Kayıtlar

LARS SAABYE CHRISTENSEN - Üvey Kardeş

Resim
Bu kitaba sıra geldiğinde; Norveçli yazarları seviyorum, konu güzel görünüyor , kalın bir kitap üstelik (tam istediğim gibi), içine dalıp  uzun uzun okurum ne güzel, diye düşündüm... ''ne dilediğine dikkat et, gerçekleşebilir'' diye bir laf var bilirsiniz, tam da öyle oldu... üç haftadır uğraşıyorum bitmedi bitmedi bir türlü, roman kabusum oldu resmen... hatta bu ay içinde bitirmekten umudumu kesmiştim ama azıcık hileyle (400. sayfadan sonra atlaya atlaya okudum) sonuna ulaştım nihayet... bu arada atlaya atlaya okunabiliyor hiç kopukluk olmuyor konuyu fevkalade iyi bir şekilde takip edebiliyorsunuz, çünkü hep aynı mutsuzluk anlatılıyor (hani olur da benim gibi sıkılıp bu yöntemle okumak isterseniz diye bunu da yazayım)... Yazar bu kitapla 3 tane filan ödül almış ama bana hiç uymadı, ilk sayfalardan itibaren elime her aldığımda 3-5 sayfadan fazla okuyamadım...   kısa kısa öyküler gibi yazılmıştı biraz ondan, biraz da karakterlerinin çok çok mutsuz ve arızalı haller...

ISABEL ALLENDE - Ruhlar Evi

Resim
Isabel Allende 'nin 1982 yılında yazdığı ilk romanını nihayet okudum ve bu kadar geç kaldığıma çok hayıflandım... ülkesinin siyasi geçmişini, amcasını, askeri diktatörlüğü, muhteşem bir kurgu içerisine alarak anlatıyor... önce çılgın kadınlardan oluşan bir ailenin öyküsü olarak başlıyor, sonuna doğru Şili'nin 70'li yıllarında yaşananlara odaklanıyor... özellikle sonlara doğru -Pinochet'in diktatörlüğüne- gelindiğinde nasıl bizim geçmişimize benzediğini, kapitalizmin dünyanın hemen her yerinde aynı senaryoyu tezgahladığını görüyorsunuz... çok güzel bir romandı, siz benim kadar geç kalmayın, mutlaka okuyun...  Yazar: Isabel Allende Çevirmen : Nihal Yeğinobalı Özgün Adı: La casa de los espíritus Sayfa Sayısı: 544 Basım Yılı : 2020 (12. Baskı) 1991 (1. Baskı) Yayınevi : Can Şili’nin seçimle işbaşına gelen, askerî bir darbeyle devrilip öldürülen Marksist başkanı Salvador Allende’nin son saatleri nasıl geçti?  No­bel ödüllü büyük şair Pablo Neruda’nın cenaze töre...

HIROMI KAWAKAMI - Nakano Eskici Dükkânı

Resim
Hiromi Kawakami, 1958 Tokyo doğumlu olup, Ochanomizu Üniversitesi'nden mezundur. Japonya'nın çağdaş romancılarından olan H. Kawamaki şiir ve edebiyat eleştirisiyle de tanınmaktadır. Bugüne kadar Akutagawa Ödülü, Tanizaki Ödülü, Yomiuri Ödülü ve Izumi Kyōka Edebiyat Ödülü de dahil olmak üzere çok sayıda Japon edebiyat ödülü kazanmıştır (Wikipedia) Japon yazarları seviyorum, bugüne kadar Mişima , Şonagon , Kavabata, Tanizaki , Ishiguro ve Murakami olmak üzere epeyce okudum... bu kitabı gördüğümde yeni bir Japon yazar (üstelik kadın) diye hemen okumak istedim... konu aşağıda detaylı anlatılıyor ilave bir şey yazmayacağım, kolay okunuyor, karakterleri sevimli... ben yukarıda saydığım kült yazarlarla kıyasladığım için pek aman aman bulmasam da hoştu... kitap kapağı çok güzel, konusu da akıcı, ilginizi çekiyorsa deneyebilirsiniz... Yeni yılın hepimize SAĞLIK getirmesini canıgönülden diliyorum... Yazar: Hiromi Kawakami Çevirmen : Selen Ak Özgün Adı: Furudogu Nakano Shoten Sa...

