, ihtilal fon olarak var, sadece Kraliçeye temas ettiği noktalarda ortaya çıkıyor ve detaya girmeden anlatıyor... diğer biyografilerde rastladığım ''şundan şundan oldu, böyle böyle sonuçlar doğurdu'' incelemeleri pek yoktu, Danton, Robespierre, Marat, Saint Just gibi ihtilalin önderlerinin isimlerini koca kitapta bir veya iki kere geçirdi, sadece Hébert Kraliçe hakkında gazetesinde sürekli küfürlü yazılar yazdığı için biraz daha faz...

HELEN BRYAN - KIRLANGIÇLAR Manastırı

Resim
Bu seneki kitap fuarından daha önce tanımadığım yazarın iki kitabını aralarında tercih yapamadığım için aldım, ilk okuduğum Savaş Gelinleri pek beklediğim gibi çıkmadı... bu roman ilkinden çok daha iyi, en azından ilk kitaptaki boşluklar bunda yok... anladığım kadarıyla H. Bryan , tüm zamanlarda tüm dünyada kadınların ezilmesine, ikinci plana atılmasına itiraz eden ve aralarında büyük dostluk ve dayanışma bulunan, birlikte hareket eden kadınların romanlarını yazıyor... özellikle bu kitapta ortaçağdan başlayarak bu konuyu işliyor... Arka kapağı ilk okuduğumda eski bir madalyonun, bir ortaçağ ressamının gizemli resimlerinin peşinde heyecanlı bir hikaye beklemiştim ama öyle değil... sürükleyici, kolay okunan bir roman ama çoğunluğu ortaçağda geçen, zorda kalan kadınların kısa hikayelerinden oluşuyor... konu hem İspanya'da hem de And dağlarında bir rahibe manastırıyla ilişkili, bu manastır hem kadın hem de gayrimeşru bebeklerin sığınma evi olarak faaliyet gösteriyor ve kendi ...

MARIO VARGAS LLOSA - KETUM KAHRAMAN

Resim
M. Vargas Llosa 'dan üçüncü kitabım bu, aynı zamanda yazarın yakın tarihli romanlarından, 2013'de yazılmış... daha önce okuduğum Hınzır Kız ve Mayta'nın Öyküsü kitaplarını çok sevmiştim, elimde okumayı merakla beklediğim Teke Şenliği'de var, yani Llosa benim favori yazarlarımdan... Bu kitaba gelirsek; çok sürükleyici yazılmış, merakla okunuyor, hikayesinde hafif bir polisiye yönde var... özünde iki başarılı iş adamı ve bir avukatın oğulları ile ilişkisini anlatıyor, bir anlamda babalar ve oğullar hikayesi bu... tabii ülkenin halleri, aşk, cinsellik, din, gelenek-görenekler vs. bir çok konu ile birlikte işleniyor... Kitabı sıkılmadan okudum ama diğer iki kitaba bakarak bu romanı çok zayıf buldum, okumasam da olurmuş açıkçası... eğer yazarı seviyorsanız okuyun ama ön sıralara almaya gerek yok... Yazar: Mario Vargas Llosa Çevirmen : Havva Mutlu Özgün Adı: El héroe discreto Sayfa Sayısı: 416 Basım Yılı : 2014 Yayınevi : Can Bu ülkede küçük de ...

MEHMET EROĞLU - Geç Kalmış Ölü

Resim
2018'de Mehmet Eroğlu 'nun ilk romanı Issızlığın Ortası 'nı okudum ve çok sevdim, sonrasında bir devamı olduğunu öğrendim, kitabı hemen aldım ama okumam bu aya kaldı... öncelikle hemen söyleyeyim peş peşe okusaymışım çok daha etkileyici olacakmış... bu romanda mükemmel, o anlamda sorun yok ama kısa arayla okusaymışım etkisini çok daha fazla artırabilirmişim... Roman 4-19 Nisan 1975 arasındaki onbeş günü anlatıyor, arada geçmişe dönüşlerde var ama asıl hikaye bu onbeş günde saklı... ilk kitabın sonunda Ayhan, öldüğünü sandığı dava arkadaşı Zafer'in hayatta olabileceğini öğreniyordu... bu romanda ise Zafer'in izlerini takip ederek Gaziantep, Antakya ve İskenderun'a kadar geliyor ve herkese onu sorup anlatırken bir yandan da kendine dair bir şeyler keşfediyor... ülkenin durumu ile yörenin insanlarının hali de hikaye içinde önemli yer tutuyor... Yine muhteşem bir romandı çok beğenerek okudum, kitabın ismini yanlış yorumlamışım bitirdikten sonra fark ettim:...

AMIN MAALOUF - Işık Bahçeleri

Resim
Amin Maalouf 'dan bugüne kadar 8 kitap okudum ve artık burada kalırım diye düşünürken YKY'de Işık Bahçeleri 'ni görüp, neden bilmiyorum hemen aldım... iyi ki de öyle yapmışım romanı çok beğendim... 3. yüzyılda Pers İmparatorluğu içinde ortaya çıkan Maniheizm dininin kurucusu Mani'yi (216-274) anlatıyor... Mani dininin dünyayı görüşünde tanrısal aydınlık ile karanlık iki rakip olarak karşı karşıya durur. Bu ikisinin birbirleri ile mücadelesinde aydınlığın bir kısmı karanlığın içinde (dünyanın içinde) tutsak kalmıştır. İnanca göre dünyanın sonunda ışık ile karanlık ebediyen ayrılacaklardır. O güne dek bilinen tüm dinsel sistemlerin gerçek sentezi olduğu ileri sürülmüştür. Manicilik aslında Zerdüşt düalizmi, Babilonya folkloru, Budist ahlâk ilkeleri ve Hristiyan unsurların bir karışımından oluşmaktadır. Bu bileşimde önde gelen anlayış iki ezelî ilkenin, iyi ve kötünün, çatışmasıdır. Bu bakımdan din tarihi araştırmaları, Maniciliği bir tür dinsel düalizm (ikicilik) ol...