IRMGARD KEUN - Yalancı İpek Kız

Resim
Bu kitabı da yazarı için aldım, konusu da cazip geldi ve iyi çıkmasını umdum... bu sefer tutturdum muhteşem bir romanmış, çok sevdim... sanki 18 yaşındaki genç bir kadının büyük şehre gidip meşhur/zengin olmak istemesini anlatıyor gibi başlıyor ama aslında 1932 yılının Berlin'inde sanattan, politikaya, kadın-erkek ilişkilerinden, arkadaşlığa, çalışma hayatına dair her şeyi, daha doğrusu hayatı anlatıyor... çok gerçekçiydi, otobiyografik yanları ve hoş bir üslubu vardı... 1932'de geçiyordu ama Doris'in kendi hayatına dair anlattıkları her hangi bir zamanda her hangi bir yerde de yaşanıyor olabilir o kadar zamansız yazılmıştı... çok sevdim, benim için bu senenin en iyi kitaplarından biri oldu, kaçırmayın okuyun derim... Yazar: Irmgard Keun Çevirmen : Nilay Kaya Özgün Adı: Das Kunstseidene M ä dchen Sayfa Sayısı: 164 Basım Yılı : 2018 Yayınevi : İletişim Beyazperdede anlatılan şaşaalı hayatlara bir cevap olarak yazılan Yalancı İpek Kız, Weimar döneminin altın yı...

MIGUEL ANGEL ASTURIAS - KASIRGA

Resim
Miguel Angel Asturias, Guatemala'nın Ciudad kasabasında 9 Ekim 1 899 tarihinde dünyaya geliyor. (....) Guatemala'nın San Carlos Üniversite'sinde hukuk okuyor. ''Yerlilerin Sosyal Problemleri'' adındaki tezi ile devlet hukuk sınavını veriyor (1923). Bundan sonra da öğrenimini tamamlamak için Avrupa'ya geliyor. Sorbon'da okuyor. Geliş o geliş. Ara sıra, bir iki yıllığına yurduna dönüyor, bazı yüksek mevkilere getiriliyorsa da, ömrünün çoğunluğunu Paris'te ve sürgünde geçiriyor. Yeni düşünceli ve yurtsever öncüler işbaşına gelince, Asturias, Paris büyükelçisidir. Faşist cuntacıların bir askeri darbesinden sonra da sürgündedir. (.....) Kendi ifadesine göre, İspanyolca konuşulan bölgelerde ne zaman kitapları toplanır ve yasaklanırsa, bu hareket bir faşist idarenin öncüsü ve habercisi sayılırmış. (syf:7 Tahir Alangu'nun önsözü ) 1967'de edebiyat dalında Nobel Ödülüne layık görülen Asturias, 1974'de Madrid'te ölmüştür. Özgeçmişi, kit...

LUCINDA RILEY - YEDİ KIZ KARDEŞ

Resim
2013'de hiç tanımadığım yazarın Orkide Evi isimli romanını okumuş ve beğenmiştim... bu tip popüler kitapları pek okumuyorum (okuduklarımı da zaman geçince çok fazla hatırlamıyorum:) ama yayınevinin sitesinde Fırtına Kız isimli kitap ilgimi çekti, sonrasında yazarı bildiğimi fark ettim ve okumak istedim, biraz araştırınca bu romanın 7 kitaplık bir serinin 2. kitabı olduğunu öğrendim... serinin ilk iki kitabı (Yedi Kız Kardeş ve Fırtına Kız) dilimize çevrilmiş, kalan romanlar The Shadow Sister, The Pearl Sister, The Moon Sister, The Sun Sister şeklinde ve son kitap The Missing Sister'da 2021 baharında yayımlanacakmış... Her ne kadar 2. kitabı okumak istediysem de başından başlayayım diye düşündüm ve iyi ki de öyle yapmışım, kızları evlat edinen babanın hikayesi ile başlıyor roman ve ben en çok o hikayeyi merak ettim... Konu arka kapakta detaylı anlatılıyor, '' Yedi Kız Kardeş serisi genel hatlarıyla, ünlü Orion Kuşağı'nın yanında yer alan ve Ülker (Pleiades) Yıldız ...

TANGUY VIEL - Ceza Kanunu, 353. Madde

Resim
Ceza Kanunu, 353. madde: Kanun hakimlere ikna olma yöntemleri konusunda hesap soramaz, bir kanıtın geçerliliğini ve yeterliliğini belirleyecek kuralları onlara dayatamaz; onların sessizlik ve tefekkür içinde kendilerini sorgulamalarını ve vicdanlarının samimiyeti içinde nasıl bir izlenim edindiklerini, suçluya karşı gösterilen kanıtları ve onun savunma araçlarını, bunların nedenlerini aramalarını buyurur. Kanun onlara sadece, görevlerinin bütün kapsamını ölçecek şu soruyu sorar: Samimi biçimde inandınız mı? (syf:131-132) şeklindeymiş... Martial Kermeur'un davasında hem işlenen suçu hem de sonucu adım adım okuyoruz... Konunun ana hatları aşağıda anlatılıyor; ben daha çarpıcı ve etkileyici bir konu  (bizde vaka-i adiyeden sayılan dolandırıcılıklardan biriymiş)  beklemiştim onu pek bulamadım... neden olduğunu tam olarak çözemedim ama zor okunuyordu (lafı çok dolandırıyordu diyebilirim), dolayısıyla anlatımını sevmedim... sadece kanun maddesini ilginç buldum ama subjektif yönü ...